Öne çıkan

Havuçlu ve Soğanlı Krep (Akıtma)

 

img_1649Sonbahar döneminde fazlaca kullandığım havuçtan değişik tarifler denemeye devam ediyorum. Bu sefer kahvaltıda yada öğle yemeğinde hem lezzetli hemde kolay yapılan tariflerden biri olan krep ile beraber denedim. Katık yapılan malzemeye göre tatlı veya tuzlu yenilen, iç malzemesine yeni malzemeler ekleyip tamamen değişik bir tat elde edilebileceğimiz kolay bir tarif.  Yanına kremalı (kabaklı, mantarlı veya pırasalı) sosla veya acı sosla beraber doyurucu bir  öğün haline getirebilirsiniz.  Sosunu ise, sebzeyi biraz soteleyip krema,tuz , biber ve biraz peynirle kolayca yapabilirsiniz.

Malzemeler:

200 gr havuç 

400 ml süt

3 yumurta

275 gr beyaz un

2 tatlı kaşığı köri

1 büyük taze soğan

Yapılışı:

Havuçları rendenin küçük tarafıyla rendeleyin. Bende mor , turuncu ve krem rengi havuçlar vardı. Bende karışık yaptım, o yüzden hamurun rengi daha koyu hale geldi. img_1626img_1630

Yeşil soğanıda ince doğrayın. Diğer tarafta süt, yumurta ve unu çırpın ve daha sonra havuçları ve soğanıda karışıma ekleyin. Tuz, biber ve köriyide ekledikten sonra krep hamuru pişirmeye hazır hale gelecek.

img_1640

Sos yapmak istiyorsanız ilk önce sosa başlayın, bu arada hamur biraz beklemiş olur. Tavanız yapışmıyorsa hiç yağ kullanmanıza gerek yok. Çok kalın olmayacak şekilde krep hamurunu pişirmeye başlayın. büyük tavayla 5-6 parça elde edebilirsiniz.

Bu tarifi havuç yerine kabak, pırasa veya patatesle de deneyebilirsiniz.

Afiyet olsun

Öne çıkan

Pancake

 IMG_1546

Haftasonu geldi çattı. Haftasonu kahvaltısı için aklıma bir hafta önceden pancake fikri yerleşmişti bile. Hafta içi erken kalkıp sabah enerjisiyle çalışmak bizim için daha etkili olduğu için, kahvaltıyı meyve, kuruyemiş ve kahveyle geçiştirip, aynı zamanda da verimli zaman kazanmış oluyoruz. Çalışma alışkanlıkları herkes için farklıdır tabi. Bu alışkanlık benim ve eşim için geçerli. Ama bu alışkanlığı genelde  hafta sonu  sağlam bir kahvaltı ile bozuyoruz. 🙂 Geçen haftada kahvaltıda da pancake vardı. Tarifi kolay ve lezzetli. Şeker oranını ruh halime göre değiştiriyorum. 🙂 Pancake genelde reçel veya akçaağaç şurubuyla yenildiği için zaten tatlı oluyor. Kahvaltılık soslarla da yemek için bazen şeker oranını daha da az kullanıyorum. Gelelim tarife:

Malzemeler:

2 yumurta

250 gr süt

60 gr şeker

yarım vanilya çubuğu

170 gr un

bir tutam tuz

Yapılışı:

Yumurta beyazlarını ve sarılarını ayırın. Yumurta beyazlarını koyduğunuz kabın temiz ve kuru olmasına dikkat edin. Birde yumurta beyazını ayırırken içine yumurta sarısından kaçırmamaya dikkat edin.

Şekerin yarısını yumurta beyazına ekleyin ve elde çırpmaya başlayın.( makineniz varsa daha çabuk olacaktır ama az miktarda olunca elde çırpıncada oluyor.) Beyaz köpük halini alınca kenara alın. ( Çırpma telini havaya kaldırıdğınızda köpük yere çok çabuk düşmeyecek kıvamda olmalı)

Diğer tarafta şekerin diğer yarısını yumurta sarısıyla karıştırıp, süt, vanilya, un ve tuzu ekleyip çırpın. Yumurta beyazı karışımıyla spatula yardımıyla yavaşça birbirine yedirin. Yumurta beyazını söndürmemek için yavaş karıştırın.

IMG_1547

Daha sonra tavayı ısıtın ve pişirmeye başlayın. Afiyet olsun … 

 

Öne çıkan

Havuç Yeşilliğinden Pesto Sos

IMG_1558

Merhabalar herkese,

Yine küçük bir aradan sonra geri geldim. Başka bir ülkeye taşındığımdan beri , daha önce hiç tatmadığım birçok yeni sebzeyle tanıştım. Belki mevsimsel özellikler yüzünden belki de damak tadıyla alakalı…  Sürekli yediğim havucun yeşil kısmını  hiç satın almamıştım, hatta görmemiştim demem daha doğru olur. Belki pazarlarda vardı da ben dikkat etmedim.  Markette havucu yeşilliği ile görünce ne yapıcam ki ben bununla diye kısa bir süre düşündüm. 🙂 Sonra küçük bir araştırma yaptım ve salatalarda , çorbalarda, maydanoz niyetine yemeklerde ve sabah kahvaltılarında meyvelerle birlikte içecek yapmaya başladım.

Yeşilliğin sapları biraz sert ve telli bir yapıya sahip, zamanı biraz geçince sert ve telli yapısı arttığı için içeceklerde ve salatalarda sadece yaprak kısımlarını kullanıyorum. Ama şimdi tarlamda taze taze kullanabileceğim havuçlarım var. Geçen günlerde elimde fazla olunca pesto denemeye karar verdim.  Pestonun vazgeçilmesi olarak görülen ve fazlasıyla pahalı olan çam fıstığı  yerine de elimde hangi kuruyemiş varsa onu kullanıyorum. Bu sefer kabuklu bademle yaptım. Bazen ayçekirdeğide kullanıyorum ama bence badem daha güzel bir tad veriyor. Sizin damak tadınıza bırakıyorum. Geçelim tarife…

Pesto

Malzemeler:

135 gr havucun yeşilliği (sadece yaprak kısımları, saplarından ayırın)

200 gr zeytinyağı

80 gr badem (kavrulmuş)

3 adet sarımsak

100 gr parmesan peyniri

tuz, karabiber

Yapılışı :

Kabuklu bademleri tavada kavurup soğumaya bırakın. Yeşilliği saplarından ayırıp yapraklarını yıkayın ve süzdürün.

Yeşillik ve sarımsağı el mikseri ile çalıştırın. Yağı 2-3 seferde ekleyip çalıştırmaya devam edin. Karışım iyice sos haline gelince badem ve parmesanı da ekleyin ve çalıştırmaya devam edin. Tadına bakarak tuz ve karabiberi ekleyin. Pestomuz yemeye hazır. Afiyet olsun…

IMG_1561

Öne çıkan

Zeytinyağlı Taze Fasulye

IMG_1520

Yazı bitirmek üzereyiz ama ben salatalarla ve zeytinyağlılarla mutfağı şenlendirmeye devam ediyorum. (Burda yaz maalesef erken bitiyor) Herkes zeytinyağlı yapmayı bilir tabi ama ben yine de kendi yaptığım şeklini de sizinle paylaşmak istedim. Birde taze toplanmış sebzelerle hangi yemeği yapsam acayip mutlu oluyorum. Tabi yerkende mutluluğum ikiye katlanıyor.

Şimdi bahçede olan bütün sebzelerden çok fazla çıkmaya başladı. Özellikle salatalık ve kabak bir gün içinde 5-6 tane birden çıkıyor. Her iki günde bir gidip toplamak gerekiyor. Zaman bulamadığımız için 5 gün beklemiştik  sonuç, üç katı büyüklüğünde kabaklarımız oldu. Elimde bu kadar fazla sebze varken en iyi çözüm konserve yapıp kışa hazırlık yapmak.  Ama ondan önce taze fasulye tarifine geçelim…

Zeytinyağlı Taze Fasulye

Malzemeler:

500 gr taze fasulye

2 orta boy soğan

5 orta boy domates

1 küçük çay bardağı zeytinyağı

1 diş sarımsak

2-3 yemek kaşığı su

1 tatlı kaşığı tuz

1 tatlı kaşığı şeker

Yapılışı:

Fasulyeleri büyüklüğüne göre iki veya üçe kırın ve yıkayın. Soğanları, sarımsağı ve domatesleri ince ince doğrayın.

Tencereye fasulyeleri yerleştirin ve üzerine soğan, sarımsak ve domatesleri yayarak koyun.IMG_1485 IMG_1491 Daha sonra da zeytinyağı, su, tuz ve şekeri de ekleyip kısık ateşte yarım saat kadar pişirin. Afiyet olsun…

 

Öne çıkan

Pancar Salatası

IMG_1518

Bu yıl zamanımı değerlendirmek için çok güzel bir uğraş buldum. Kendi sebzelerimi yetiştirdiğim küçük bir tarlam var. Mayıs ayında başladım aslında. Çocukluk dönemimde tarlamız vardı, az çok birşeyler biliyordum ama yardım edecek bir annenin yanında olmaması işleri biraz zora soktu. Malum ilk hangisi yabani ot hangisi değil çok çözemediğimden, burda normalde yenilebilen ıspanak türlerinden bitkiyi (Gartenmelde- hayat süpürgesi) yabanı ot diye söktüm. Birkaç sıra olsa sorun değildi de, kolayca heryerde çıkan bir bitki olduğu için tarlanın hemen heryerinde vardı ve küçük bir tepe yığını çıktı sonunda 🙂 Neyse yavaş yavaş öğreniyorum.  Ama son 3 aydır tarlada çalışmak çok iyi geldi. Hele de şimdilerde aldığımız ürünleri yemeye başlayınca iyi ki başladım diyorum.

İlk başlayanlar için iyi olan tarafı tarlayı siz sürmüyorsunuz ve ana ekilmesi gereken tohumlarıda siz ekmiyorsunuz. Geriye ne kaldı diyebilirsiniz ama halen yapacak çok iş var. Sistem şöyle işliyor: Büyük bir alan var ve eğer organik tarım yapmak istiyorsanız 50 veya 100 m² lik alan için ödeme yapıyorsunuz. Sonradan elde ettiğiniz ürünleri düşününce çok uygun bir fiyat.  İsterseniz tek başınıza, isterseniz arkadaşlarınızla veya hiç tanımadığınız kişilerle iletişim kurup beraber çıkıyorsunuz yola. Tarlanız sizin verdiğiniz isimlerle yanyana ayrılmış durumda. Tarlalar arasında sadece bir ayak mesafesinde dar bir yol bulunuyor. Birde listemiz var ki bununla hangi kısma ne ekebiliriz onlar anlatılıyor.  Heryıl verim için sebzelerin yerleri değiştiriliyor. İlk tohum ekimini alanın sahipleri yapıyor.  Sizin sonradan gidip sulamanız ve yabani otları temizlemeniz gerekiyor bir ay içinde. Daha sonrada boş olan kısımlara istediğiniz sebzeleri ekebiliyorsunuz. Haziranın ortalarında marullar olmaya başlamıştı şimdi salatalık, kabak, marul, havuç, pancar ve maydonazları toplamaya başladık. Sebzeler çok lezzetli, sulu ve çok güzel kokuyorlar. Yaptığım yemeklerde daha da lezzetli oluyor tabi.

Geçen gün topladığım ürünlerden bir kaç fotoğraf paylaşıyorum.

20160722_190337 20160722_190349 20160722_191631 20160722_191635

 Salata için bütün malzemeler tarladan toplandı. Gelelim tarife…

Pancar Salatası

Malzemeler:

3 adet pancar

2 adet taze soğan

maydanoz

1 diş sarımsak

5 yemek kaşığı kolza tohumu yağı (veya zeytinyağı)

3 yemek kaşığı zeytinyağı

3 yemek kaşığı beyaz balsamik sirke (şarap sirkesi)

yarım tatlı kaşığı hardal

yarım tatlı kaşığı bal

150 gr beyaz peynir

ceviz

yeşil elma

tuz, karabiber

Yapılışı:

Bir kaba yağ, sirke, hardal,tuz, karabiber ve balı koyup karıştırın. Daha sonra içine ince doğranmış sarımsak,taze soğan ve maydanozu ekleyin.

IMG_1493 IMG_1495 Pancarları soyup küp küp doğrayın. Elma ve beyaz peyniride küp küp doğrayıp ceviz ile beraber bütün malzemeleri karıştırın.

IMG_1503Afiyet olsun …

 

 

 

 

Öne çıkan

Humus

IMG_1479

Bu aralar ekmek üstü sos yapmaya başladım. Acı sos, peynirli sos, domatesli tereyağ derken geçenlerde hiç yapmadığım ve gözümde biraz fazla büyüttüğüm humusu denemeye karar verdim.  Annemin köyden getirdiği nohutlarla lezzetli bir humus tarifi çıktı ortaya.  Aslında kolay bir sosmuş, nohutların kabuklarını soymak dışında … 🙂

Geçenlerde yine doğum günü büfesi hazırladım. Büfede yine Türk mutfağından esintiler vardı tabi.  Her zaman ki gibi mercimek köftesi ve ev yapımı ekmekle bu sefer humusta yerini aldı.

Malzemelere geçmeden önce söylemem gerekir ki , benim burda bahsettiğim çay bardağı bildiğimiz eski tip küçük çay bardaklarından.

IMG_1482 
Malzemeler:

500 gr nohut

yarım çay bardağı limon

yarım çay bardağı zeytinyağı

yarım çay bardağı tahin

1 tatlı kaşığı kimyon (silme olacak, isteğe bağlı artırılabilir)

1 tatlı kaşığı tuz (silme)

1 adet sarımsak

4-5 yemek kaşığı su

Yapılışı:

Nohutları bir gece önceden ıslatın. Yumuşayan nohutları ertesi gün pişirin ve soğuyunca kabuklarını soyun.

Derin bir kapta soyulmuş nohutları birazcık su ile beraber el blender ile ezmeye başlayın. Püre haline gelince, yavaşça yağ ve limonu da ekleyin. Daha sonra tahin, tuz,kimyon ve sarımsağı da ekleyin iyice karıştırın. Tadına bakın tuz ve kimyonu ayarlayın ve servis için bir kaseye koyun. Üzerine zeytin yağı ve kırmızı biber ekleyin. Afiyet olsun

 

 

 

Öne çıkan

Cheesecake

IMG_1466

Geldik benim meşhur cheesecake tarifime. Yeşil Ev’den de hatırlayanlar olacaktır muhtemelen:) 

İçinde beyaz çikolata var ama tatlıyı çok ağır hale getirmiyor. Vişne sosu içinde, benim daha önce yaptığım vişne konservesinin suyunu birazcık nişastayla karıştırdım ve vişneleri içine ekledim. Elinizde yoksa vişne suyuda kullanabilirsiniz. 

Not: Normalde 25-27 cm çemberler için bu karışım uygun. Eşimin doğum günü için büyük çemberde yaparken küçük çemberlerde de hazırladım. Yukarıda ki fotoğraf bu küçük kalıplardan çıkma. 

 

Malzemeler:

800 gr krem peynir (labne )

140 gr beyaz çikolata

4 adet yumurta

240 gr şeker

20 gr nişasta

biraz süt

vanilya

bir tutam tuz

Tabanı için kurabiye (crumble) malzemesi :

150 gr un

90 gr tereyağı

50 gr şeker

1 çay kaşığı tarçın

isteğe bağlı kavrulmuş ve küçük parça fındık

Yapılışı:

Tabanı için hazır kurabiye kullanmak yerine önceden evde yaptığınız herhangi kurabiye hamurunu kullanabilirsiniz. Pişmiş kurabiyeniz varsa ufalayıp biraz tereyağıyla karıştırın ve taban olarak kullanın veya yukarda vermiş olduğum basit tarifide kullabilirsiniz. Tabanı hazırlamak için bütün malzemeleri karıştırın. Benim tabanı olan kelepçeli kek kalıbım var. Kekin kolay çıkması için taban malzemesini koymadan çemberin boyutunda yağlı kağıt yerleştiriyorum. Daha sonra kek hamurunu koyup üzerine güzelce yayın. 180 derecece pembeleşinceye kadar pişirin. Pişince kurabiyeyi soğuması için kenara alın ve fırının soğuması için de kapağını açık bırakın. Fırını cheesecake pişirirken 120 derecede ve fansız kullanacağız.

Diğer yanda beyaz çikolatayı benmarie usulünde eritin. Eriyince kenara alın ve 3-4 yemek kaşığı sütü içine ekleyin ve karıştırın. İlk önce yapısı değişecek topaklanmış görünecek ama karıştırmaya devam ettikçe pürüzsüz bir yapıya sahip olacak.Bir miktar sütle çikolatayı karıştırmadan , çikolatayı diğer karışıma eklerseniz karışımın içinde çikolata topak topak kalacaktır. Çikolatayı ılınmaya bırakın.

Diğer yanda peynirleri büyük bir kaba boşaltın. Şeker ve nişastayı beraber karıştırın ve peynirin üzerine ekleyin. Çok fazla karıştırıp karışımı çok sulu hale getirmeyin. Daha sonra yumurtaları da ekleyip karıştırın.

En sonunda çikolata karışımını, vanilyayı ve tuzu ekleyip karıştırdıktan sonra hazırladığınız çemberin içine karışımı dökün.

Not: Çemberinizin tabanı varsa bile çevresini alüminyum folya ile sarmanızı tavsiye ediyorum. İçine herşekilde su alma olasılığı var.

Fırının 120 derecede ve fan olmadan çalıştırmak çok önemli. Çemberi fırın tepsisine yerleştirip, tespinin içine de soğuk su ekliyoruz. Yaklaşık 70-90 dk pişirin. Çemberi hafifçe sallayın, karışım sallanmıyor, kalıp gibi duruyorsa hazır demektir. Afiyet olsun…

IMG_1470

 

Öne çıkan

Rokalı Risotto

IMG_1452

Roka sadece tuz ve limonla olduğu kadar pizza ve makarna ile de çok lezzetli oluyor. Bu sefer birde risotto ile denedim. Parmesan ile beraber tadının iyi olacağından emindim ama tarife birde hindistan cevizi sütü ile renk verdim. Kavrulmuş badem, roka ve hindistan cevizi sütü birbirine çok yakıştı. 

Malzemeler :

1 su bardağı risotto pirinci

1000 gr sebze suyu

150 ml hindistan cevizi sütü

1 adet soğan

2 avuç kadar bezelye

Roka

Tuz, karabiber, muskat

3 yemek kaşığı zeytinyağı

İsteğe bağlı parmesan peyniri

Kavrulmuş badem

Yapılışı:

Soğanı ince ince doğrayın ve zeytinyağı ile biraz soteleyin. Risotto pirincinide ekleyin ve pirinçlerin tamamen yağla karışmasını sağlayın. Hindistan cevizi sütünü ekleyin ve çektirin. Sonra sebze suyunu da üç seferde koyup yavaşça çektirin ve aralarda karıştırın. (İkinci çektirmeden sonra pirincin diriliğine bakın, su oranının fazla olup olmadığını anlamanız için. Pirinçlerin fazla yumuşamasını istemiyoruz çünkü.)

İkinci kez biraz su ekleyip çektirdikten sonra bezelyeleri de ekleyip kalan suyuda ilave edin. Suyunu çekince pirinci tekrar kontrol edin, su oranı yeterliyse tuz, karabiber, muskat ve isteğe bağlı peynir ekleyip ocağın altını kapatın.

Servis etmeden önce kavrulmuş badem ve rokayıda ekleyip karıştırın. Afiyet olsun…IMG_1451

 

 

Öne çıkan

Ekşi Mayalı Ekmek

IMG_1396Uzun bir ekşi maya hikayesi sonunda meyvesini verdi ve ilk ekşi mayalı ekmeğimi yaptım. Bakmalara doyamadığım bir sonuç elde ettim ve sonunda başarmış olmanın mutluluğuyla bir iki gün bayağı mutluluktan havalara uçtum diyebilirim 🙂

Ekşi maya yazımda sürecin bayağı uzun geçtiğini anlatmıştım. Ekmek yapma sürecide şöyle bir bakınca bir gününüzü alan bir işlem ama sonuçta kocaman gözenekli, kıtır kabuklu, içi yumuşacık ve hafiften ekşi tadında bir ekmek elde ediyorsunuz.

Ekşi maya için kullandığım organik beyaz un ve tam buğday ununu ekmek yapımında da kullandım. Birde önemli olan bir kısım var oda ekmeği pişireceğiniz kap. Bu ekmeği normal fırında yapıyorsanız, kapaklı bir tencerede pişirmeniz tavsiye ediliyor. Ekmeği çok yüksek derecede pişirdiğimiz için nemini çok çabuk kaybediyor ama bunu istemiyoruz. Fırının içine bir kapla su koymak falan da nemi yeterince tutmaya yetmiyor. Birde çok yüksek ısıda pişen ekmeğin hemen kabuk bağlamasını da önlememiz gerekiyor bu yüzden demir döküm tencere içinde pişirmek en iyisi. İlk yarım saat kapağıyla pişen ekmek nemi içinde tutup güzelce kabarıyor diğer yarım saat kapağını kaldırıp kabuğun kızarmasını bekliyoruz ve güzel kıtır bir kabuk elde ediyoruz. Fotoğraflarla nasıl göründüğünü aşağıda göstereceğim. Demir döküm tencereyi ilk önce fırında yarım saat ısıttıktan sonra ekmeği içine aktarıyoruz. Bu tencereler ısıyı çok iyi tuttuğu için en iyi çözüm ama fırına kapağıyla girebilen başka bir tencereniz varsa onuda kullanabilirsiniz.  Birçok çeşit tencere var kullanabileceğiniz.Bu tencerenin özelleği birinin yüzeysel diğerinin derin olması. Kabaran ekmeğin bu tencereye aktarılırken sönmemesi gerekiyor ve tencere ekmeği koyarken önceden ısıtıldığı için sıcak olacak bu yüzden elimizi yakma riskimiz var. Derin olan kısmı ekmeği söndürmeden ve elimizi yakmadan yerleştirmek biraz zor olduğu için yüzeysel olana yerleştirip derin olan kısmı üstüne örtüyoruz.

IMG_1423 IMG_1427 IMG_1425

Ekmek için gerekli malzemeleride söyledikten sonra gelelim ekmek hamuru için malzemelere:

( Bu tarifte Tartini bread ve Cafe Fernando kitabından uyarlanmıştır). Una göre su oranı değiştiği için küçük farklılıklar var.

330 gr oda sıcaklığında su

110 gr ekşi maya

460 gr beyaz un

50 gr tam buğday un

10 gr tuz

Yapılışı :

İlk önce mayamızı bir kabın içine oda sıcaklığında su koyup üzerinde yüzüyor mu diye kontrol ediyoruz. Yüzüyorsa maya hazır demektir, eğer yüzmüyorsa biraz oda sıcaklığında mayayı bekletip bir daha deneyin.

IMG_1159

Geniş bir kabın içine oda sıcaklığında ki 310 gr suyu ve 110 gr ekşi mayayı koyuyoruz ve karıştırıyoruz. Üzerine unuda ekleyip yoğuruyoruz. Hamur biraz şekilsiz görünebilir ama sadece su ve unun iyice karıştığından emin olun ve üzerine mutfak havlusu örtüp yarım saat dinlendirin.   Bu arada hamuru tuttuğunuz oda soğuksa fırının içinde yanında bir kap sıcak su koyup muhafaza edebilirsiniz. Oda sıcaklığının 25 ile 28 derece olması gerekiyor. Yarım saat sonunda kalan  20 gr suyu ve 10 gr tuzu ekleyip tekrar yoğurun.  Hamuru toparlayıp tekrar dinlenmeye bırakın. Ben plastik bir kabın içine aldım, ısıyı daha iyi tutacağı için. 

IMG_1357IMG_1360

Not: Una göre su oranının değiştiğini biliyoruz. Bende bu oranlar tam oldu ama ilk su oranıyla hamuru yoğurduğunuzda suyun fazla geldiğini hissederseniz ikinci su oranını az katın veya sadece birkaç damla tuzun içine ekleyip tuzun karışmasına yardım edin. Hamurun çok cıvık bir yapıda olmaması gerekiyor. Tabi ki su az gelirse azar azar deneyerek suyu arttırabilirsiniz, çokda katı bir yapısı olmaması gerekiyor. Su oranı 10 gr kadar oynama yapacaktır çok fazla olacağını zannetmiyorum.

Dinlenme süreci şöyle devam ediyor : İlk 2 saat boyunca her yarım saatte bir hamuru alttan alıp üste gelecek şekilde dört taraftan katlama işlemi yapıyoruz. Sonraki 3 saatte ise her saat başı aynı işlemi tekrarlıyoruz. Aşağıda katlama işleminin nasıl yapıldığını görebilirsiniz.

IMG_1087 IMG_1088

Son katlamara dikkat etmemiz gerekiyor çünkü hamur bu işlemi yapıp her dinlenmeye bıraktığımda gözenekler büyüyor ve kabarma işlemi artıyor, dikkat edip hamuru söndürmemiz gerekiyor. Bu süreç sonunda hamurun kabardığını göreceksiniz.

IMG_1363 IMG_1365 IMG_1368 IMG_1370

Tezgahı biraz unlayıp hamuru buraya alın ve kabın içinde yaptığınız katlama işlemi gibi burda da kenarlarını içeriye doğru katlayıp hamuru ters çevirin. Unlu kısmı yukarı bakacak şekilde iki elinizle hamuru yuvarlak hale getirin. Hamurun yüzeyi pürüzsüz görünmesi gerekiyor. Tekrardan üzerine havlu koyup yarım saat dinlendirin.

IMG_1371

Bu dinlenmeden sonra son katlama işlemine geçip son mayalanmasını yapacağız. Son mayalanma için mayalanma kabı gerekiyor. Çok derin olmayan ve yaygın olmayan bir kabın içine temiz bir mutfak havlusu koyup , bolca unlayın.

Dinlenmiş hamuru az unlanmış tezgaha alıp ters çevirerek koyun ve hamuru elinizle fazla söndürmemeye dikkat ederek bir kenarlarından uzatın ve ortaya doğru katlayın. Katladıktan sonra bu sefer katladığın yönde değil de diğer tarafa doğru uzatın  ve yine ortasına kadar katlayın son kez uzatma işlemini yapıp her taraftan katlama işlemini yapın ve ters çevirerek elinizle yuvarlayın. Üzerinin pürüzsüz görünmesine dikkat edin.  Son mayalanma için unladığın kaba alın ve 3-4 saat boyunca oda sıcaklığında veya 8-12 saat boyunce buzdolabında mayalanmaya bırakın.

IMG_1375 IMG_1378

Pişirme işlemine geçmeden önce fırını 250 dereceye alıp tencereyi yarım saat kadar fırında ısıtın. Fırının ısısını 225 dereceye düşürün ve ekmeyi tencereye yerleştirin.

IMG_1379 IMG_1384

İlk 20-25 dk boyunca kapaklı, diğer 20-25 dakika boyunca kappağını kaldırıp pişirin. Ve bu kadar emeğe değecek ekmeğiniz yemeğe hazır. Afiyet olsun.

IMG_1385 IMG_1392

 

 

Öne çıkan

Ekşi Maya

IMG_0990 IMG_1030 IMG_1002 IMG_1124 IMG_1127 IMG_1109 IMG_1100 IMG_1098 IMG_1113 IMG_1115 IMG_1111 IMG_1103Evde sık sık ekmek yapıyorum ama şimdiye kadar ekmeklerin hepsini yaş maya ile yapmıştım. Daha önce ekşi mayayı deneyip tutturamamamın bunda payı var tabi 🙂  Ekşi mayayı besleme işlemi yaklaşık 10 gün sürüyor. Ekşi mayayı ve ekşi mayalı ekmeği Tartine Bread kitabından denemek istemiştim ama elime ulaşmadığı için bende hali hazırda cafe fernando nun bloğunda yer alan tarifle başladım. Blokta ki tarif aynı kitaptan adapte edilerek, ayrıntılı anlatım ve  gün gün fotoğraflayarak ilerlemişti. Bunların dışında birçok youtube videosu izleyip birçok yazı okudum.

İlk bir hafta tarifle aynı gidiyordu herşey ama sonra ne olduysa hamurun gelişimi durdu, bende sıcaklığı biraz daha artırarak denedim ama maya söylenilen gibi suyun üstünde yüzmüyordu. Ama yinede 12 günün sonunda mayayı denedim ve ekmek yaptım tabi ki olmadı. Ekmek fazlasıyla su bıraktı ve kabarma islemi gerçekleşmedi. Baskın, pestil misali birşey oldu. Ama ben vazgeçmedim. Şubattan beri denemeleri sürdürdüm, ya başlarda sorun çıktı yada tam oldu dediğim anlardan sonra maya öldü. Aslında bayağı uzun bir süreç bu ama sonuç birçok kişiden duyduğuma göre değecek kadar iyiydi. Sonuçta kendi yaptığın mayadan ekmek yapmak düşüncesi bile yettiği için yılmadan devam ettim. Artık sabah kalkınca ilk söylediğim günaydın yerine ekşi maya , yatmadan önce iyi geceler yerine eşi maya olmuştu, hatta rüyalarıma bile girmeye başlamıştı. Gittiğim kısa süreli seyahatlerde bile yanımda taşıdım. Bir atasözünde dendiği gibi sabreden derviş muradına ermiş lafı boşuna söylenmemiş 🙂

Bu 3 aylık denemelerimden anladım ki sıcaklık , ortamın temizliği, ışık falan herşey önemliymiş. Soğuk bir ülkede yaşıyorum bu yüzden ekşi mayanın gelişimini kış ayları fazlasıyla etkiledi, zamanında beslemeyi kaçırdım bu sefer burnumu sızlatacak kadar mayayı ekşittim falan … yani eğer denemeye başlayacaksanız marttan sonra başlayın işlem daha hızlı ilerliyor.

O kadar okuyup araştırmadan sonra , herkes ayrı bir ölçü veriyordu kafam allak bullak olmuştu. Tartine bread kitabında küçük bir kabın yarısı dolacak kadar yapın diyordu bende öyle başladım. Elimde olan küçük cam kavonozun yarısı kadarını dolduracak kadar yaptım bu da  yaklaşık 4 tepeleme yemek kaşığı un= 80 gr kadar oldu. Birçok video da ekşi mayanın görünüşü katı bir yapıya sahipti. Önce ki denemelerimde ilk önce katı olan karışım sonunda acayip inceliyordu bu fazla ekşimesinden kaynaklı sanırım. O yüzden un oranıyla suyu ya aynı oranda kullandım yada suyu un ağırlığından biraz daha az kullandım.

Ekşi maya için gerekli olanlar:

  • İlk yapılacak şey organik un almak olacak. 1 kilo beyaz un ve 1 kilo tam buğday ununu alıp büyük bir kapta karıştırın. Hergün bu unu kullanacağınız için pratik bir yol bulmanız işinizi kolaylaştıracaktır. Ben ağzı kapatılan saklama poşetine koyarak sakladım hem hava almıyor hemde hergün kullandığım için pratik bir kullanıma sahip.
  • İkinci olarak cam bir kavanoz bulmak. Çok büyük olmasına gerek yok, cam olmasının nedenide gelişimi takip edebilirsiniz.İlk başta küçük bir kapla başlamak daha iyi olacak.
  • Kavanozun üzerini örtmek için temiz, kumaş bir mutfak peçetesi
  • Mayayı  bu süreç boyunca oda sıcaklığında ve güneş almayan bir yerde bekleteceğiz.
  • Unutmayın karışım koyu kıvamda bir hamur elde etmek olacak.

Yapılışı:

Cam bir kabı yıkayıp sıcak su ile dezenfekte ettikten sonra 4 tepeleme yemek kaşığı un ( yaklaşık 80 gr ) ve 70-80 gr su ile karıştırıp üstüne temiz bir örtü örtüp 1-2 gün beklettim.  Suyun oda sıcaklığında olması gerekiyor. Hava sıcak olunca 2. günün sonunda karışım kabarmıştı ve biraz ağır bir kokuya sahipti ama gün geçtikçe süt kokusu gibi kokusu hafifleyecek ve maya hazır olmaya başladığında ekşi kokmaya başlayacak.

Başladıktan sonra ki ikinci gün hamur baloncuklarla doluydu, kabarmıştı ve üstünde kabuk oluşmuştu. Kabukla beraber hamurun % 80 kadarını atıp kalan kısmına yine aynı oranda (80 gr tepeleme yemek kaşığı un 70-80 gr su ) ekleyip yine oda sıcaklığında güneş almayan bir köşede bekletiyoruz.

  • Yaklaşık 7-10 gün arası hergün aynı oranda un ve su ekleyip beslemeye devam ettim.
  • Genelde sabah saatlerinde ve aynı zaman diliminde beslemek gerektiği söyleniyor.
  • Hergün %80 lik kısmı atıp besleme işlemini tekrarlıyoruz.

Kabarma hergün aynı oranda olmuyor, hatta bazen çok bir hareketlilik olmayan günlerde oluyor ama besleme işlemine devam etmeye devam ediyoruz. Bir hafta sonra maya iki katı kadar kabarmaya başladı,hergün kabuk bağladı ve kabardıktan sonra biraz çökmeye başladı. Bu belirtiler doğru yolda olduğunuzu gösteriyor.  8. ve 9. günde hamur peçeteye değene kadar kabardı ve peçete taşmasını engelledi. 9. günden sonra mayayı dolaba kaldırdım burda her 3 günde bir beslemeye devam ettim. Kokusu kararında ekşiliğini korudu ve her günün sonunda 2 katından daha fazla kabarmaya başladı.

Mayanın hazır olduğunu anlamak için su testini yapabilirsiniz. Bir kasenin içine su koyup mayayı içine koyuyoruz, eğer hamur suyun üstünde yüzüyorsa maya artık olmuş demektir. Ekşi mayadan ilk ekmeğimi pişirdim bile.  Bir dahaki yazıda ekmek tarifinide vereceğim. Sorularınız olursa yorum bırakabilirsiniz. Kolay gelsin…

 

 

 

Öne çıkan

Avokado Sosu (Guacamole)

IMG_1280Merhabalar herkese,

Yine bu haftanın menüsünden avokado sos (guacamole) tarifi var.  Ekmeğe sürerek veya taze sebzelerle yenilebilecek lezzetli bir sos.  Normalde birçok kişi gibi, avokadoyu hiçbirşey eklemeden yemeyen biriyim. Tadı bana hiçbirşeyi anımsatmıyor hatta hiç tadı tuzu yok gibi. Ama bu malzemelerle birleşince koca ekmeği sosa bandırarak bitirebilme kapasitem var. Geçen yazımda kişnişi ne kadar sevdiğimden ve sık  kullandığımdan bahsetmiştim. Bu sosta diğer malzemelerle birlikte kişniş bence tamamlayıcı rolü üstleniyor. Kişniş sevmeyenler için maydanoz da kullanılabilir tabi.

Avokado Sos (Guacamole)

Malzemeler:

1 adet avokado
1 yemek kaşığı kadar ince doğranmış soğan(silme)
Küçük bir diş sarimsak
2adet cherry domates
Yarim limon
2yemek kaşığı zeytinyağı
Tuz ,karabiber
Taze kişniş( yoksa maydanoz)
Yapılışı: Avokadonun içini çıkarıp catal yardimiyla eziyoruz. Soğan, sarımsak, domates ve kisnisi de küçük parçalar halinde doğrayıp diğer malzemelerle karıştırıyoruz. Havuç, salatalik veya biberle bandirarak yiyoruz. Afiyet olsun. …

 

IMG_1263 IMG_1269

Öne çıkan

Sebze Çorbası

IMG_1258

 

Pazartesi başladığım zorunlu diyet programina sebze corbasiyla açılış yaptim. Mide sorunum yüzünden her ay sadece bir haftalik yememem gereken ürünlere ara veriyorum. Bayağı uzun bir liste o yüzden yememem gerekenleri değilde yemem gerekenleri yazsam daha kolay olacak sanirim. Bunlar sebze, meyve ve kuruyemiş. Genel itibariyle çorba içmeyi seven biriyim, çorba yapıncada bu tarz çorbaları püre çorbalardan  daha çok tercih ediyorum. Malzemelerin bütün halde, biraz diri bırakmak daha sağlıklı sanırım. Değinmeden geçmek istemiyorum, taze kişnişin çorba ve yemeklere ne kadar çok yakıştığı. Daha önceden yemediğim için kendime kızıyorum hatta. Küçükken annem, kurusunu taze fasulye yemeğine katardı o zamanlar hiç sevmezdim. Gerçi o zamanlar sarımsak da sevmezdim ama şimdi mutfaktaki vazgeçilmez malzemelerimden biri. Sanırım zaman ilerledikçe alışkanlıklar da değişiyor. Kişnişle barışmam Hint yemeği denememle başladı. Birçok yemekte kullanıyorlar ve çok lezzetli oluyor.  Hemen ilerde Hint mutfağından da birkaç tarif paylaşmam gerektiğini de biryere not alıyorum.  Aslında beni böyle bol baharatlı, bol acılı yemekler mahvetti. Mide problemi yaşamamak elde değil ama yemekten vazgeçer miyim ? Hayır hayatta olmaz 🙂   Bugün 6. gün ama bu hafta biraz zor geçti, hatta şuan bol baharatlı birşeyler olsa da yesem durumundayım. O yüzden hemen tarife geçiyorum….

Sebze Çorbası Malzemeler
Yarim soğan
2 orta boy havuç
4 küçük boy patates
2 avuç kadar brokoli
2 avuç kadar kıvırcık lahana
3 yemek kaşığı zeytinyağı
Yaklaşık 1 litre kadar sebze suyu
Tuz, karabiber
Limon, taze kisnis

Yapılışı:
Soğanı zeytinyağı ile soteliyoruz. Daha sonra küp küp doğranmış havuç ve patatesleri ekliyoruz.biraz daha soteledikten sonra 600 gr sebze suyu ekleyip sebzeler biraz yumusayana kadar kaynatiyoruz.  Daha sonra küçük parçalara ayırdığımız brokoli ve lahanayi ve 500 gr daha sebze suyunu da  ekliyoruz. Tuz ve biberi katip kaynamaya birakiyoruz. Bütün sebzeler pisince kenara alıp, limon ve taze kisnisle servis ediyoruz. Afiyet olsun…

 

Öne çıkan

Nohut ve Domates Soslu Makarna

IMG_1251

Evlerden eksik olmayan makarna tarifiyle geldim. Kolay yapılışıyla ve uygun fiyatıyla hemen hemen herkesin sevdiği bir ürün makarna. İster sade ister tereyağıyla, peynirle, domates sosu, mantar sosu veya pesto ile daha bir sürü sosla zenginleştirilip kolayca sofraya gelen bir yemek. Birde köy makarnası olunca ohhh… Annemin bana verdiği bir poşet köy makarnasını, havaalanında güvenlikten geçerken bir valiz dolusu diğer erzaklarla beraber getirmiştim. Köy makarnasını ayrı yere koydum ki diğerleri gitsede onu almasınlar diye.  Neyse ki bütün ürünleri kurtardık… Köy makarnası bitmek üzere ama evde yapmakla ilgili planlarım var eğer zaman bulabilirsem. Köy makarnasını tereyağ ve peynirle yemeği çok seviyorum. Bizim oralardan özel bir peynirle yapar annem. Bayağı tuzlu bir peynir, parmesanı andırıyor.  Bu kadar makarnadan konuştum ama makarna tarifi değilde vegan veya vejeteryan olabilecek makarna sosu tarifi vereceğim.  Değişik ve lezzetli bir tarif. Şimdiden denerseniz afiyet olsun…

Nohut ve domates soslu makarna
Malzemeler:
1 su bardağı nohut
2 su bardağı su
1 soğan
1 diş sarımsak
4 adet cherry domates
3 yemek kaşığı zeytinyağı
Tuz, karabiber, toz kirmizi biber
Yapılışı:
Soğanı zeytinyağı ile soteliyoruz. Ben biraz şeker ekledim karamelize olmasi için. Pişmiş nohutlari ekleyip birkaç dakika beraber karistiriyoruz. Daha sonra suyu ekleyip nohutlari sos haline gelene kadar eziyoruz. Baharatlarini ekliyoruz.Biraz ocakta bekletip sonra kenara aliyoruz. Makarnayi pisirmeye baslayabiliriz.Diğer tarafta biraz yağ ile sarimsaklari soteliyoruz.  Sonra domatesleri ekliyoruz. Tuz, karabiber ekleyip sotelemeye devam ediyoruz sonra  nohuta ekliyoruz.
Makarna pişince sosu ekleyip isteğe bağlı peynirle servis edebiliriz. Afiyet olsun

Öne çıkan

Fırında Sütlaç

IMG_1155Gelelim son zamanlarda sürekli olarak yaptığım sütlaç tarifine… Tamam son günlerde yeni tarif denemek yerine, tatlı yemek istediğimde biraz kolaya kaçıp sürekli aynı sütlü tatlıları yapıyor olabilirim ama güzel oluyorlar. Hatta bu aralar tatlı yeme olayını biraz abartmış olabilirim. Strese karşı en sevdiğim rahatlama yöntemi. Tatlının insanın duygularını bu kadar etkileyebilmesi ilginç aslında. Moralim bozuk olduğunda 1 lt lik dondurmayı bitirdiğimi bilirim, 4-5 kaşık yesemde olur ama bende ki işi sağlama alma durumu 🙂  O kadar dondurmadan sonra stres atmama şansım yok gibi geliyor. Bu tatlı krizi dönemini başta sütlaç olmak üzere, fındıklı muhallebi, tarçınlı  bisküvili muhallebi ve irmik tatlısıyla geçiriyorum. Diğer tarifleride yakında ekleyeceğim.

Sütlaç yaparken her seferinde annemin yaptığı sütlaç kokusu burnumda tüter… Çocukluk döneminde  sütler tabi taze ve organik .. Annem sütü alır hemen yoğurt mayalar sonrada  kalanıyla da sütlaç yapardı. Sütten mi yoksa annemin elinin lezzetinden mi (sanırım ikiside)bilinmez, çok lezzetli olurdu ve soğumasını bekleyemeden sıcak sıcak yerdim. Annem o zamanlar fırında sütlaç yapmazdı, fırında sütlaç alışkanlığını sonradan edinip bırakmayanlardanım.

Gelelim tarife,

Fırında Sütlaç

Malzemeler:

1kg süt

200 gr şeker

40 gr nişasta

10 yemek kaşığı pişmiş pirinç (Haşlamak için 4 yemek kaşığı veya 50 gr pirinç)

vanilya çubuğu

isteğe bağlı damla sakızı

Yapılışı:

İlk önce pirinçleri pişirmekle başlıyorum. Pirinçler bütün nişastasını verip suyunu çekiyor hatta biraz nişastadan dolayı lapa gibi duruyor. Böylece suyuyla beraber ekliyorum sütün içine. Direk sütün içinde pirinçleri pişirenlerde var , annem böyle yapıyor halen. Ben çalıştığım mutfaklarda ayrı pişirerek öğrendim. El alışkanlığıda diyebilirsiniz. Diğer tarafta süt, şeker,vanilya ve damla sakızını kaynaması için ocağa koyuyorum. Nişastayı fazla kullanmıyorum çünkü pirincin nişastasıyla beraber yeterli oluyor. Nişastayı birazcık su ile ayrı bir kapta açıyorum. Kaynayan sütün içine nişastayı ekleyip bir taşım kaynattıktan sonra pirinçleride ekliyorum. Genelde göz kararı ekliyorum pirinçleri ama yaklaşık 10-11 tepeleme yemek kaşığı pişmiş pirinç yeterli olacaktır. Pirinçlerle de kısık ateşte biraz daha kaynatıp kaplara alıyorum . 250 derece fırında sütlaç kaplarını fırın tepsisine koyup içine de su ekledikten sonra 5-10 dk üzeri kızarana kadar pişiriyorum. Biraz ılınınca buzdolabına soğuması için kaldırıyorum. Afiyet olsun

Öne çıkan

Limonlu Kek

IMG_1132

Tatlı ihtiyacımızı tabi ki daha hafif şeylerden karşılayabiliriz. Meyveli yoğurt, meyve veya kuru meyveler bunun için yeterli olabiliyor. Ama bu kadar tatlı kültürü geniş bir ülkede bu kadarla yetinmek mümkün olmuyor sanırım. En azından benim için öyle… Sağlıklı beslenmeye ne kadar özen göstersemde tatlı olmadan yaşayamayanlardanım. Son zamanlarda midemle ilgili sorunlar yüzünden bir diyet programı uyguladım ama kilo vermeye yönelik bir diyet programı değildi(yani benim öyle bir niyetim yoktu en azından). Zaten çok başarılı olacağımı da zannetmem zira yemek yemeği çok seven biriyim. Mideme ne kötü geliyordur diye düşünüp bir süre boyunca bu ürünleri yememeye karar verdim. Kahve, çay, süt ürünleri, et, ekmek, makarna,pilav ve tatlılar tabiki…  Sadece pişmiş sebze, meyve , kuruyemiş yedim, bitki çayı ve bol su içtim. Karbonhidrat ihtiyacımı da haşlanmış patates ve mısır unu lapasından karşıladım. 1 hafta sonunda aslında ne kadar iyi hissettiğimi farkettim. Ama bu his, süreci devam etmeme yardımcı olmadı maalesef. Sonunda artık tatlı birşeyler yemem gerektiğine karar verdim ve diyet programına ara verdim.

Bu programdan sonra şunu anladım ki vücudumuzu dinlememiz gerekiyor. Tamam çoğumuz(bende dahil) sürekli olarak yediklerimize dikkat edemesek bile belli aralarda biraz özen gösterip ve sporu hayatımızda önemli bir yer ayırıp daha sağlıklı bir şekilde yaşayabiliriz. Bundan sonra elimden geldiğince, en azından ayda birkez bir hafta aynı programı deneyeceğim. Bunu vucüdumuz için detoks olarakta görebiliriz, vücudumu bir hafta boyunca arındırma programı.

Ama şimdi tatlı yiyebilme özgürlüğüm var çünkü başarıyla 1 haftayı atlattım ve en sevdiğim keklerden biri olan nefis limon kokulu kekin tarifini sizlerle paylaşıyorum.

Not: Bu karışım küçük kek kalıbı için uygun.

Malzemeler:

170 gr esmer şeker ( işlem görmemiş şeker kamışı tozu kullanıyorum)

150 gr tereyağ

3 yumurta

100 gr un

100 gr toz badem

2 çay kaşığı kabartma tozu

yarım vanilya çubuğu

1 limon kabugu ve yarım limonun suyu

Yapılışı:

Esmer şeker ve yumurtaları çırpma teliyle şekerler biraz eriyinceye kadar çırpın( bu kekte yumurta kabartma işlemi uygulamıyorum). Tereyağı küçük bir tavada biraz ısıtın ama eritmeyin, eldiven yardımıyla parçaları elinizle krema kıvamı alana kadar ezin. Tereyağını, vanilyayı ve limon kabuğu ve suyunu yumurtalı karışıma ekleyin ve çırpın. Daha sonra ayrı biryerde karıştırdığınız un, toz badem ve kabartma tozunu yumurtalı karışıma ekleyin.

Not: Kekin arasına pişirmeden önce karışık orman meyveleri de ekledim bu sefer, denemenizi  tavsiye ederim.

IMG_1120[1] IMG_1123[1]

Tereyağ ve unladığınız kek kalıbına karışımı ekleyin ve 170 derecede 15-20 dk daha sonra kapağını açmadan 140 derecede 40-45 derece pişirin. 30-40 dakika sonra fırını açıp kontrol edebilirsiniz orta kısmı sallanıyorsa pişirmeye devam edin. Afiyet olsun…

IMG_1141

 

Öne çıkan

Profiterol

IMG_1067[1]Geçenlerde  canım nasıl tatlı istiyor ama mutfakta da o kadar zaman geçiresim yok.  Ne yapsam diye düşünürken sonunda kendimi profiterol yaparken buldum. Sanki çok kolaymış gibi…  Aslında otelde çalışırken hep gözümde büyüttüğüm tatlı evde birkaç porsiyonluk yapınca daha kolay oldu. Tabi koca otelde 10-20 tepsi profiterol  kafası ve ekler ve  bir kazan pasta kreması yapmak hayli zaman alıyordu. Birkez daha büyük bir otelde artık çalışmadığım için kendimi mutlu hissettim.Küçük porsiyonlarla ve özenle çalışmak ve sevdiğin insanlarla ürettiklerini paylaşmak gibisi yok…

Kremasından çikolata sosuna gayet lezzetli bir tarif olduğunu garenti edebilirim. Afiyet olsun
Profiterol
Hamur için malzemeler : Yaklaşık 24 profiterol kafası çıkıyor.

60 gr tereyağ
80 gr un
150 gr su
2 yumurta (orta boy)
Pasta kremasi icin malzemeler:
300 gr süt
50 gr krema
100 gr şeker
60 gr yumurta sarisi
25 gr nişasta
1 yemek kaşığı tereyağı
Yarim vanilya çubuğu

Çikolata sosu için:
125 gr krema
60 gr bitter çikolata
1 tatli kaşığı tereyağı
1 yemek kaşığı bal

Yapılışı:

Profiterol kafasi için su ve tereyağını kaynatiyoruz. Daha sonra unu ilave edip karıştırarak kavuruyoruz. Dibine yapismaya başladığında kenara alıp, ya mikserde yada cirpma teli yardimiyla yumurtayi yedirip yumusak bir hamur haline getiriyoruz. Sikma torbasi yardimiyla yagli kagit sarılı tepsiye kucuk toplar halinde sıkıp daha önceden isittigimiz 190 derece firina koyuyoruz ve 15-20 dk pisiriyoruz.(yaklasik 24 adet cikiyor)

IMG_1047[2] IMG_1049[1]
Diger tarafta kremasi icin süt,krema, vanilya çubuğu ve sekerin yarisini bir tencereye alip kaynatiyoruz. Sekerin diger yarisi, yumurta sarilari ve nisastayida ayri bir kapta karistiriyoruz. Sütlü karisimdan biraz alip yumurtali karisimla ısısını esitlemek için karistirip daha sonra bütün karisimi sütün icine ekliyoruz. Krema halini alinca atesten alip tereyağını ekleyoruz. Soğumasi için yayvan bir kaba alip üstüne kabuk baglamamasi icin strec filmle kapatiyoruz.IMG_1055[1]
Cikolata sosu icin :
Krema, bal ve tereyağını ocakta kaynattiktan sonra kenara alip cikolatayi ekliyoruz. Cikolata eriyene kadar karistiriyoruz ve soğumaya birakiyoruz.IMG_1057[1]
Soguyan profiterol kafalarinin icine kremayi sikma torbasi yardimiyla dolduruyoruz ve uzerine cikolata sosunu ekliyoruz.

IMG_1061[1] IMG_1069[1]

Afiyet olsun…

Öne çıkan

Ispanaklı Domates Soslu Cannelloni (Rulo Makarna )

IMG_1072

Cannelloni ; rulo şeklindeki, yapılışı lazanyaya benzeyen makarna çeşidi. Yapılış olarak gayet basit. Lazanya ve rulo makarnayı önceden yarım pişirip daha sonra sosla beraber fırında pişiren birçok tarif gördüm ama hiç gerek yok.  Hem fazladan iş çıkarmış oluyorsunuz hemde zaten makarna öyle zor pişen bir üründe değil.  Sos ile sadece bir seferde fırında pişirmeniz yetecektir. Zaten bu çeşit makarnaları yerken ağızda hissedemeyeceğiniz kadar yumuşacık, lapa gibi olmaması gerekiyor.

Rulo makarnada, sadece yaptığınız sosu doldurma işlemi birazcık zaman alabilir ama onun dışında ıspanaklı sosu pişirmekten başka birşey yapılmadığı için gayet kolay. Üstüne hazırladığım domates sosu pişirmeden direk ekliyorum. Gelelim tarife :

Malzemeler:

1 adet büyük soğan

1 diş sarımsak

2 yemek kaşığı zeytinyağı

400 gr ıspanak

100 gr krema

50 gr su

200 gr mozarella peyniri ( ricotto peyniri veya beyaz peynirde olur)

tuz, karabiber, muskat,

Domates sosu için :

400 gr konserve domates

1 yemek kaşığı domates salçası

100 gr su

1 yemek kaşığı balsamik sirke

kekik, tuz, karabiber

üstü için rende kaşar

14 adet cannelloni (rulo makarna )

Yapılışı:

Fırını 200 dereceye ayarlıyoruz.

Soğan ve sarımsağı doğrayıp zeytinyağında sote yapıyoruz. Diğer tarafta ıspanakları yıkayıp, parçalayıp soğanların içine ekliyoruz. Ispanaklar suyunu bırakıp biraz çekmeye başlayınca su ve kremayı ekliyoruz. Tuz, biber, muskatı ve peyniride ekleyip 3-4 dk daha bekleyip ocağın altını kapatıp kenara alıyoruz. IMG_0960

Bu sırada domates sosu için, diğer bir kapta konserve domatesi, salça,su, balsamik sirke,kekik, tuz ve karabiber  karıştırıyoruz.

Ispanaklı sosu mikserde püre haline getiriyoruz. Sıkma torbanız varsa onunla (daha kolay) yoksa küçük bir kaşık yardımıyla, rulo makarnanın bir yanını tepsiye kapatarak diğer kısmından içini dolduruyoruz. Fırın tepsisine sıralayıp üzerine domates sosunu yayıyoruz. IMG_0965 Rendelenmiş kaşar peyniride üstüne yayıp fırında 30-40 dk pişiriyoruz. Afiyet olsun…IMG_0970

 

 

 

Öne çıkan

Havuçlu Kek

IMG_0998

Evimde hiç eksik etmediğim sebzelerden biridir havuç…  Birçok yemekte kullanmanın yanı sıra, çiğ yemeyi de çocukluğumdan beri çok sevmişimdir. Havuç birde ceviz ve tarçınla birleşince tadına diyecek yok…. Tarçının eve bıraktığı o güzelim koku,  piştikten sonra kekin yumuşacık yapısı ve gün geçtikçe lezzetlenen tadıyla havuçlu kek evimin vazgeçilmez tatlılarından.

Yıllardır malzemelerini sürekli değiştirerek yapıyorum. Daha önce sıvıyağla yapıyordum sonra tereyağıyla yapmaya başladım. İki şekilde de lezzetli oluyor. Keke nemini veren yağı olduğunu bir çok yerden okumuştum ama sıvıyağ oranı birçok tarifte çok fazla ve piştikten sonra dışarıya fazlaca yağ veren bir yapıya sahip oluyor. Havucun keke verdiği nem,  az miktarda tereyağı ile birleşince  yeterince nemli olan bir kek elde etmiş ve fazlaca yağlı olan yapıdan kurtulmuş oluyorsunuz. Birkaç denemeden sonra yağ ve şeker oranını azaltarak bu tarifi çıkardım. Umarım beğenirsiniz. Afiyet olsun

Malzemeler:

400 gr  rendelenmiş havuç

200 gr şeker

200 gr un

4 adet yumurta

100 gr tereyağı

1 çay kaşığı kabartma tozu

1 çay kaşığı karbonat

2 çay kaşığı tarçın (isteğe bağlı)

bir miktar tuz

muskat

100-150 kavrulmuş ceviz

ceviz büyüklüğünde taze zencefil

100 gr kuru üzüm

Yapılışı:

IMG_0921IMG_0927

Tereyağını eritip soğuması için kenara koyun.İsterseniz tereyağını ocakta biraz fazla tutup tereyağ tadını kekin içinde yoğunlaştırabilirsiniz. Bu sırada havuçları ve taze zencefili rendeleyin. Diğer tarafta unu eleyip, karbonat, kabartma tozu, tarçın ve tuzu ekleyin. Mikserde yumurta ve şekeri çırpın. Soğuyan tereyağını ekledikten sonra mikseri fazla çalıştırmayın ve  unlu karışımı ekleyin. Un iyice karışınca havuç, ceviz ve kuru üzümü ekleyin.

Kek kalıbını yağ ve unlayın. 170 derecede 40-50 dakika pişirin. Afiyet olsun

IMG_0940

Öne çıkan

Soğanlı ve Havuçlu Akdarı

IMG_0909

        Bu hafta yazımda burada keşfettiğim iki lezzetli malzemeden bahsedeceğim. İlki akdarı, kuraklığa dayanıklı, buğdaygillerden bir bitki. Almanya’da hirse deniliyor. Kuskus ve bulgura bir alternatif. Pişme süresi ve tat olarak da kuskus ve bulgura çok benziyor. Sulu yemeklerin yanında veya ekstra malzemelerle yanlız da yenilebilecek lezzetli ve kolay bir yemek. Aslında pilav yerine geçebilecek güzel bir alternatif bence. Birazdan vereceğim tarifi akdarı bulamazsanız kuskuslada yapabilirsiniz.

IMG_0914       İkincisi de hindistan cevizi yağı. Daha önce tabiki bildiğim bir yağdı ama alıp kullanmamıştım. Bu yağla tanışmam da ablamın siparişi üzerine oldu. Cilde iyi geldiği, hamilelikte çatlakları önlediği için ablama bu yağdan aldım ve gönderdim ama postada bir sorun çıktı ve bana geri geldi. Bende madem geri geldi deneyeyim dedim ve saçıma ve cildime kullanmaya başladım. Gerçekten iyi geldiğini söylemem gerekiyor, özellikle saçım için. Daha sonra asya mutfağından birkaç tarif denerken yağı yemeklerde kullanmaya başladık. Çok güzel bir aroma veriyor ve eğer yağa ısı uyguluyorsanız kavurma veya kızartma işlemi gibi, zeytinyağını kullanmamayı öneriyorlar ama bu yağ bunun için uygun bir yağ. Özellikle ben pilav, akdarı,kuskus yaparken kullanıyordum ama  şimdi bütün yemeklerde kullanmaya başladım.

       Tarife gelirsek ; eğer yemeklerde tatlı malzeme kullanmayla ilgili bir sorununuz yoksa bu yemeğe isteğe bağlı olarak kuru kayısı veya kuru incirde ekleyebilirsiniz. Değişik bir aroma veriyor. Kuru kayısı ve inciri çok seviyorum ama sürekli olarak yemeklerde kullanmıyorum. Yemeklerde tatlı malzeme kullanmaya yeni yeni başladım, halen benim için çok alışılmış bir tat değil . Ama bu tarifte denemenizi tavsiye ederim.

Soğanlı ve  Havuçlu Akdarı:

Malzemeler:

1 adet orta boy soğan

2 adet havuç

2 tatlı kaşığı hindistan cevizi yağı

170 gr akdarı(hirse)

500 ml sebze suyu

tuz

karabiber

50 gr ayçekirdeği içi (isteğe bağlı ayarlayabilirsiniz)

Yapılışı:

     Soğanları ince ince doğrayın. Daha sonra havuçları ince ve uzun kestikten sonra tavaya yağı koyun, soğan ve havuçla beraber 5 dk terletin.

     Akdarını yıkayın ve tavaya ekleyin. 2 dk diğer malzemelerle karıştırın ve sebze suyunu ekleyin. Tuz ve biberini ekleyin ve kapağını kapatın. Kaynadıktan 5 dk sonra ocağın altını kapatın ve kapağını açmadan 15 dk dinlendirin.

IMG_0900

     Diğer tarafta ayçekirdeği içini tavada yağsız olarak rengi değişene kadar kavurun. Akdarı hazır olunca içine ayçekirdeğini ve isteğe bağlı kuru incir veya kuru kayısıyı ekleyip servis yapabilirsiniz. Afiyet olsun …

IMG_0906

 

 

 

 

Öne çıkan

Kuru Meyve ve Cevizli Ekmek

IMG_0867

Yeni yıla arkadaşlarla, güzel bir akşam yemeği hazırlayarak girdik. Yemekte balangıç olarak salata, daha sonra kabak çorbası ve ardından ana yemek olarak asya usulu taze tuna (ton) balığı vardı. Balığın yanında teriyaki sosuyla sotelenmiş yeşil sebze ve hindistan cevizi sütlü pilav eşlik etti. Tatlı olarak ta herkesin ortak kararı çikolatalı sufle masada yerini aldı. Çok lezzetli ve eğlenceli bir yemekti.

Ekstra olarak peynir tabağı ve onun yanında kuru meyve ve cevizli ekmeğide unutmamak lazım. Genelde şarabın yanında verilen peynir tabağında lezzet olarak birbirini tamamlayan değişik ekmekler olur. Bu tarifte onlardan biri.

Arkadaşlarımızdan biri kuru meyveyi sevmediği için bu ekmeği iki çeşit yaptım. Diğerinin içine ceviz, ayçekirdeği içi ve keten tohumu ekledim. Özellikle eski kaşar veya gouda peyniriyle çok lezzetli oluyor.

Bu ekmekte üç ayrı un çeşidi kullandım. Beyaz un, daha önce baget ekmekte bahsettiğim dinkel (spelt un)un ve çavdar unu.

Gelelim tarife : 

6 kişilik

Malzemeler:

450 gr un

180 gr dinkel(spelt un)

400 gr çavdar unu

25 gr tuz

30 gr yaş maya

50 gr tereyağı

2 tatlı kaşığı bal

550-650 ml su

80 gr kuru kayısı

90 gr kuru incir

60 gr kuru üzüm

300 gr ceviz

Yapılışı:

Un ve tuzu karıştırın ve ayrı bir kapta mayayı biraz suyla açın. Diğer tarafta kuru meyveleri küçük parçalara ayırın.

Daha sonra unun içine mayayı, balı ve suyu ekleyerek yoğurmaya başlayın. Tereyağınıda küçük parçalara ayırıp ekledikten sonra pürüzsüz bir kıvama gelinceye kadar yoğurun. Yumuşak kıvamlı ama ele yapışmayan bir kıvamda olacak. Kuru meyveleri ve cevizi eklemeden hamuru ikiye böldüm(kuru meyveli ekmek fazla olacak şekilde). IMG_0849En son kuru meyveleri ve cevizi ekleyip yoğurduktan sonra yaklaşık 1- 1,5 saat oda sıcaklığında dinlenmeye bırakın. Diğer hamura ceviz, ayçekirdeği içi ve keten tohumu ekleyip mayalanmaya bıraktım.

Hamur mayalandıktan sonra istediğiniz şekli verin ve bir kez daha mayalanması için bırakın. Ben uzun kek kalıbında yaptım. Hamur kek kalıbında 2 katına çıkınca 170 derecede 45-60 dk pişirin. (fırınınıza göre değişiklik gösterir) 45 dakikadan sonra kontrol edin. Afiyet olsun…

IMG_0857

 

 

Öne çıkan

İrmik Helvası

IMG_0396

Uzun bir aradan sonra kolay bir tarifle geri dönüş yapıyorum. 1 aylık yoğun çalışma döneminden sonra herşey rayına oturdu ve part-time işime ve evde tarif denemelere geri dönüş yaptım.

Çocukluğumdan beri en sevdiğim tatlılardan biri olan irmik helvasını yaptım dün. Öyle çok özelliği olan bir tatlı olmamasına rağmen, sanırım  malzeme açısından az ve yapılış açısından da kolay olması nedeniyle tatlı krizlerimin kurtarıcı tatlısı diyebilirim. (irmik tatlısıda aynı derecede) Hangi tarifi yazsam diye düşünürken, hazır yaptım bari tarifini de paylaşayım dedim.

Birçok kez denememe rağmen hiç birinde çok istediğim sonucu alamamıştım. Her seferinde kafadan tarif uydurduğum, bazen irmiği aceleye getirip fazla kavurduğum, bazen şekerini fazla kaçırdığım,  bazen kuru ,bazen sulu yaptığım helvayı sonunda birkaç yıl önce istediğim bir kıvamda yapmayı başardım. Bu kadar denemelerim ne oldu, tabi afiyetle her yapışımda tatlının sonunu gördüm. Şeker oranı olarak biraz az, tereyağlı, vanilyalı ve ayçekirdekli irmik helvası tarifimi sizinlede paylaşmak istedim.

İrmik Helvası

100 gr tereyağı

150 gr irmik

500 gr süt

200-250 gr şeker

vanilya çubuğu

20 gr ayçekirdeği içi

Yapılışı:

Tereyağını erimesi için tavaya koyun. Kısık ateşte ayçekirdeği içini ve irmiği ekledikten sonra aralarda karıştırarak yavaş yavaş renk almasını bekleyin.  Diğer tarafta sütü, şekeri ve vanilya çubuğunu bir kapta kaynatın. İrmik kahverengi renk alınca kaynamış sütü yavaşca yedirin. İkiside sıcak olduğu için hızlı kaynıyor. !!!Sıçramasına ve taşmasına dikkat edin. Sütü ekledikten sonra biraz karıştırıp tencerenin kapağını ve ocağı kapatın. Benim ocağım elektrikli olduğu için , ocağın altını sütü ekleyip, karıştırıyorum ve çekmesini beklemeden kapatıyorum, ocak soğuyana kadar zaten sütü çekiyor.  Gazlı ocakta sütü karıştırarak biraz çekmesini sağladıktan sonra ocağı ve kapağını kapatabilirsiniz. Biraz dinlendikten sonra, yanında da vanilyalı dondurma varsa tamamen yemeğe hazır. Afiyet olsun …

IMG_0386 IMG_0390 IMG_0394

IMG_0397

Öne çıkan

Elmalı Kek

IMG_0735

Büyükanneden aldığım organik elmalarla bugün kek yaptım. Elmaların tadı gerçekten çok güzel, hafif ekşi ve sulu, bu tadı kekin içinde çok kaybetmemek için tarifte ki şeker ve un cinsini değiştirdim. Bundan önce ki tarifte bahsettiğim şeker pancarı suyunun, kaynatılıp kurutularak elde edilen tozunu kullandım.

IMG_0680

Bu şekeri burda organik marketten alıyorum. Eğer bulamazsanız esmer şeker kullanabilirsiniz. Un olarakta yulaf ezmesini mikserde un haline getirip kullandım. Yulaf muhteşem bir lif kaynağı ve gluten içermiyor ama gluten ile sorununuz var ise  başka unlarla karışmadığına emin olmanız gerekiyor. Zira paket unlarda bazen az miktarda diğer unlarla karışık koyabiliyorlar.

Bu tarif hafif bir tada, yumuşacık ve hemen bayatlamayan bir yapıya sahip.  Şimdiden afiyet olsun…

Malzemeler:

200 gr tereyağ

200 gr şeker kamışı tozu (veya esmer şeker)

3 adet yumurta

200 gr yulaf  unu

6 tepeleme yemek kaşığı yoğurt

vanilya çubuğu

1 limon kabuğu

Üstü için:

140 gr yulaf unu

90 gr şeker kamışı tozu (veya esmer şeker)

90 gr tereyağı

2 çay kaşığı tarçın

4-5 adet elma

Yapılışı:

Fırını 190 dereceye ayarlayın. Yulaf unu kullanacaksanız unu 10-20 dk önceden mikserde çevirin çünkü çevirme gücü yüzünden un çok sıcak oluyor.

IMG_0705 IMG_0708

İlk önce üstü için olan hamuru yapın. Un,şeker,tarçın ve tereyağını elinizle yoğurun. Toplu yumuşak bir hamur olacak. Hamuru streç filme sarıp normal dolaba koyun. Keki kalıba koyduktan sonra bu hamuru bıçak yardımıyla veya el yardımı ile küçük parçalara ayırıp üzerini kaplayacak şekilde koyacağız.

Kek hamuru için tereyağını ve şekeri limon kabuğu ile birlikte mikserde iyice karışana kadar çırpın. Yumurtaları yavaş yavaş ekleyip kabartmaya devam edin. Vanilyayı ve unuda ekleyin, mikser veya spatula yardımıyla karıştırın. En son yoğurt ekleyin ve karıştırın. IMG_0710 IMG_0714

Diğer tarafta elmaları soyun ve dilimleyin. Kek kalıbını yağlayın ve hamurun yarısını kalıba koyun. Dilimlediğiniz elmalarla hamurun üzerini kaplayın.Kalan hamuru elmaların üzerine koyun ve bir kat daha hamurun üzerine elma dizin.

IMG_0716 IMG_0720 Dolabta duran üst hamurunu bıcak yardımıyla küçük parçalara ayırın ve elmaların üzerini kapayın.

IMG_0725Önceden ısıtılmış fırına koyun ve 40-50 dk pişirin.Afiyet olsun…

IMG_0729 IMG_0732 IMG_0742

 

Öne çıkan

Kestane Çorbası

IMG_0702

Kışın herkesin vazgeçilmez, içini ısıtan alışkanlıkları vardır herhalde. Benim aklıma kış deyince soba ateşinde pişen kestaneler, yer sofrasında ailece yenilen yemekler, yapılan sohbetler geliyor. Bu anılar tabi yıllar geçtikçe kestaneyi hazır sokaktan satın almaya kadar geriledi.

Malum heryerde kestane var, bunu değerlendirip çorbasını yapmaya karar verdim. 500 gr’lık kestanenin yıkanıp, kaynatılması ve tek tek soyulması sonucunda nerdeyse yarısı çürük çıkmasına rağmen çorbayı yapabildim 🙂 Bu kısım biraz uzun sürüyor ama çok miktarda yapmayacaksanız uğraşmaya değer. Yanına da uzun zamandır yemek istediğim ıspanaklı krep yaptım.

Kestane çorbası

Malzemeler

250 gr soyulmuş kestane

2 yemek kaşığı zeytinyağı veya tereyağ

3 adet havuç (küçük boy)

1 adet soğan

250 gr sebze suyu

krema

tuz

karabiber

muskat

Yapılışı:

Kestaneleri yıkayıp, biraz suda bekletin. Daha sonra 30-50 dk arasında pişirin. Bir kestaneyi çıkarıp deneyin, eğer içindeki ince kabuk kolay soyuluyorsa pişirme süresine son verebilirsiniz. 500 gr lık kestaneden 250 grlık iç çıktı.IMG_0690 IMG_0684

 

Soğanı ince doğrayıp yağ ile sotelemeye başlayın, daha sonra havucuda küp küp dorayıp soğanla beraber birkaç dakika daha soteleyin.

Kestaneleri ve sebze suyunu ekleyin. Havuç yumuşayana kadar kaynatın. Mikserle püre hale getirin. Biraz koyu kıvamlı olacak. İsteğe bağlı biraz daha su ekleyin ama krema da ekleyeceğimiz için suyu fazla koymayın. Su ekledikten sonra bir taşım kaynatıp kremayı ekleyin. Ben 150 gr civarında krema koydum. Baharatlarını da ekleyip ocağın altını kapatın. Afiyet olsun…

IMG_0703 IMG_0704

Öne çıkan

Mermer Kek

IMG_0646

Yeni keşfettiğim bir şeker türünü kullanmaya başladım. Bu şekeri esmer şeker ararken buldum ve denemek için aldım.  Şeker kamışının suyu kaynatılıp, kurutulup daha sonra da öğütülerek elde ediliyormuş. İçinde hiçbir katı maddesi yok ve rafine edilmemiş. Karamel tadında, açık kahverengi, toz halinde bir şeker. Normalde kullandığınız şeker oranında kullandığınızda daha az şekerli tatlılar elde ediyorsunuz. Çok beğendiğim için bu aralar bütün tatlılarda bunu kullanıyorum. Eğer bulma şansınız varsa deneyin derim ….IMG_0680

Malzemeler:

250 gr tereyağı

100 gr pudra şekeri

1 limon kabuğu rendesi

tuz

5 yumurta ( sarıları ve beyazları ayrı kullanılacak)

170 gr şeker kamışı tozu  (normalde aynı oranda esmer şeker kullanıyorum.)

200 gr spelt unu (kavılca buğday unu) Elinizde yoksa normal unda kullanabilirsiniz.

50 gr nişasta

70 gr bitter çikolata

Yapılışı: Oda sıcaklığında ki tereyağını ve pudra şekerini mikserde kabartın. Ayırdığımız yumurta sarılarını teker teker ekleyip kabartmaya devam edin. Bu karışımı başka kaba koyup, kabı temizleyin. İkinci bir mikseriniz varsa başka tabi 🙂

IMG_0608

Yıkayıp, kuruttuğunuz kaba yumurta beyazlarını ve şeker kamışı tozunu( veya esmer şeker) koyup mereng yapın.

IMG_0613Mereng ile tereyağlı karışımı beraber karıştırın ama yumurta beyazının sönmemesi için spatula yardımıyla 3 aşamada aşağıdan yukarıya hafif hareketlerle karıştırın. Daha sonrada un ve nişasta karışımını ekleyin.

IMG_0615 IMG_0619

Tereyağ ile yağladığınız kabı unlayın. 70 gr  çikolatayı benmarie usulü eritin ve soğuması için kenara alın. Çikolatayı dudağınızla kontrol edin eğer yakmayacak sıcaklıktaysa , kek hamurundan 3-4 yemek kaşığı alıp çikolata ile karıştırın.  Beyaz hamurun yarısını kek kalıbına koyun, çikolatalı karışımıda bu hamurun üzerine ince bir halde yerleştirin. Kalan diğer beyaz kek hamurunu en üste koyun. Çatal yardımıyla orta kısımdaki çikolatalı karışımı karıştırın .IMG_0626 IMG_0630 IMG_0632

160 derecede 30-40 dakika kadar pişirin. Afiyet olsun

IMG_0635 IMG_0642

IMG_0658

 

 

 

 

Öne çıkan

Brokoli ve Mantarlı Risotto

IMG_0551

3-4 kişilik

Malzemeler: 

250 gr risotto pirinci

2 orta boy soğan 

1000-1200 lt  sebze suyu

500 gr brokoli (1 adet)

6-7 adet mantar

cherry domates (isteğe bağlı)

2 adet kırmızı tatlı biber

150 ml beyaz şarap

4 yemek kaşığı zeytinyağı

150-200 gr civarında gorgonzola peyniri (veya parmesan veya eski kaşar peynir)

tuz, karabiber, muskat

Yapılışı:

Not: Risotto pirinci yıkanmadan kullanılır.

Soğanları doğrayıp, zeytinyağı ile biraz sote yapıyoruz. (Soğanların renk değiştirmemesine dikkat edin). Soğanlar yumuşayınca pirinci ekliyoruz ve sotelemeye devam ediyoruz. Beyaz şarafı koyuyoruz, kaynatıp alkolun uçmasını ve suyunu çekmesini bekliyoruz.

IMG_0540Sebze suyunu 1-2 kepçe koyup arada karıştırarak çekmesini bekliyoruz. Bu işlemi 4-5 kez  tekrarlıyoruz. Pirinç yavaştan pişmeye ve pirinçler büyümeye başladığı zaman brokoliyi ekliyoruz. Dikkat etmemiz gereken suyu başlarda bol bol koymamak çünkü sebzeleride çiğ ekleyeceğimiz için, sebzeyi ekledikten sonra su eklemeye ve pişirme işlemine devam edeceğiz. Ben toplamda yaklaşık 1000 lt sebze suyu kullandım. Sebzeleri biraz diri bırakmayı seviyorum, tadı daha lezzetli oluyor ama sebzeleri birazcık daha pişirmek isterseniz 1200 lt kullanabilirsiniz. Fazlası risottoyu lapa hale getirir. Risottonun lapa gibi olanı değilde biraz diri kalmış olanı makbul 🙂

IMG_0543

Brokoliyi de ekledikten sonra sebze suyunu azar azar verip çektirmeye devam ediyoruz. Daha sonra küçük parçalar halinde doğradığımız mantar ve tatlı kırmızı biberide ekleyip,karıştırarak sebze suyunu ekleme işlemine devam ediyoruz. Aralarda sebzelerin ve risottonun tadına bakarak ne kadar su ihtiyacı olduğuna karar verebilirsiniz. Sebzelerin diriliğine karar verip su ekleme işlemini bıraktığınız da tuz, muskat ve gorgonzola peynirini de ekleyip karıştırarak suyu iyice çekene kadar ocakta tutuyoruz. Sonunda cheery domatesleride ekleyip ateşten alıyoruz. Afiyet olsun …

Not: Kullandığım sebze suyunda tuz vardı ama yeterli olmadığı için biraz daha ekledim. Sebze suyunu kendim yaptığım için çok tuzlu olmuyor ama bulyon kullanacaksanız veya peynir olarak parmesan peyniri kullanacaksanız ikisinin de daha tuzlu olduğunu unutmayın.

IMG_0545 IMG_0552

IMG_0553

Öne çıkan

Vişne ve Elmalı Crumble

IMG_0581

Dün akşam yemeğe davetliydik, giderken tatlı götürmek istedim. Çok zamanım yoktu hızlıca yapabileceğim crumble tarifini seçtim. Sadece meyve ve üstünde bol crumble hamuruyla yapılıyor.Servis edilirken fotoğrafını çekemedim tabi ama meyvelerin kıvamı yerindeydi yani ne çok sulu ne de çok kalın kıvamlıydı.

Meyve olarak istediğiniz meyve ile bu tarifi yapabilirsiniz. Meyveleri önceden pişirmenize gerek yok. Benim elimde yaptığım vişne konservesi vardı, çok sevdiğim için vişneli yaptım ama elma, armut, erik veya kırmızı meyvelerle yapabilirsiniz.

Malzemeler:

1 kg meyve ( vişne ve elma karşımı kullandım)

25 gr nişasta

100 gr şeker

tarçın (isteğe bağlı)

limon suyu

Crumble için:

200 gr tereyağ

150 gr şeker

200 gr yulaf ezmesi

150 gr toz badem

50 gr un

2 yumurta sarısı (bende küçük yumurta vardı)

1 tutam tuz

Yapılışı:

Küçük küçük doğradığınız meyveleri nişasta, şeker tarçın ve biraz limonla karıştırın ve fırın tepsisine yayın.

IMG_0555 IMG_0556

Crumble için ayrı bir kapta tereyağ, şeker, yulaf ezmesi,toz badem, un, yumurta sarısı ve tuzu karıştırarak parçalı hale getirin.

IMG_0561 Hazır crumble hamurunu meyvelerin üzerine ufalayın. Üzeri tamamen kapanan meyveleri 160 derecede yaklaşık 90 dk pişirin.

IMG_0567Üzeri kızarabilir ama bu piştiği anlamına gelmiyor, eğer cam bir kap kullanırsanız meyvelerin kaynıyor olması lazım. Eğer cam kabınız yoksa kabın kenarlarından meyvelerin kendi suyunda kaynayıp kenarlardan yukarı doğru çıktığını göreceksiniz. 40-50 dakikadan sonra meyveler kaynamaya başlıyor. Meyvenin suyu biraz berraklaşmaya başladığında crumble olmuş demektir. Benim fırınımda bu 1,5 saatten biraz fazla sürdü. Kendi fırınınıza göre pişme ayarlaması farklı olacaktır. Afiyet olsun…

IMG_0573

 

 

Öne çıkan

Pırasa ve Mantarlı Kiş (Quiche)

IMG_0478

Malum pırasa mevsimindeyiz, evde de pırasa ile havuç vardı, çorbasını mı yapsam kiş mi yapsam diye düşünürken annemin pırasalı, tavuklu böreğinden sonra ikinci favorim olan pırasalı kiş yapmaya karar verdim.

Kiş hamuru için spelt un veya kepekli un kullanıyorum. ( tam buğday unuylada yapılabilir)

Malzemeler:

2 pırasa

5-6 mantar

1 soğan

1 avuç dolusu havucun yeşilliği (isteğe bağlı)

3 yemek kaşığı zeytinyağı

tuz, karabiber, muskat, kırmızı biber

Sosu için:

1 yumurta

1 paket krema (200 gr)

kaşar peynir

Hamuru için: 26 cm çember

250 gr kepekli un

120 gr tereyağ

tuz

75 ml civarında soğuk su

Yapılışı: Kiş hamuru için un, tereyağ, tuz ve suyu beraber yoğuruyoruz. Daha sonra merdane ile açıp tereyağı ile yağladığımız tart kalıbına yerleştiriyoruz. Dolaba koyup dinlendiriyoruz. Fırını 180 dereceye ayarlıyoruz. Hamurun tabanına çatal yardımıyla delikler açıyoruz, yaklaşık 15-20 dakika dinlendikten sonra fırında 20 dk ön pişirme yapacağız.

IMG_0449

Hamur dinlenirken iç malzemesini hazırlamaya başlıyoruz. Pırasayı küçük küçük doğrayıp zeytinyağı koyduğumuz tavada sote yapıyoruz. İsterseniz soğanda ekleyebilirsiniz. Pırasalar biraz çekince mantarları ve havucun yeşilliğinide ekleyip sotelemeye devam ediyoruz. Tuz, karabiber, kırmızı biber ve muskatta koyup ocağın altını kapatıyoruz.IMG_0455 IMG_0459

Sosu için krema,yumurta, tuz ve peyniri karıştırıyorz. Ön pişirmeden sonra iç harcı kalıbın içine koyup üstüne de sosu döküyoruz.

IMG_0464 IMG_0468 IMG_0470 170 derecede 30-40 dk pişiriyoruz. Afiyet olsun …

IMG_0487IMG_0477

 

 

 

 

 

 

Öne çıkan

Kolay Baget Ekmek

IMG_0524

Uzun, ince ve kıtır kabuklu Fransız ekmeği olan  baget (Baguette) ekmeğinin birçok yapım tekniği vardır tabi.Ben hamuru 1 gece öncesinden yapıp dolapta bekleterek denedim. Az maya kullanarak hamurun yavaşça soğuk ortamda kabarmasını sağladığımızda ekmeğin lezzet ve yapı olarak kalitesini artırmış oluyoruz.

Un olarakta tadı daha aromatik olan Almanya’da dinkelmehl olarak geçen unu kullandım. Dinkel;  Türkiye’de spelt buğdayı veya kavılca buğdayı olarak geçiyor. Kavılca, dünyanın en eski buğday türlerinden birisi. Protein,vitamin ve mineral açısından diğer unlardan daha zengin bir içeriğe sahip. Unutulmaya yüz tutmuş bir buğday türüyken günümüzde diyet ve sağlıklı beslenme için yeniden organik marketler de satılmaya başlanmış. Fiyatlarına şöyle bir baktım 500 gr un 8 tl civarında. Biraz şaşırdım açıkçası çünkü ben burda normal marketten aldım bu unu ve 1 euro civarındaydı (1kg). Organik olanı da 2-3 euro ya bulubiliyorsunuz.

Son birkaç seferdir evde ekmeği bu yöntemle yapıyorum çünkü bekleme süresi hariç yapımı çok kolay ve çok lezzetli. Birde sıcak sıcak kıtır ekmeği yemesi çok güzel oluyor 🙂

Baget ekmeği:

500 gr kavılca buğdağ unu(dinkelmehl)

300 ml su (300-350 ml)

10 gr yaş maya

1,5 tatlı kaşığı tuz

Yapılışı: Mayayı su ile açıp, bütün malzemeyi beraber yoğurun. Ekmeği birkaç kez deneyerek kıvamını bulmaya çalıştım. Her seferinde aynı marka unu kullanmama rağmen bazen suyu az geldi bazen fazla. Bu yüzden size aşağıda 2 halini göstereceğim. Yinede her unda kıvam değiştiği için farklı bir çeşit un kullanacaksanız suyun tamamını bir seferde eklemeyin. Hamur yumuşama ve pürüzsüz bir kıvam alıncaya kadar yoğurun.(ne çok sert kıvamlı ne de çok yapış yapış kıvamlı olmayacak.)

 

  • İlkinde suyu 300 lt kullanmıştım ve hamur toplu, ele yapışmayan hemen aşağıda gördüğünüz bir kıvam almıştı.

IMG_0511 IMG_0508  IMG_0513 IMG_0506

Kapaklı bir kapta veya kabı streç filmle sararak hava almadığından emin olun ve dolaba koyun. Ertesi gün dolaptan çıkarın ama gazını alma işlemi uygulamadan hamuru ikiye ayırıp şeklini verin. ( 2 adet baget)

IMG_0517 IMG_0518

Oda sıcaklığına biraz bekleyin. (30-40 dk) Fırını 220 dereceye ayarlayın , ısınan fırına ekmekleri  koyarken tabana ayrı bir kapta su koyun. 15 dk 220 derecede pişirin, kapısını açmadan ısısını 200 dereceye düşürün ve 15 dk daha pişirin.

IMG_0528 IMG_0529

  • İkincisinde suyu 350-370 lt kullandım. Hamur çok yumuşak bir yapıda oldu. Ekstra un ile hamuru toparladım ve pişirdim. Başka bir denememde suyunu 320-350 lt arasında kullandım ve kıvamı çok güzel oldu. Mayalanması için dolaba koydum. Ertesi gün şeklini verdim. İkinci mayalanma için 40 dk bıraktım sonra yine aynı işlemle fırına koydum ve pişirdim. Afiyet olsun IMG_0584IMG_0591 IMG_0597

 

 

Öne çıkan

Tereyağ Yapımı

IMG_0505Çocukluğumdan beri evde yemekler mis kokulu tereyağıyla yapılırdı. Şimdi ise  daha çok yemekleri zeytinyağı ile yapmaya gayret ediyorum malum artık tereyağları da doğallık seviyesinden çıktı ama yinede pastacı olunca terayağından kopamıyorsunuz. Fazla abartılmadığı sürece tereyağının gerçekten doğal yollarla yapılmış olanını kullanmanın zararlı olmadığını biliyoruz. Eğer doğal (çiğ) süt bulabiliyorsanız tereyağ yapımını denemeye değer.

Tereyağı eskiden ağaç yayıkla yapılırdı. Bizim evde de uzun tavana asılı bir yayık vardı. Ben o zamanlarda da çok meraklı olduğum için annemi izler, yayığı sallamasına yardım ederdim. Yoğurtla yaptığımızı hatırlıyordum ama tam ve ayrıntılı bilgi için hemen annemi aradım ve nasıl yaptığını sordum. 2 ayrı şekilde yapıyormuş. Kahvaltılık tereyağ ve yemeklik (sarı yağ) tereyağ…

Kahvaltılık tereyağ için ilk önce yoğurt yapmanız gerekiyor. Sütü kaynatıp kenara alıyoruz ve parmağı çok yakmayacak seviyeye gelince sütün miktarına göre (annem 1 kg süt için 1 tatlı kaşığı yoğurt ekliyordu.) yoğurdu koyup, karıştırıyoruz ve kavanozun kapağını kapatıyoruz. Eğer sütün içine yoğurdu fazla koyarsanız yoğurt ekşir. Kavanozu bezlerle sarıp 5-6 saat ( 2-3 saatinde yeterli olduğunu söyleyenler var ama ben annemden öğrendiğim yöntemlerle yapıyorum) dışarıda beklettikten sonra bezleri açıp sallamadan dolaba koyuyoruz. 1 gün sonra yoğurt yemeğe hazır.

Tereyağını yayıkla yaparken ,  yoğurdu yayığın içine koyup yayığı karşılıklı sallıyorduk. 10-15 dk salladıktan sonra bir tencereye koyup yağın üste çıkmasını bekledikten sonra yağı başka bir kaba alıp, birkaç kez soğuk suyla yıkayıp dolaba koyardık ve kahvaltıda yemek için mis gibi taze ve doğal tereyağı hazır olurdu. Kalan sulu kısımda ayran olurdu. Yayık şimdi kimselerde bulunmadığı için onun yerine mutfak robotunda karıştırmanız da olur tabi. Kalan sulu kısmı ayran olarak içip veya hamur işlerinde su yerine kullanabilirsiniz.

Diğer bir yağ çeşidi olan bizim oralarda sarı yağ dediğimiz ve yemekler için kullandığımız tereyağını da sütten yapıyoruz. Sütü kaynatıp soğumaya bırakıyoruz eğer süt gerçekten doğal ise üstünde yağlı bir tabaka kalacak ama bir seferde fazla kaymak çıkmayacağı için aldığınız her seferde kaba ayırıp biriktirin ve derin dondurucuda saklayın. Tereyağı yapmaya yetecek kadar ( 1 kavanoz) olunca çıkarıp çözülmesini bekleyin. Yine mutfak robotunda yağ ve su ayrılana kadar (yaklaşık 10 dk) çırpın. Biraz soğuk su ekleyin 1-2 dk çırpmaya devam edin. Yağ bir araya toplanacak, ayrı bir kaba alın ve soğuk su ile yağı birkaç kez kaşık yardımıyla karıştırarak yıkayın. Dolaba koyun ve kullanmaya hazır.

Yukarıda ki fotoğraf annemin soba da yaptığı köy ekmeği. Annem sıcak sıcak ekmeğin içine tereyağ koyardı, bizde sofranın başına toplanıp afiyetle yerdik. Geçen yıl gittiğimde de annemi soba başında ekmek yaptığını görünce tereyağlı ekmek istemeyi ihmal etmedim tabi 🙂

Bundan sonra ki yazım pırasalı mantarlı kiş (quiche) tarifi hakkında olacak. Malum kiş ve tart hamurlarının içinde bolca tereyağ var. Fırsatınız varsa tarifleri birde el yapımı tereyağıyla deneyin…

Görüşmek üzere

 

 

 

 

Öne çıkan

Acı Sos

IMG_0034Acı yemeyi, yemeklerde de acı biber kullanmayı çok seviyorum. Yemeğin tadını anlamanızı önleyecek kadar acı değil ama kıvamında acı, birçok yemekle uyum sağlıyor bence. Kahvaltı da ve bazı yemeklerle beraber sürekli kullandığım basit yapımlı acı sos tarifim var. Bugün size başka bir sos tarifi vereceğim ama bu sostan da bahsetmişken nasıl yaptığımı anlatayım. Acı biber turşunu (ince, uzun biber turşusu) küçük küçük doğrayıp, içine domates salçası, zeytinyağı ve limon sıkıyorum ve yemeye hazır hale geliyor. Domates salçasını çok fazla koymuyorum çünkü salça tadı baskın olunca sosun ekşi ve acı tadı çok belli olmuyor. Daha çok zeytinyağı ve limon ekliyorum.

Bugün yine acı biber turşusundan yaptığım Meksika ya  özgü bir sosun tarifini paylaşacağım sizlerle. (Bu defa turşu olarak jalapeno kullandım. )

Malzemeler:

2 adet büyük boy domates

1 adet orta boy soğan

1 adet sarımsak

120 gr jalapeno biber turşusu (Büyük kavanozun yarısını kullandım)

1 avuç taze kişniş

tuz ve karabiber

Yapılışı :

  1. Soğanları yarım ay şeklinde doğruyoruz ve tavaya 2 yemek kaşığı zeytinyağı koyup sotelemeye başlıyoruz.IMG_0004
  2. Birazcık şeker ekleyip karamelize olmasını sağladıktan sonra sarımsakları da ekliyoruz ve 1-2 dakika soteledikten sonra domatesleri ekleyip biraz pişmesi için ocakta bırakıyoruz. Tuz ve karabiber ekliyoruz.IMG_0011
  3. Domates biraz suyunu çekip yumuşacıktan sonra ateşten alıyoruz ve içine jalapeno ve kişnişi ekleyip bir kapta blender yardımıyla püre haline getiriyoruz.IMG_0016
  4. Soğuduktan sonra servise hazır. Küçük bir kavanoza koyup buzdolabında saklayabilirsiniz. Afiyet olsun…IMG_0034

 

 

 

Öne çıkan

Çikolatalı Kek (Brownie)

IMG_0602Dün öğlen yemeğine arkadaşlarımız geliyordu bizde güzel ve değişik bir yemek hazırlayalım dedik. Abone olduğumuz vejeteryan yemek dergisinden yeni bir tarif denedik (şimdiye kadar denediğimiz bütün tarifler çok lezzetliydi) ama bu tarif çok beklediğimiz gibi çıkmadı 😦  Keşke bildiğimiz bişey yapsaydık dedik sonrasında ama yapacak bişey yok….

Yemekten sonra da kahve yanında kek iyi gider dedim. Uzun süredir de çikolatalı kek yapmadığımın farkına vardım. Bende yapımı ve pişmesi kolay, kendi tarifim olan brownie yi yapmaya karar verdim. Yanında 1-2 kaşık krema ve kahve ile bir güzel yarısından falzasını yedik. Yemekten güzel sonuç alamasakta tatlıdan durumu düzelttik sanırım 🙂

Daha önceden otellerde çalışırken birçok brownie tarifi yaptım ama birçoğu bana göre ya fazla şekerli, kuru yada içinde çikolata olmayan(kakaolu) tariflerdi. İş başa düştü,kendi ağız tadıma uygun, hem yumuşak, ağızda eriyen,hem çikolata tadında hemde çok fazla şekerli olmayan bir brownie tarifi çıkarmaya çalıştım ve de tam da istediğim bir tarif çıkardım, umarım beğenirsiniz. İçine ceviz veya çikolata parçaçıkları da koyuyorum normalde ama bu sefer elimde yoktu, çıkıp almadım ve sade yapmaya karar verdim.

Not: Bu tarif % 7o çikolata oranına göre ayarlanmıştır. Bu aralar biraz yorgunluktan sanırım farkına varmadan yanlış oranda çikolata alıp birde tarifi de yaparken şeker oranını değiştirmeden yapınca biraz şekerli oldu ama kimse şeker oranından şikayet etmedi. Bu sefer %52 çikolata bulunan kuverturdan almışım. Eğer % 52 oranında çikolataya sahipseniz şeker oranını birazcık düşürün derim.

170 derecede 30 dakika

Malzemeler:

200 gr tereyağı

200 gr bitter çikolata

300 gr şeker

100 gr krem peynir

200 gr yumurta (4 adet orta boy)

150 gr un

1 tutam tuz

1 çay kaşığı kabartma tozu

İsteğe bağlı ceviz ve çikolata parçaları

Yapılışı:

  1. Fırını 170 dereceye ayarlıyoruz.
  2. Tereyağını eritin, ateşten alıp içine çikolataları koyup karıştırarak erimesini sağlayın. Soğuması için kenara koyun. IMG_0581
  3. Mutfak robotuna yumurta ve şekeri koyup kabarana kadar çırpın.IMG_0579
  4. Daha sonra krem peyniri ekleyin, biraz daha çırptıktan sonra un ve kabartma tozunu yumurtalı karışıma ekleyip unun topakları kaybolana kadar karıştırın. IMG_0584
  5. Bu karışıma daha sonra çikolatalı karışımı ekleyin ve yağlanmış fırın tepsisine koyun.IMG_0588
  6. 170 derecede yaklaşık 30 dakıka pişirin. Afiyet olsun IMG_0610
Öne çıkan

Mercimek ve Ispanaklı Lazanya

IMG_0531

Daha önce lazanyayı kıymalı yapmıştım ama bu sefer sebzeli denemek istedim.  Evde de ıspanak vardı , mercimekle de tadı güzel oluyor( daha önce yemeğini yapmıştım) neden lazanyayı ıspanak ve mercimekten yapmamayım dedim. 

İlk önce mercimek, havuç ve domates ile sos yaptım. Daha sonra da çavdar unuyla beşamel sos… sonuç benim açımdan başarılı. Sizde eğer denerseniz yorumlarınızı bekliyorum. Şimdiden afiyet olsun….

Malzemeler:

250 gr mercimek

250 gr ıspanak

3 havuç ( bende küçük boy vardı)

5 büyük boy domates

1 soğan (orta boy)

1 sarımsak

2 adet kırmızı kurutulmuş acı biber

2 yemek kaşığı zeytinyağı

2 defne yaprağı

kimyon, tuz, karabiber, kırmızı pul biber

700 lt su

kaşar peynir

Beşamel sos için :

2 yk tereyağ

2 yk çavdar unu

400 gr süt

Tuz, muskat ve karabiber

Yapılışı:

  1. Soğan, sarımsak ve acı biberleri doğrayıp zeytinyağında soteledim. Daha sonra küçük parçalar halinde kesilmiş havuçları ve mercimeği de ekleyip sotelemeye devam ettim. Birkaç dakika sonra domatesleri ekledim.
  2. İçine 700 ml su ve defne yapraklarını ekleyip kısık ateşte mercimek ve havuç yumuşayana kadar pişirdim. Çok lapa gibi yapmayın çünkü fırında da pişeceği için yumuşaması yeterli.  Baharatları da ( kimyon,tuz, karabiber, kırmızı biber) ekledikten sonra ve ocağın altını kapattım. Ispanakları sosa ilave edip karıştırırdım. Sosun ısısından zaten pişecekler .        IMG_0492
  3. Beşamel yapmaya mercimekli sos olduktan sonra başladım çünkü soğuyunca katılaşmaya başlıyor ve kullanırken zor oluyor ama eğer katılaştıysa içine krema veya biraz daha süt ekleyip inceltebilirsiniz.
  4. 2 yk kaşığı tereyağını eritip içine 2 yk (tepeleme olmayan) çavdar unundan koyup yağda kavurdum.  Çavdar ununun rengi koyu olduğundan renk değişikliği çok belli olmuyor ama yinede bir süre sonra rengi biraz değişecek, sonra sütü azar azar ekleyip biraz kaynattım . İçine tuz, karabiber ve muskat ekleyip altını kapattım.    IMG_0487
  5. Fırın kabına sosdan biraz döküp ve üstüne lazanya yapraklarını koydum. Lazanya yapraklarının üzerine yine sos, beşamel ve kaşar peynir ekleyip, diğer lazanya yapraklarını ekleyerek 4 kat olacak şekilde devam ettim. En üste sos ve beşamel sos döktükten ve kaşar peyniri de ekledikten sonra 170 derecede 35- 40 dk pişirdim… IMG_0496 IMG_0498 IMG_0506
  6. Sonuç başarılı 🙂  Sıcak servis ediniz… Afiyet olsun….IMG_0550
Öne çıkan

Hafta sonundan ….

20150920_144105

1 hafta aradan sonra tekrar döndüm ve denemelerime başladım bile. Hafta sonunu eşimin ailesiyle beraber geçirdik ve geleneksel Alman yemeğinin birkez daha tadına bakmış oldum.

Genelde yemekler tuzlu ve doyurucu diye adlandırabileceğimiz özelliklere sahip. Daha önce de Brauhaus dedikleri kendi biralarını kendi üreten ve geleneksel yemekler yapan bir restoranda denemiştim. 10 kişi gitmiştik herkes ayrı bir şipariş vermişti, bende herkesin yemeğinden denediğim için birçok yemeği deneme fırsatı bulmuştum 🙂 Şuan adını hatırlamıyorum ama ben kırmızı et istemistim. Bol soslu ve yanında elma püresiyle gelmişti. Sosu yoğun ve tuzluydu hatta yemeği bitirmekte biraz zorlanmıştım ama genel olarak yemek kültürünü beğendim.

Pazar günüde yukarıda gördüğünüz yemekleri yedik.  ‘Rinderrouladen mit soße’ ( soslu dana roulades), ‘Rotkraut’ ( kırmızı lahana) ve ‘Kartoffelklöße’ ( Patates köftesi veya mantısı diye biliriz). Kırmızı lahana burda uzunca pişirilerek içine sirke elma ve kırmızı şarap eklenerek yapılıyor ve ekşimsi bir tadı oluyor. Birkez evde yapmayı denedim ama ben biraz diri bırakmışım lahanayı (bence diri bırakınca da güzel oluyor)Ama burda iyice yumuşayana kadar pişiriliyormuş. Öğrenmiş oldum…

Bugün mercimekli, ıspanaklı lazanya ve peynirli ekmek denedim. Lazanya şuan fırında pişiyor. Ekmek de mayalanma aşamasında. Bu iki tarifi de ilk defa deniyorum. Lazanya yemek istiyordum nasıl yapsam diye düşünürken bu tarifi çıkarttım ortaya 🙂 Ekmek de hamur olarak sürekli kullandığım tarif ama içini malzemelerle doldurup pişireceğim. Bakalım nasıl olacak ….

Lazanya tarifiyle görüşmek üzere …

 

 

Öne çıkan

Vişneli Crumbel Tart

IMG_0456

Dün de söylediğim gibi bugün vişneli tart günü ve yazıma tarçının evi saran mis kokusu eşlinde başlıyorum.

Biliyorum vişne mevsimi değil ama vişneyi çok seven biri olarak mevsimini bekleyecek kadar sabırlı değilim ve hazır üründe kullanmak istemiyorum. Bundan bir önceki yazıda vişneyi kışında kullanmak için konserve yöntemini kullandığımı söylemiştim.

Bu tartı bu akşam eşimin ailesini ziyarete giderken götüreceğim 🙂 Yani şimdilik dilimlemiyorum. Dilimlendikten sonra ki halini yarın sizlerle paylaşabilirim. Geçelim tarife ….

Malzemeler :

Tart kalıbım 28 cm büyüklüğünde

Tart hamuru için :

350 gr un

200 gr tereyağı

120 gr şeker

1 adet yumurta

1 çay kaşığı kabartma tozu

vanilya çubuğu

Üst hamuru için:

Kalan hamura

50 gr tereyağ

1 yemek kaşığı şeker

8 yemek kaşığı un

1 çay kaşığı tarçın

İç malzemesi için :

1 kavanoz vişne konservesi (700 l)

50 gr nişasta

 3 yemek kaşığı şeker

1 vanilya çubuğu

Yapılışı:

  1. Hamuru için; yumurta, tereyağı ve şekeri birazcık yoğurup unu ve kabartma tozunuda ilave ediyoruz ve yoğurmaya devam ediyoruz. Makinede yoğuruyorsanız kancaya dolanmaya başladığında hamur hazır hale gelmiş demektir. Elde yoğuruyorsanız hamur elinizde toplanmaya başladığında yuvarlak hale getirip kenara alın.IMG_0406
  2. Tart kalıbını yağlayın. Not: Tart kalıbının tabanına yağlı kağıtta koyabilirsiniz. Eğer tart kalının üstünde dilimlemek isterseniz kalıba zarar da vermemiş olursunuz.Hamuru merdane yardımıyla açıyoruz ve kalıbın üstüne yerleştiriyoruz. Merdane yardımıyla fazlalıkları kesiyoruz ve kenarlarını parmağınızla bastırarak şekil veriyoruz.IMG_0410
  3. Bu işlemden sonra kenarda fazlalık kalacaktır.Benim tart kalıbımın orta kısmı havada kenar kısımları aşağıda kalıyor o yüzden hamuru yüksek bırakmama gerek kalmıyor. Benim için çok kullanışlı değil çünkü tartı kalıptan çıkarmak biraz zor oluyor.Belki aşağıdaki resimde kalıbın nasıl olduğunu görebilirsiniz. Eğer sizin kalıbınızın tabanı düz ise birazcık kenarlardan  hamuru yüksek bırakabilirsiniz ama fazla bırakmayın.Bu arada kalan hamuru kenarda tutun çünkü üstü için kullanacağız. Fırını 180 dereceye ayarlıyoruz.IMG_0412
  4. Not : Sosu için benim elimde 700 gr lık kavanozda vişne (suyu ile beraber) konservesi vardı. Vişne suyu yaklaşık 300 lt çıktı. Üzerine 200 gr su ekledim. 3-4 yemek kaşığı şekeri 50 gr nişasta ile karıştırıyoruz. Not:( Şekeri yine damak tadına göre. Ben vişnenin ekşiliğini sevdiğim için 3 yemek kaşığı şeker koyuyorum.) İçine bir miktar (5-6 yemek kaşığı) elimizde olan vişne suyundan ekleyip çırpma teliyle nişastanın açılmasını sağlıyoruz. Diğer tarafta 500 gr vişne suyunu kaynatıyoruz. Açmış olduğumuz nişastalı karışımı çırpa teliyle karıştırarak yavaş yavaş ekliyoruz. Birkaç dakika kaynatıp kenara soğuması için alıyoruz.  Daha sonra içine vişneleri ekliyoruz. IMG_0422 IMG_0427
  5. Tartın üst kısmı için 50 gr tereyağını 1 yemek kaşığı şekerle karıştırıyoruz. Kalan tart hamurunun içine bu karışımı, 1 dolu çay kaşığı tarçını ve 8 yemek kaşığı unu ekleyip yoğurmaya devam ediyoruz.Ufalayabileceğiniz bir hamur kıvamına geliyor.
  6. Tart hamurunun içine yaptığımız sosun hepsini koyuyoruz. Üstüne de hazırladığımız crumble yayıyoruz.IMG_0431 IMG_0434
  7.  180 derecede önceden ısıtılmış fırında 40-45 dk pişiriyoruz.  Ben çırpılmış krema ile servis yapıyorum. Afiyet olsun ….

 

Öne çıkan

Konserve meyve ve sebze yapımı

IMAG0340Geçenlerde eskilerden söz ederken, annemin bahçeden topladığı taze sebzeleri kışa hazırlık için nasıl konserve yaptığını hatırladım. 17 yılımı köyde geçirmiş biri olarak kendimi şanslı hissediyorum. Doğanın içinde, temiz havası, soğuk mis gibi suyu, kendi bahçemizde yetiştirdiğim doğal sebze ve meyveleri, doğal süt ve yumurtasıyla çok güzel bir çocukluk dönemi geçirdim.

Yaz döneminde kendi yetiştirdiğiniz ürünleri kullanırken üstünede kışa hazırlık için; yemeklere domates sos, menemen için sos ve taze fasulye konserveleri yapardık. Domates sos için; soyulmuş ve küçük küçük doğranmış domatesleri yağda karıştırıp biraz tuz ile birlikte bir taşım kaynatıp,daha sonra sıcak sıcak kavanozlara koyup kapaklarını kapatırdık. Kavanozları ters çevirip 4-5 gün bekletip, kontrol ederdik hava alan konserve varsa kenara ayırmak için. Malum hava alınca uzun süreli bekletemiyoruz. Hazırladığımız konserveleri de çatı katına kış için hazırlanan diğer ürünlerin yanına koyardık.

Menemen için de yöntem aynı ama ekstra biberle beraber doğranmış domatesleri yağda çevirip kaynatırdık. Fasulye için ise yöntem biraz farklı. Fasulyeleri önceden biraz haşlamamız gerekirdi. Sonra haşlanmış fasulyeleri soğuk suya koyup bekledikten sonra suyu süzüp kavanoza koyardık.Kavanozlara yarıdan biraz fazla su ekleyip (bazı kavanozlara domates de eklerdik), kapaklarını sıkıca kapatırdık ve tencereye koyup suyla kaynatırdık. Biz büyük kazanlarda dışarıda otun ateşinde yapardık ama evde denemek isteyen olursa tencerenin dibine ızgara tel koyup üzerine kavanozları da yerleştirdikten sonra kaynatılabilir. Yine ters çevirme işlemi ve 4-5 gün bekleme bunda da yapılıyor.

Tabi günümüzde birçok kişinin derin dondurucusu var artık. Şimdi sebzeler poşetlenip öyle saklanıyor. Ürünlerde eskisi gibi ekolojik yöntemlerle üretilmiyor. Ama hazır konserve almak yerine bu yöntem daha doğal.

Neyse konserve olayına değinmemin birazda sebebi, yaptığım vişneli tart yüzünden. Vişnenin mevsimi değil malum. Onun için mevsiminde alıp konserve gibi saklayabilirsiniz. Yaptığım tatlılarda genelde suyuyla beraber kullandığım için konserve kullanmak iyi oluyor.

Vişnelerin çekirdeklerini çıkarıp biraz su ve az şekerle bir taşım kaynatıp yine aynı yöntemle sıcak sıcak kavanozlara koyup ağzını kapatıyoruz.Ters çeviriyoruz ve 4-5 gün bekledikten sonra hava alıp almadığını kontrol ediyoruz. Sonra benim size vereceğim vişneli crumble tart tarifini dört mevsim yapabilirsiniz 🙂

Eğer hazırlığınız yoksa dondurucuda da vişneniz var ise onu da vişne suyuyla beraber kullanabilirsiniz.

Vişne konservesi için :

1 kilo kadar çekirdeği çıkarılmış vişne

2 su bardağı su

1 su bardağı şeker

Not: Şekeri normalde daha az kullanıyorum çünkü tatlı yaparken şekeri fazla kullanmayı sevmiyorum. Zaten tatlı yaparken ekstra şeker kullanacağınız için şeker oranını az tutmakta fayda var.

Yapılışı: Su ile şekeri bir taşım kaynatıp içine vişneleri koyuyorum. Vişnelerin diri kalmasını istediğim için 1-2 dk bekletikten sonra sıcak sıcak kavanozlara koyuyorum (veya ilk önce su ve şekeri kaynatıp şerbet haline getirip, direk kavanozda ki vişnelerin üzerine de ekleyebilirsiniz.) Kapaklarını kapatıp ters çevirme işlemini uyguluyorum. Konservenin su oranını tam dolu değilde,  1-2 parmak boşluk olacak şekilde koyuyorum. Tabi kavanozun ağız kısmının temiz olması kapağını kapatmadan önemli.

Konserve yapılışına da değindiğime göre vişneli tart tarifini yazmaya geçiyorum artık..

Not: Fotoğraf bizim oralardan …. .

Öne çıkan

Elmalı Tart

IMG_0407

Geldik elmalı tart tarifine. Yapım olarak kolay ama pişme süresi olarak biraz uzun bir tarif. Tat olarak yine bir konuya değinmek istiyorum. Almanların pasta ve ekmek konusunda meşhur olduklarını duymuşsunuzdur. Gerçekten birçok değişik ve lezzetli ürünler yapıyorlar. Ama tatlı konusunda bizim gibi şekere doyacağınız tatlılar yaptıklarını görmedim. Yani şeker oranını az tutuyorlar. Değişik hamur tatlıları, tart veya kek yaptıklarında da şimdiye kadar denediğim ürünlerde gerçekten şeker oranı çok azdı. ( Geldiğimden beri fazlasıyla deneme yaptım bu arada 🙂 ) Bu tartta şeker oranı az bir tarif. Şeker oranını arttırmakta istemedim açıkçası çünkü elmanın tatlı ve ekşi tadı az şekerle kararında bir tat veriyor.

Normalde bu tarifi ilk olarak eşimin ailesini ziyaret ettiğimiz günlerden birinde tatma şansı bulmuştum. Hatta eşimin annesiyle beraber yapmıştık. Çok beğendiğim için birkez daha yapmak istedim ama onun tarifini kendime göre deneyerek değiştirdim. Hamurunda oynama yapmadım çünkü tadı gerçekten güzel bir tart hamuru.Orjinal tarifinde elma şarabıyla yapılan bir tarif. Ama ben elma suyu kullandım. Biraz şarap tadını duymak isterseniz beyaz şarapla karıştırabilirsiniz. Aslında denediğim elma şarabının tadı çok yoğun şarap veya yoğun elma tadında değildi. Hafif bir lezzete sahip. Eğer tartta şarapta kullanmak isterseniz, beyaz şaraptan 100-200 gr koymanız yeterli. Elma tadını bastırmaması için.

Elmalı Tart

Malzemeler :

Tart hamuru için:

250 gr un

125 gr tereyağı

100 gr şeker

1 yumurta

3 çay kaşığı kabartma tozu

yarım vanilya çubuğu

İç malzemesi:

1,5 kg elma ( yarı yarıya ekşi ve tatlı elma kullanıyorum)

Sos için:

850 gr elma suyu

170 gr şeker

80 gr nişasta

1 vanilya çubuğu

Üstü için 2 paket krema ve çikolata rendesi

Yapılışı:

  1. Tart hamuru için bütün malzemeleri bir kapta karıştırıp hamur kıvamına getiriyoruz. Buzdolabına koyup biraz dinlendiriyoruz. Fırını 170 dereceye ayarlıyoruz ama fan kapalı olmalı. Sadece üst ve alttan ısıtmalı duruma getirmeniz gerekiyor.IMG_0003
  2. 1,5 kilo elmayı yıkayıp, soyduktan sonra küp küp doğruyoruz.Ben ekşi elmayı çok seviyorum. Bu yüzden elma seçimimde yarı yarıya ekşi ve tatlı elma kullandım. Tamamen tatlı elmadan yapabilirsiniz.
  3.  Daha sonra hamuru dolaptan çıkarıp kek kalıbını yağladıktan sonra hamuru açıyoruz. Biraz yumuşak olduğu için kırılabilir. Ben hamuru açıp üzerine kalıbı koydum ve kalıp büyüklüğünde hamuru kestim. Kestiğim kısmı alıp tart kalıbının ortasına yerleştirdim. Böylece hamur kırılmadan tabanı koyabiliyorsunuz. Kalan hamurlarıdan tart kalıbının kenarlarına yerleştirdim. Çatal yardımıyla tabanda delikler açtım. Eğer hamurla çok uğraştıysanız ve çok yumuşadıysa siz sosu yapana kadar dolabın buzluk kısmına   koyabilirsiniz biraz toplaması için. Birkaç dakika yeterli olacaktır.IMG_0388
  4. Hamuru pişirmeden direk bütün elmaları içine yerleştiriyoruz. Ben sosta birazcık beyaz şarap kullandım ama tabi isteğe bağlı. Sosu için şeker ve nişastayı karıştırıp içine 200-300 gr elma suyunu ekleyip nişastanın açılmasını sağlıyoruz. Daha sonra elma suyunun diğer kısmını da ekleyip sos haline getiriyoruz. Sos kaynadıktan sonra hiç beklemeden sıcak halde sosu elmaların üzerine döküyoruz.IMG_0396 IMG_0399 Yapım aşamasını bitirdik. Önceden ısıttığımız 170 derece fırına koyup 1,5 saat pişiriyoruz ama pişme süresi böylece bitmiyor. 1,5 saat sonunda yağlı kağıdı tartın üstüne kapatıyoruz ve yaklaşık 50-60dk daha pişmesi için bırakıyoruz. Fırın derecesi aynı kalıyor.
  5. Fırından çıkardığımız tartı soğumaya bırakıyoruz. Bu arada fırından çıkardığınızda size  fazla sulu gibi gelebilir çünkü kalıbı biraz salladığınızda iç malzemenin çok hareket ettiğini göreceksiniz ama değil merak etmeyin. Tamamen soğuyunca buzdolabına koyuyoruz ve 1 gün buzdolabında bekletmeniz gerekiyor. IMG_0407
  6. Servis için 2 paket kremayı çırpıp tartın üstünü kaplayacak şekilde yayıyoruz. Üzerine de çikolata rendesi koyuyoruz.IMG_0412IMG_0388

Bu da koca tarttan kalan parça …. Umarım beğenirsiniz. Afiyet olsun…

 

 

 

Öne çıkan

Paket Puding Tozları ve Nişasta Farkı !

IMG_0009

Merhaba,

Daha önce de söylediğim gibi sıra elmalı tart tarifini paylaşmaya geldi. Ama elmalı tart tarifini vermeden önce tarifte kullandığım sosla ilgili bilgi vermek ve de dün akşamdan söz etmek istedim.

Dün arkadaşlarımızı akşam yemeğine davet ettik. Türk, İtalyan, Alman ve Hint mutfaklarından karışık birşeyler yaptık.( Mercimek köftesi, domates- mozarella salatası, yeşillik, körili – hindistan cevizi sütlü sebze yemeği ve elmalı tart) Aşağıda ki fotoğraf başlangıçları gösteriyor ama ana yemeğin fotoğrafını çekmeyi unutmuşum 🙂  Son hamle elmalı tart ile geceyi bitirdik. Geceyi herkesin beğenilerini alarak noktalamak beni çok mutlu etti tabi ki.

IMG_0418 IMG_0415

Buraya geldiğimden beri sanırım bu 3. türk mutfağı denememdi.  Arkadaşlarımız Türk mutfağını merak ediyorlar aslında. Tabi burdaki dönerle sınırlı olup olmadığını. Benim oturduğum semtte birçok Türk restoranı var ama çoğu döner, çiğ köfte, simit, pide, lahmacun ve kumpir yapıyor. Sadece bir yerde sulu yemek de yapılıyor ama bana görüntüsü çok iç açıcı gelmedi açıkçası. Bende arkadaşlarıma bunlardan farklı olarak kolay, lezzetli ve doyurucu şeyler gösterdim. Daha önce yaptıklarım; mercimek köftesi, kısır, dolma, karnıyarık, yoğurtlu patates salatası, pilav ve kuru fasulye ile sınırlı. Mercimek köftesini birçok arkadaşım ve eşimde çok sevdiği için sanırım 6-7 kez yaptım ama artık mercimek köftesi yapmak ve de görmek istemiyorum 🙂

Gelelim asıl konuya. Hazır soslar …

Burda birçok üründe hazır paket ürün kullandıklarını daha önce söylemiştim. Özellikle tatlılarda toz pudingler ve krema kıvamı için toz katkı maddeleri kullanılıyor. Bu pudinglerin için de E 160 yani renklendirici bulunuyor. Bende merak ettim neden kıvam vermek için vanilyalı toz pudding veya krema toz pudding kullandıklarını ve nişaştayla farkını görmek için ikisinden de  sos yaptım .

IMG_0007 IMG_0008

İlk fotoğraf; vanilya çubuğu, nişasta, şeker ve elma suyuyla yaptığım sos. İkinci fotoğraf; elma suyu, şeker ve hazır paket puding. (malzemeler aynı oranda kullanıldı.)Renk olarak farklı  malum renklendiriciden dolayı ama tat olarak çok büyük bir fark olmamasına rağmen gerçek vanilya tadı ile olan sosu ben daha çok beğendim. Kıvama gelince nişasta ile olan sosun kıvamı soğuduktan sonra bile daha yumuşak kıvamda. Puding ile yapılan sos soğuduktan sonra daha lapa gibi bir kıvam aldı. Ben kıvamını biraz daha yoğun istediğim için deneme yaptığım sostaki nişasta oranını elmalı tart yaparken arttırdım.

Oran olarak:

110 gr elma suyu

20 gr şeker

10 gr nişasta

Yani bence katkı maddeli ürünlere ihtiyacımız yok.

Elmalı tart tarifinde görüşmek üzere 🙂

Öne çıkan

Kahvaltılık Sos

IMG_0398Kahvaltılık sos bizim soframızın vazgeçilmezlerinden… Genel de sosları organik marketten alıyoruz. Tatlı soslardan, körili soslara, zeytinli, mangolu soslara kadar birçok çeşidi var. Yine o marketten aldığımız zeytinli sosu çok beğenmiştim. Bende evde denedim. Tadı güzel de olunca sizinle paylaşmaya karar verdim. Çok basit ama lezzetli bir sos.

Gerekli malzemeler : Yeşil zeytin, acı biber turşusu(ben Jalapeno kullandım), sarımsak, limon, tuz, krem peynir, yoğurt, karabiber, kekik.

Yapılışı: Yeşil zeytin ve acı biber turşusundan yaklaşık birer yemek kaşığı kullandım.Ne kadar yapmak istediğinize göre değişir. Küçük bir sarımsak. Sarımsak çok fazla kullanmadım çok baskın bir tad veriyor. Hepsini küçük parçalar haline getirdim. Zeytin ve acı biber turşusu çok suluydu. Doğradıktan sonra bir peçete yardımıyla suyunu süzdüm.

IMG_0004

İçine birkaç damla limon sıktım, birazcık tuz, karabiber ve kekik ekledim. Daha sonra yaklaşık 3-4 yemek kaşığı kadar krem peynir, 1-2 yemek kaşığı kadar yoğurt ekleyip karıştırdım. Tadına bakıp biraz daha kekik ekledim ve kahvaltılık sos hazır. Afiyet olsun…

IMG_0011IMG_0389

 

 

 

 

Öne çıkan

Focaccia (Domatesli Ekmek)

Merhaba,

Bugün İtalyan ekmeği olan Focaccia’nın tarifini paylaşacağım. Bu ekmek pizzanın atası olarak da biliniyor. Fırın tepsisine ince halde yayılarak yapılan bir ekmek. Yukarıda da gördüğünüz gibi ben bu sefer üç ayrı şekilde yaptım. Bu arada tepside ki ekmeğin piştikten sonra ki halini fotoğraflamayı unutmuşum.Çünkü yarım saat sonra fırından yeni çıkmış sıcak kıtır kıtır ekmek bitmişti. Ekmeği yedikten sonra fotoğraf çekmediğim aklıma geldi 🙂

Normalde tamamen beyaz undan yapılıyor ama birde çavdar unuyla denemek istedim. Benim hoşuma gitti açıkçası. İç malzemesi olarak isteğe bağlı kurutulmuş domates, biberiye, zeytin, peynir ve karamelize soğan kullanılıyor. Ben bu sefer karamelize soğan ve peynir kullanmadım.

Ekmek yapı olarak ve pişirme derecesi yüzünden, pişirme aşamasında sonra sert bir kabuğa sahip ama fırından çıkardıktan sonra fırça yardımıyla birazcık zeytinyağı ile üstünü yağlayın ve biraz soğumasını bekleyin. Daha sonra yumuşadığını göreceksiniz.

Not: Tepside yapılan ince focaccia (orjinalde olduğu gibi) daha lezzetli bence. Çünkü biraz kıtır bir yapıya sahip.

Focaccia

Not: Bu malzemelerden sadece 1 tepsi ekmek çıkıyor. Diğer şekilleri farklı zamanlarda yaptım.

Malzemeler:

250 gr un

150 gr çavdar unu

30gr yaş maya

250 gr civarında ılık su

50 gr kurutulmuş domates (isteğe göre arttırılabilir ama domates tuzlu olduğu için tuz oranını az tutun veya hiç tuz koymayın)

60 gr yeşil veya siyah zeytin

biberiye (yoksa kekik)

Yapılışı:

1.Unları eliyoruz. Yaş mayayı direk küçük parçalara ayırarak kullanabileceğiniz gibi su ile açarakta kullanabilirsiniz. Ben ayrı bir kapta bir miktar ılık su, bir tatlı kaşığı şeker ve yaş mayayı beklettim. Maya köpürmeye ve kabarmaya başlayacak. Kabarma işleminden sonra kullanabilirsiniz.

2.Domates, zeytin ve biberiyeyi küçük parçalara kesin.

3.Una mayayı ekleyin ve yavaşça suyuda eklemeye başlayın. Suyu iyice yedirdikten sonra biraz daha yoğurmaya devam edin. Genel itibariyle yumuşak bir hamur ama elinize çok yapışıyor ve yoğuramıyorsanız , birazcık un ekleyebilirsiniz.  Diğer malzemeleri ve birazcık tuz ekleyin ve yoğurmaya devam edin. Hamuru toplamak için, yoğurma işlemine son vermeye yakın elinizi una batırıp hamuru toparlayın ve mayalanması için soğuk olmayan bir yere alın üzerini bez ile örtün.IMG_0014 IMG_0009

4. Yaklaşık 2 saat mayalanmasını bekleyin. Ekmekte ki gazı çıkarın ve istediğiniz şekli verin ve tekrar mayalanması için bırakın.

IMG_0023 

5. 190 derecede boyutuna göre 20-50 dk arasında pişirin. Afiyet olsun …

 

Öne çıkan

Günün Özeti

IMG_0399

Hava bozuk, yağışlı ve kasvetli …. Sabah ki güneşli havadan eser yok. Sabah yürüyüşünden sonra kahve ve güzel bir omletle güne güzelce başladık. Bugün için aklımda elmalı tart yapmak vardı. Ama sürekli yağan yağmur nedeniyle markete gitmek istemedim. Elmalı tart tarifi haftaya kaldı yani… Ama beklediğinize değecek. Normal elmalı tartlardan yapılış ve tat olarak biraz farklı. Şarapla veya sadece elma suyuyla da yapılabilir.Devamı ayrıntılı haftaya …

Bugün omletten sonra pişirdiğim tek şey patates cipsi …Bu yüzden size yeni bir tarif yazmıyorum çünkü tarifleri fotoğraflarıyla yayınlamak nasıl bir sonuç alacağınızı görmeniz açısından benim için önemli.

Bugün eşimle aklımızdan şimdi cips olsada film izlerken yesek düşünceleri geçerken tabi ki markete gidip cips almadım. Malum fazlasıyla yağlı, katkı maddeli ve sağlıksız bir ürün ama tadının güzel olmadığını da söyleyemem 😀 (eee o kadar katkı maddesi boşuna değil)  Hemen patatesleri ince ince doğradım. Cips kadar ince değildi ama sonuç güzeldi. Köri, karabiber, kırmızı biber, tuz ve maydanoz katıp birazcık yağ ile fırın tepsisinde karıştırdım. Tepsiye patatesleri yaydım. 200 derecede istediğim kıtırlığa gelene kadar bekledim ve süper doğal patates cipsi yemeğe hazır… Afiyetle yedik.

Son olarak yakında İtalyan ekmeği ‘Focaccia’ nın (domatesli, zeytinli ekmek) çavdar unuyla yaptığım halini de paylaşacağım.

Durum güncellememi de yaptığıma göre şimdilik gidiyorum. Hepinize güzel bir gün diliyorum.

Öne çıkan

Balkabaklı Çorba

IMG_0005Sonbahara girdik, artık yavaştan havalar soğumaya başladı. Sanırım burda hava değişiminin etkisini daha erken görüyoruz. Havalar soğuyunca mutfaktan eksik etmediğim  çorba sezonunu ben şimdiden açtım.

Değişik çorbalar yapmaya alışık değildim çünkü annem evde bizim oralardan çorbalar yapardı, çok fazla yeni tarifler denemezdik. Gerçi onun çorbaları bir başka oluyor….Değişik tarifler yapmayı ve çorbayı kalın kıvamda içmeyi eşimden öğrendim.

Bugün size vereceğim tarifi daha önce birkaç kez eşimle beraber yaptık ama bu sefer ki tarif biraz farklı oldu çünkü ben yine evde ne varsa ona göre tarifi değiştirdim ama tadını çok beğendik. Evde bal kabağı, pırasa, havuç ve yer lahanası vardı. Balkabağı burda küçük, yuvarlak kavun boyunda, adına ‘Hokkaidokürbis’ deniliyor. 500 gr ile 1,5 kg ağırlığında değişen ince kabuklu bir kabak çeşidi.

Resmine linkden bakabilirsiniz. https://de.wikipedia.org/wiki/Hokkaidok%C3%BCrbis .Daha büyük boyutta bal kabağı burda görmedim ama vardır tabi biryerlerde. Eğer tarifi denerseniz yorumlarınızı bekliyorum.

Balkabağı Çorbası

Malzemeler:

300 gr balkabağı

1 adet pırasa (yoksa soğan)

6 adet havuç

2 yemek kaşığı tereyağı veya zeytinyağı

ceviz büyüklüğünde taze zencefil

yarım yer lahanası (isteğe bağlı)

yarım kurutulmuş acı biber

1 tatlı kaşığı köri,

1/2 tatlı kaşığı kimyon

tuz, karabiber

600 gr su

200 gr yoğurt veya krema

taze kişniş

Yapılışı: Balkabağını tartınız yoksa, gr olarak değilde göz kararı koymak isterseniz, ben üste tarif ettiğim kabağın yarısından biraz daha fazla kullandım. Diğer kısmını tatlı denemem için ayırdım.

  1. Balkabağını,havucu ve yer lahanasını ( Başka bir tariften kalan yarım yer lahanası vardı değerlendirmek istedim.) küp küp doğrayın. Çorba püre hale geleceği için boyutunun çok önemi yok ama eğer içinde parça halinde sebze bırakmak isterseniz kesimine biraz özen gösterebilirsiniz. Piştikten sonra sebzeden biraz kenara ayırın. Püre yaptıktan sonra kenara ayırdığınız sebzeleri içine ekleyebilirsiniz. Pırasa, zencefil ve acı kırmızı biberi de (isteğe bağlı) ince ince doğruyoruz.Not: Diğer tariflerimde pırasa yerine soğan kullanıyordum. Elimdeki pırasa biraz büyük olduğu için tadının ağır basacağını düşündüm ve soğan koymaktan vazgeçtim. Ama sadece soğanla da yapabilirsiniz.
  2. Tereyağını ve doğradığınız bütün malzemeyi tencereye koyuyoruz ve sote ediyoruz. Tuz, kimyon, köri ve karabiberide ekliyoruz. Yukarıda oran verdim ama baharatta oran olayına çok inanmıyorum. Herkesin kendi damak tadı var ona göre baharat oranlarını değiştirebilirsiniz. Baharatlarla beraber biraz daha sote ediyoruz.Not: Almanya’ da gördüğüm kadarıyla ‘Gemüse Brühe’ dedikleri sebze suyu yani bulyon( sebzeli çeşni) çok kullanılıyor. Bu ürünlerin içinde fazlasıyla katkı maddesi var ve tavsiye etmiyorum. Ama bunun da organik olanını yapmışlar. Bende aldım denedim içinde monosodyum glutamat gibi katkı maddeleri yok ve tadı diğer bulyonlar gibi baskın değil. Ama yine de evde yapılmış kadar doğal değildir. Yakında evde sebze suyunun nasıl yapılacağının tarifini sizinle paylaşacağım.
  3. İçine kaynamış suyu ekliyoruz. Sebzeler pişince mikser yardımıyla püre haline getiriyoruz. Püre yaptıktan sonra kıvamını ayarlamak için sıcak su ekliyorum ama fazla eklemeyin çünkü içine krema veya yoğurtta ekleyeceğimiz için kıvamı çok sulu olmasın. Kıvamını ( ben biraz yoğun kıvamda bırakıyorum.) ve bahartların tadını kendinize göre ayarladıktan sonra bir taşım kaynatın daha sonra içine 200 gr yoğurt veya krema ekleyin biraz karıştırın ama kaynatmadan ocağın altını kapatın.
  4. Limon ve taze kişnişle servise hazır. Afiyet olsun….
Öne çıkan

Fırında Domates Soslu Patlıcan

IMG_0006Merhaba,

Bugün elimde patlıcan, kabak ve biber vardı. Bende çok sevdiğim patlıcan yemeğini sizinle paylaşmak istedim. Patlıcan benim severek tükettiğim sebzelerden biri ama içine fazlasıyla yağ çekme özelliğine sahip olduğu için kızartma yöntemini kesinlikle kullanmıyorum.(aslında hiçbir üründe kızartma yöntemi kullanmıyorum.) Birazcık yağ koysanız bile lezzetli olan bir sebzeyi neden yağ deposu haline getirelim ki ! Karnıyarık, mangal da patlıcan ve biraz sonra size vereceğim tarifte de aynı yöntemi kullanıyorum. Fırça yardımıyla birazcık yağ sürmek bence tadının güzel olması için yetiyor.

Fırında Domates Soslu Patlıcan

Malzemeler :

3 adet patlıcan ( veya patlıcan ile birlikte kabakta kullanabilirsiniz)

6 adet domates

1 orta boy soğan

1 diş sarımsak

3 adet yeşil biber

1 adet acı kırmızı biber ( isteğe bağlı)

kekik, tuz, karabiber

6 yemek kaşığı zeytin yağı

150 gr kaşar peynir ( beyaz peynir, parmesan veya mozarella da kullanılabilir)

Not: Ben Almanya’da her markette bulunan emmentaler peyniri kullanıyorum.

Yapılışı:

1. Bu tarifi elimde olan ürüne göre belirliyorum aslında. İlk yaptığımda sadece patlıcanla yapmıştım ama kabakla da lezzetli oluyor. Bugünde elimde 2 adet kabak 1 adet patlıcan vardı. Ama oran aynı (3 adet), daha fazla patlıcan veya kabak koymak isterseniz sosu biraz artırın derim. (Not: Benim burda aldığım patlıcanlar biraz büyük boy) Patlıcan ve kabakları yarım santimlik kalınlıkta uzunlamasına kesip fırın tepsisine diziyoruz. 3 yemek kaşığı zeytinyağının içine kekik ve tuz koyup fırça yardımıyla bir yüzüne yağı sürüyoruz.

a (228)

   2. 180 derecede 20-25 dk patlıcanları pişiriyoruz. Bu arada soğan, sarımsağı yağda biraz sote ediyoruz ve yeşil biberi ekleyip sote etmeye devam ediyoruz. Yemeklerde acı biber kullanmayı seviyorum ama çok fazla kullanınca yemeğin asıl tadını farkedemiyorsunuz. Benim elimde aşağıda gördüğünüz kırmızı kurutulmuş biberlerden var ama çok acı değil açıkçası, tabi hepsini kullanmadım sadece güzel göründüğü için fotoğrafı ekledim. Sadece yarım biber ekledim. Ama acıyla aranız yoksa hiç eklemeyebilirsiniz.

a (113)

3. Acı biberide ekledikten sonra domatesleri ekliyoruz. Ben biraz su ekliyorum ama elinizde etli ve sulu domates varsa su eklemenize gerek kalmayabilir. ( Elinizde konserve domates varsa 400 gr civarında kullanabilirsiniz) Son olarak tuz ve karabiberi de tadına bakarak ayarladıktan sonra birazcık kaynatıp sos kıvamına getiriyoruz.  a (119)

4. Fırından çıkardığımız patlıcan ve kabakları,  içine bir miktar sos koyduğumuz fırın kabına yerleştiriyoruz. 1 kat dizdikten sonra sos ve peyniri ekliyoruz.  Kaşar peynirle birlikte birazcıkta parmesan ekledim. Bu sosta ben fesleğen veya maydonoz kullanıyorum.  Kullandığınız yeşilliği de peynirin üzerine ekleyip bir kat daha patlıcanları diziyoruz. Sos ve peynir işlemini tekrarlıyoruz.

a (123)a (129)

5. 180 derece olan fırına koyup 30 dk pişirdikten sonra servise hazır …. Eğer tarifi denerseniz yorum bırakmayı unutmayın lütfen …Afiyet olsun.

Öne çıkan

Domates, Zeytin ve Beyaz Peynirli Ekmek (Kek)

aa (11) IMG_0015

Bir önceki yazıda bahsettiğim ekmeğim soğudu ve tadına bakıldı. Sonuç benim için başarılı.

Tarifin adında parantez içinde kek yazmamın nedeni içinde yumurta ve kabartma tozu olması yani tam anlamıyla ekmek değil, tuzlu kek. Ama ben ekmek diye bahsetmeye devam edeceğim.  Bu ekmeği ben genelde çorba ile birlikte veya kahvaltı da peynir ve kahvaltılık sos ile birlikte yemeği seviyorum. Eğer şarap içmeyi seviyorsanız, peynir ile birlikte bu ekmekten servis yapabilirsiniz. Güzel bir atıştırmalık ….

İlerde ekmek denemelerim ve tariflerimi sizinle de paylaşacağım. Genelde  ekmek yapacaksam tam buğday, çavdar veya arpa unu tercih ediyorum. Beyaz un kullandığınızda elde ettiğiniz yapıyı tam olarak yakalayamıyorsunuz ama  bence daha sağlıklı ve lezzetli oluyor.

Bu tarif Chef Martin Satow’un  tarifinden uyarlanmıştır. Orjinal tarifide lezzetli olan bu tarifi, biraz daha ekmek tadında olması ve yumurtanın baskın kokusunu gidermek için değiştirdim. Umarım beğenirsiniz….

Not: Genelde ürünlerin organik olmasına özen gösteriyorum. Burada organik ürünler Türkiye’deki kadar pahalı değil. Her markette sütten tereyağa, yumurtadan una herşeyin organik olanını  kolayca ve uygun fiyata alabiliyorsunuz.

MALZEMELER :

240 gr kepekli çavdar unu

80 gr tam buğday unu

5 gr kabartma tozu

2 gr karbonat

4 yumurta (orta boy)

180 gr süt

50 gr yeşil veya siyah zeytin

50 gr kurutulmuş domates

120 gr beyaz peynir

3-4 çay kaşığı kekik

YAPILIŞI:

IMG_9933

      1.İlk önce fırını 180 dereceye ayarlıyoruz. Çavdar unu ve tam buğday ununu bir kaba eliyoruz. Kabartma tozu ve karbonatı da ekleyip karıştırıyoruz.

      2.Başka bir kapta yumurtaları çırpıyoruz ama çok uzun süre çırpmayın sadece birbirine karışması yeterli. Not: (Yumurtanın çok büyük olmamasına dikkat edin (60-65 gr gibi) çünkü kekte yumurta tadı fazlasıyla baskın oluyor. Eğer büyük boy yumurtaya sahipseniz 3 yumurta kullanıp, 10-20 gr fazladan süt ekleyebilirsiniz).    Sütü ekleyip karıştırıyoruz. Kurutulmuş domatesi, zeytini ve beyaz peyniri küçük parçalar haline getirip yumurtalı karışımın içine ekliyoruz. Kekik ekledikten sonra karıştırıyoruz. Kekiği isteğe bağlı olarak artırabilirsiniz. Ben tarifte olan orandan birazcık fazla koydum çünkü tadını çok seviyorum. Zeytin konusunda elimde yeşil zeytin olduğu için ben yeşil zeytini tercih ettim siyah zeytini de kullanabilirsiniz ama siyah zeytin biraz acımsı bir tat veriyor.

IMG_9937IMG_9941

IMG_9948

     

           3. Son olarak unu da bu karışıma ekliyoruz ve  tereyağı ile yağlanmış fırın kabına hamurumuzu koyuyoruz. Ekmeğimiz( kekimiz)  fırına girmeye hazır … 180 derecede yaklaşık 30 dakika pişiriyoruz ama fırından çıkarmadan bir bıçak yardımıyla içini kontrol edin. Afiyet olsun ….

IMG_9951IMG_9953  IMG_9954

Öne çıkan

Sebzeli Patates Graten !

a (94)

Dumanı üstünde tüten kahvemi yudumlarken, biraz yavaş ilerlediğim yazıma başlamak istedim. Bugün pazar malum, yeme alışkanlığında biraz esneme yapıp kahve içmeye karar  verdik.

Aslında hergün yeni bir tarifle karşınıza çıkıp yazmak istiyorum ama halen kafamda oturmayan şeyler var ve evde size yazmadan önce denemeye devam ettiğim reçeteler var. Dün yaptığım domatesli ekmek  mesela… Nasıl değiştiririm diye düşünmekten gece rüyama bile girdi ve sabah uyanır uyanmaz yeniden denemem lazım diye apar topar mutfağa koştum. Halen tadına bakmadım ama eğer istediğim gibi sonuç alırsam sizlerle paylaşacağım.

Dün yine yeni tarif deneme günlerinden biriydi ve bizim abone olduğumuz bir vejeteryan ve vegan yemeklerin yapıldığı dergiden elimizde bulunan malzemelere uygun bir reçete bulduk ve denedik. Sanırım otel mutfağında çalışmanın vermiş olduğu bir alışkanlık elimde buluna ürünleri bitirmeden yenisini alma gibi bir özelliğim yok. Otelde buna FİFO ( first in first out) deniliyor, yani mutfağa ilk giren ürün ilk çıkar. Markete giderken genelde aklımda hafta içinde neler yapmak istediğimi şöyle bir düşünüp öyle alışverişe çıkıyorum. Sebze ve meyve alışverişini ona göre yapıyorum. Bu hafta elimde burda herkesin fazlaca tükettiği chicorée (beyaz hindiba) vardı. Açıkçası İstanbul’da yaşarken, pazarlarda daha önce görmemiştim ama şöyle bir araştırdım ve artık Türkiye pazarına da girdiğini okudum.

Benim beyaz hindiba ile tanışmam eşimin yaptığı salata ile oldu. Beyaz üzüm sirkesiyle yaptığı, elma ve mandalinayla tatlandırdığı beyaz hindiba salatasını ilk denediğimde tadını biraz değişik bulmuştum çünkü tadı biraz acı, ama hoşuma da gitmişti açıkçası. Meyvelerle güzel bir bütünlük sağlıyordu. Dün denediğim tarif ile de ilk defa pişmiş hindiba yemiş oldum. Pişmiş halini daha çok beğendim açıkçası.

Bu tarif  Köstlich Vegetarisch dergisinde ki  Ellen Elias‘ın tarifinden uyarlanmıştır. (Belçika’ ya özgü bir reçete ) Bu reçetedeki beşamel sos gerçekten çok başarılı. Hemen hemen herkes patates grateni evinde denemiştir.  Bu tarifte gratenin biraz daha süslü hali. Ben daha önce beyaz hindiba yerine brokoli, karnıbahar veya havuç ile denemiştim. Hepsi patatesle uyumlu oluyor.

GRATEN

yaklaşık 4-5 kişilik

700 gr patates (6-7 tane orta boy patates)

500 gr beyaz hindiba, veya 1 adet brokoli (500gr) veya 1 adet karnıbahar (yaklaşık500gr) 2-3 adet havuç ile birlikte (brüksel lahanası veya alabaş (yer lahanası) da kullanabilirsiniz)

2 yemek kaşığı tereyağı

3 yemek kaşığı un

400 gr süt ( eğer elinizde varsa 100 gr krema, 300 gr süt kullanabilirsiniz)

tuz, muskat ve karabiber

100 gr kaşar peynir veya parmesan ( sert rende yapabileceğiniz herhangi bir peynir çeşidi)

YAPILIŞI :

                1.Patatesleri yarım santimetrelik dilimler halinde kesin. Kaynamış tuzlu suda 10 dk pişirin. Pateteslerin tamamen pişmemesi gerekiyor.

23 (16)

              2.Kullanacağınız diğer sebze (brokoli,karnıbahar, veya hindiba) içinde aynı işlemi yapın ama 7 dk  pişirin. (Havuç için 10-12 dk)   Hindiba ile yapıyorsanız suya bir tutam şeker koyun, acısını alacaktır. Pişirmeden önce kök kısmındaki sert kısmı bıçak yardımıyla alın ama hindibanın bütün halinde kaldığına emin olun.

23 (15)

                3. Beşamel sos için çırpma teli kullanabileceğiniz bir kapta 2 yemek kaşığı tereyağını  eritip ( buarada hiçbir üründe margarin kullanmıyorum) içine unu koyup çırpma teliyle açık kahverengi renk alana kadar karıştırıyoruz. Sütü eklerken dikkat etmemiz gereken kısım azar azar eklememiz.  400 gr sütü , 100′ er gram halinde 4 aşamada ekleyebilirsiniz. Eğer krema kullanacaksanız, beyazhindibayı pişirdiğiniz sudan 100- 150 gr alıp beşamel sosa ekleyin. Eğer beşameli sadece süt ile yapacaksanız su oranını biraz düşürün. Brokolinin suyundan eklenebilir belki ama kokusu farklı olacaktır. Normal sıcak su eklemenizi tavsiye ederim. Kıvamını aşağıdaki fotoğrafta görüyor olacaksınız. Tuz, karabiber ve muskatı kendi ağız tadinıza göre ekleyebilirsiniz.

23 (21) 23 (23)IMG_9912

             4. Fırına koyabileceğiniz bir kaba patatesleri koyuyoruz, biraz tuz ve peynir ekliyoruz. Beşamel sosun bir kısmınıda ekledikten sonra üstüne hindibaları koyup,  beşamel sos ve peyniri ekleyip 180 derece olan fırına koyup,  yaklaşık 30 dk pişiriyoruz. Afiyet olsun….

a (172)
a (27)

IMG_9917

a (187)

Öne çıkan

Merhaba dünya!

Bloguma hoşgeldiniz.

Evde günlük denemelerimi, yeni, kolay ve lezzetli tarifleri fotoğraflayıp, ayrıntılı anlatımlarla, pratik bilgiler vererek sizlere ulaşmayı istiyorum. Umarım beğenirsiniz, yorumlarınızı ve sorularınızı bekliyorum ….