Öne çıkan

Havuçlu ve Soğanlı Krep (Akıtma)

 

img_1649Sonbahar döneminde fazlaca kullandığım havuçtan değişik tarifler denemeye devam ediyorum. Bu sefer kahvaltıda yada öğle yemeğinde hem lezzetli hemde kolay yapılan tariflerden biri olan krep ile beraber denedim. Katık yapılan malzemeye göre tatlı veya tuzlu yenilen, iç malzemesine yeni malzemeler ekleyip tamamen değişik bir tat elde edilebileceğimiz kolay bir tarif.  Yanına kremalı (kabaklı, mantarlı veya pırasalı) sosla veya acı sosla beraber doyurucu bir  öğün haline getirebilirsiniz.  Sosunu ise, sebzeyi biraz soteleyip krema,tuz , biber ve biraz peynirle kolayca yapabilirsiniz.

Malzemeler:

200 gr havuç 

400 ml süt

3 yumurta

275 gr beyaz un

2 tatlı kaşığı köri

1 büyük taze soğan

Yapılışı:

Havuçları rendenin küçük tarafıyla rendeleyin. Bende mor , turuncu ve krem rengi havuçlar vardı. Bende karışık yaptım, o yüzden hamurun rengi daha koyu hale geldi. img_1626img_1630

Yeşil soğanıda ince doğrayın. Diğer tarafta süt, yumurta ve unu çırpın ve daha sonra havuçları ve soğanıda karışıma ekleyin. Tuz, biber ve köriyide ekledikten sonra krep hamuru pişirmeye hazır hale gelecek.

img_1640

Sos yapmak istiyorsanız ilk önce sosa başlayın, bu arada hamur biraz beklemiş olur. Tavanız yapışmıyorsa hiç yağ kullanmanıza gerek yok. Çok kalın olmayacak şekilde krep hamurunu pişirmeye başlayın. büyük tavayla 5-6 parça elde edebilirsiniz.

Bu tarifi havuç yerine kabak, pırasa veya patatesle de deneyebilirsiniz.

Afiyet olsun

Reklamlar
Öne çıkan

Pancake

 IMG_1546

Haftasonu geldi çattı. Haftasonu kahvaltısı için aklıma bir hafta önceden pancake fikri yerleşmişti bile. Hafta içi erken kalkıp sabah enerjisiyle çalışmak bizim için daha etkili olduğu için, kahvaltıyı meyve, kuruyemiş ve kahveyle geçiştirip, aynı zamanda da verimli zaman kazanmış oluyoruz. Çalışma alışkanlıkları herkes için farklıdır tabi. Bu alışkanlık benim ve eşim için geçerli. Ama bu alışkanlığı genelde  hafta sonu  sağlam bir kahvaltı ile bozuyoruz. 🙂 Geçen haftada kahvaltıda da pancake vardı. Tarifi kolay ve lezzetli. Şeker oranını ruh halime göre değiştiriyorum. 🙂 Pancake genelde reçel veya akçaağaç şurubuyla yenildiği için zaten tatlı oluyor. Kahvaltılık soslarla da yemek için bazen şeker oranını daha da az kullanıyorum. Gelelim tarife:

Malzemeler:

2 yumurta

250 gr süt

60 gr şeker

yarım vanilya çubuğu

170 gr un

bir tutam tuz

Yapılışı:

Yumurta beyazlarını ve sarılarını ayırın. Yumurta beyazlarını koyduğunuz kabın temiz ve kuru olmasına dikkat edin. Birde yumurta beyazını ayırırken içine yumurta sarısından kaçırmamaya dikkat edin.

Şekerin yarısını yumurta beyazına ekleyin ve elde çırpmaya başlayın.( makineniz varsa daha çabuk olacaktır ama az miktarda olunca elde çırpıncada oluyor.) Beyaz köpük halini alınca kenara alın. ( Çırpma telini havaya kaldırıdğınızda köpük yere çok çabuk düşmeyecek kıvamda olmalı)

Diğer tarafta şekerin diğer yarısını yumurta sarısıyla karıştırıp, süt, vanilya, un ve tuzu ekleyip çırpın. Yumurta beyazı karışımıyla spatula yardımıyla yavaşça birbirine yedirin. Yumurta beyazını söndürmemek için yavaş karıştırın.

IMG_1547

Daha sonra tavayı ısıtın ve pişirmeye başlayın. Afiyet olsun … 

 

Öne çıkan

Havuç Yeşilliğinden Pesto Sos

IMG_1558

Merhabalar herkese,

Yine küçük bir aradan sonra geri geldim. Başka bir ülkeye taşındığımdan beri , daha önce hiç tatmadığım birçok yeni sebzeyle tanıştım. Belki mevsimsel özellikler yüzünden belki de damak tadıyla alakalı…  Sürekli yediğim havucun yeşil kısmını  hiç satın almamıştım, hatta görmemiştim demem daha doğru olur. Belki pazarlarda vardı da ben dikkat etmedim.  Markette havucu yeşilliği ile görünce ne yapıcam ki ben bununla diye kısa bir süre düşündüm. 🙂 Sonra küçük bir araştırma yaptım ve salatalarda , çorbalarda, maydanoz niyetine yemeklerde ve sabah kahvaltılarında meyvelerle birlikte içecek yapmaya başladım.

Yeşilliğin sapları biraz sert ve telli bir yapıya sahip, zamanı biraz geçince sert ve telli yapısı arttığı için içeceklerde ve salatalarda sadece yaprak kısımlarını kullanıyorum. Ama şimdi tarlamda taze taze kullanabileceğim havuçlarım var. Geçen günlerde elimde fazla olunca pesto denemeye karar verdim.  Pestonun vazgeçilmesi olarak görülen ve fazlasıyla pahalı olan çam fıstığı  yerine de elimde hangi kuruyemiş varsa onu kullanıyorum. Bu sefer kabuklu bademle yaptım. Bazen ayçekirdeğide kullanıyorum ama bence badem daha güzel bir tad veriyor. Sizin damak tadınıza bırakıyorum. Geçelim tarife…

Pesto

Malzemeler:

135 gr havucun yeşilliği (sadece yaprak kısımları, saplarından ayırın)

200 gr zeytinyağı

80 gr badem (kavrulmuş)

3 adet sarımsak

100 gr parmesan peyniri

tuz, karabiber

Yapılışı :

Kabuklu bademleri tavada kavurup soğumaya bırakın. Yeşilliği saplarından ayırıp yapraklarını yıkayın ve süzdürün.

Yeşillik ve sarımsağı el mikseri ile çalıştırın. Yağı 2-3 seferde ekleyip çalıştırmaya devam edin. Karışım iyice sos haline gelince badem ve parmesanı da ekleyin ve çalıştırmaya devam edin. Tadına bakarak tuz ve karabiberi ekleyin. Pestomuz yemeye hazır. Afiyet olsun…

IMG_1561

Öne çıkan

Zeytinyağlı Taze Fasulye

IMG_1520

Yazı bitirmek üzereyiz ama ben salatalarla ve zeytinyağlılarla mutfağı şenlendirmeye devam ediyorum. (Burda yaz maalesef erken bitiyor) Herkes zeytinyağlı yapmayı bilir tabi ama ben yine de kendi yaptığım şeklini de sizinle paylaşmak istedim. Birde taze toplanmış sebzelerle hangi yemeği yapsam acayip mutlu oluyorum. Tabi yerkende mutluluğum ikiye katlanıyor.

Şimdi bahçede olan bütün sebzelerden çok fazla çıkmaya başladı. Özellikle salatalık ve kabak bir gün içinde 5-6 tane birden çıkıyor. Her iki günde bir gidip toplamak gerekiyor. Zaman bulamadığımız için 5 gün beklemiştik  sonuç, üç katı büyüklüğünde kabaklarımız oldu. Elimde bu kadar fazla sebze varken en iyi çözüm konserve yapıp kışa hazırlık yapmak.  Ama ondan önce taze fasulye tarifine geçelim…

Zeytinyağlı Taze Fasulye

Malzemeler:

500 gr taze fasulye

2 orta boy soğan

5 orta boy domates

1 küçük çay bardağı zeytinyağı

1 diş sarımsak

2-3 yemek kaşığı su

1 tatlı kaşığı tuz

1 tatlı kaşığı şeker

Yapılışı:

Fasulyeleri büyüklüğüne göre iki veya üçe kırın ve yıkayın. Soğanları, sarımsağı ve domatesleri ince ince doğrayın.

Tencereye fasulyeleri yerleştirin ve üzerine soğan, sarımsak ve domatesleri yayarak koyun.IMG_1485 IMG_1491 Daha sonra da zeytinyağı, su, tuz ve şekeri de ekleyip kısık ateşte yarım saat kadar pişirin. Afiyet olsun…

 

Öne çıkan

Pancar Salatası

IMG_1518

Bu yıl zamanımı değerlendirmek için çok güzel bir uğraş buldum. Kendi sebzelerimi yetiştirdiğim küçük bir tarlam var. Mayıs ayında başladım aslında. Çocukluk dönemimde tarlamız vardı, az çok birşeyler biliyordum ama yardım edecek bir annenin yanında olmaması işleri biraz zora soktu. Malum ilk hangisi yabani ot hangisi değil çok çözemediğimden, burda normalde yenilebilen ıspanak türlerinden bitkiyi (Gartenmelde- hayat süpürgesi) yabanı ot diye söktüm. Birkaç sıra olsa sorun değildi de, kolayca heryerde çıkan bir bitki olduğu için tarlanın hemen heryerinde vardı ve küçük bir tepe yığını çıktı sonunda 🙂 Neyse yavaş yavaş öğreniyorum.  Ama son 3 aydır tarlada çalışmak çok iyi geldi. Hele de şimdilerde aldığımız ürünleri yemeye başlayınca iyi ki başladım diyorum.

İlk başlayanlar için iyi olan tarafı tarlayı siz sürmüyorsunuz ve ana ekilmesi gereken tohumlarıda siz ekmiyorsunuz. Geriye ne kaldı diyebilirsiniz ama halen yapacak çok iş var. Sistem şöyle işliyor: Büyük bir alan var ve eğer organik tarım yapmak istiyorsanız 50 veya 100 m² lik alan için ödeme yapıyorsunuz. Sonradan elde ettiğiniz ürünleri düşününce çok uygun bir fiyat.  İsterseniz tek başınıza, isterseniz arkadaşlarınızla veya hiç tanımadığınız kişilerle iletişim kurup beraber çıkıyorsunuz yola. Tarlanız sizin verdiğiniz isimlerle yanyana ayrılmış durumda. Tarlalar arasında sadece bir ayak mesafesinde dar bir yol bulunuyor. Birde listemiz var ki bununla hangi kısma ne ekebiliriz onlar anlatılıyor.  Heryıl verim için sebzelerin yerleri değiştiriliyor. İlk tohum ekimini alanın sahipleri yapıyor.  Sizin sonradan gidip sulamanız ve yabani otları temizlemeniz gerekiyor bir ay içinde. Daha sonrada boş olan kısımlara istediğiniz sebzeleri ekebiliyorsunuz. Haziranın ortalarında marullar olmaya başlamıştı şimdi salatalık, kabak, marul, havuç, pancar ve maydonazları toplamaya başladık. Sebzeler çok lezzetli, sulu ve çok güzel kokuyorlar. Yaptığım yemeklerde daha da lezzetli oluyor tabi.

Geçen gün topladığım ürünlerden bir kaç fotoğraf paylaşıyorum.

20160722_190337 20160722_190349 20160722_191631 20160722_191635

 Salata için bütün malzemeler tarladan toplandı. Gelelim tarife…

Pancar Salatası

Malzemeler:

3 adet pancar

2 adet taze soğan

maydanoz

1 diş sarımsak

5 yemek kaşığı kolza tohumu yağı (veya zeytinyağı)

3 yemek kaşığı zeytinyağı

3 yemek kaşığı beyaz balsamik sirke (şarap sirkesi)

yarım tatlı kaşığı hardal

yarım tatlı kaşığı bal

150 gr beyaz peynir

ceviz

yeşil elma

tuz, karabiber

Yapılışı:

Bir kaba yağ, sirke, hardal,tuz, karabiber ve balı koyup karıştırın. Daha sonra içine ince doğranmış sarımsak,taze soğan ve maydanozu ekleyin.

IMG_1493 IMG_1495 Pancarları soyup küp küp doğrayın. Elma ve beyaz peyniride küp küp doğrayıp ceviz ile beraber bütün malzemeleri karıştırın.

IMG_1503Afiyet olsun …

 

 

 

 

Öne çıkan

Humus

IMG_1479

Bu aralar ekmek üstü sos yapmaya başladım. Acı sos, peynirli sos, domatesli tereyağ derken geçenlerde hiç yapmadığım ve gözümde biraz fazla büyüttüğüm humusu denemeye karar verdim.  Annemin köyden getirdiği nohutlarla lezzetli bir humus tarifi çıktı ortaya.  Aslında kolay bir sosmuş, nohutların kabuklarını soymak dışında … 🙂

Geçenlerde yine doğum günü büfesi hazırladım. Büfede yine Türk mutfağından esintiler vardı tabi.  Her zaman ki gibi mercimek köftesi ve ev yapımı ekmekle bu sefer humusta yerini aldı.

Malzemelere geçmeden önce söylemem gerekir ki , benim burda bahsettiğim çay bardağı bildiğimiz eski tip küçük çay bardaklarından.

IMG_1482 
Malzemeler:

500 gr nohut

yarım çay bardağı limon

yarım çay bardağı zeytinyağı

yarım çay bardağı tahin

1 tatlı kaşığı kimyon (silme olacak, isteğe bağlı artırılabilir)

1 tatlı kaşığı tuz (silme)

1 adet sarımsak

4-5 yemek kaşığı su

Yapılışı:

Nohutları bir gece önceden ıslatın. Yumuşayan nohutları ertesi gün pişirin ve soğuyunca kabuklarını soyun.

Derin bir kapta soyulmuş nohutları birazcık su ile beraber el blender ile ezmeye başlayın. Püre haline gelince, yavaşça yağ ve limonu da ekleyin. Daha sonra tahin, tuz,kimyon ve sarımsağı da ekleyin iyice karıştırın. Tadına bakın tuz ve kimyonu ayarlayın ve servis için bir kaseye koyun. Üzerine zeytin yağı ve kırmızı biber ekleyin. Afiyet olsun

 

 

 

Öne çıkan

Cheesecake

IMG_1466

Geldik benim meşhur cheesecake tarifime. Yeşil Ev’den de hatırlayanlar olacaktır muhtemelen:) 

İçinde beyaz çikolata var ama tatlıyı çok ağır hale getirmiyor. Vişne sosu içinde, benim daha önce yaptığım vişne konservesinin suyunu birazcık nişastayla karıştırdım ve vişneleri içine ekledim. Elinizde yoksa vişne suyuda kullanabilirsiniz. 

Not: Normalde 25-27 cm çemberler için bu karışım uygun. Eşimin doğum günü için büyük çemberde yaparken küçük çemberlerde de hazırladım. Yukarıda ki fotoğraf bu küçük kalıplardan çıkma. 

 

Malzemeler:

800 gr krem peynir (labne )

140 gr beyaz çikolata

4 adet yumurta

240 gr şeker

20 gr nişasta

biraz süt

vanilya

bir tutam tuz

Tabanı için kurabiye (crumble) malzemesi :

150 gr un

90 gr tereyağı

50 gr şeker

1 çay kaşığı tarçın

isteğe bağlı kavrulmuş ve küçük parça fındık

Yapılışı:

Tabanı için hazır kurabiye kullanmak yerine önceden evde yaptığınız herhangi kurabiye hamurunu kullanabilirsiniz. Pişmiş kurabiyeniz varsa ufalayıp biraz tereyağıyla karıştırın ve taban olarak kullanın veya yukarda vermiş olduğum basit tarifide kullabilirsiniz. Tabanı hazırlamak için bütün malzemeleri karıştırın. Benim tabanı olan kelepçeli kek kalıbım var. Kekin kolay çıkması için taban malzemesini koymadan çemberin boyutunda yağlı kağıt yerleştiriyorum. Daha sonra kek hamurunu koyup üzerine güzelce yayın. 180 derecece pembeleşinceye kadar pişirin. Pişince kurabiyeyi soğuması için kenara alın ve fırının soğuması için de kapağını açık bırakın. Fırını cheesecake pişirirken 120 derecede ve fansız kullanacağız.

Diğer yanda beyaz çikolatayı benmarie usulünde eritin. Eriyince kenara alın ve 3-4 yemek kaşığı sütü içine ekleyin ve karıştırın. İlk önce yapısı değişecek topaklanmış görünecek ama karıştırmaya devam ettikçe pürüzsüz bir yapıya sahip olacak.Bir miktar sütle çikolatayı karıştırmadan , çikolatayı diğer karışıma eklerseniz karışımın içinde çikolata topak topak kalacaktır. Çikolatayı ılınmaya bırakın.

Diğer yanda peynirleri büyük bir kaba boşaltın. Şeker ve nişastayı beraber karıştırın ve peynirin üzerine ekleyin. Çok fazla karıştırıp karışımı çok sulu hale getirmeyin. Daha sonra yumurtaları da ekleyip karıştırın.

En sonunda çikolata karışımını, vanilyayı ve tuzu ekleyip karıştırdıktan sonra hazırladığınız çemberin içine karışımı dökün.

Not: Çemberinizin tabanı varsa bile çevresini alüminyum folya ile sarmanızı tavsiye ediyorum. İçine herşekilde su alma olasılığı var.

Fırının 120 derecede ve fan olmadan çalıştırmak çok önemli. Çemberi fırın tepsisine yerleştirip, tespinin içine de soğuk su ekliyoruz. Yaklaşık 70-90 dk pişirin. Çemberi hafifçe sallayın, karışım sallanmıyor, kalıp gibi duruyorsa hazır demektir. Afiyet olsun…

IMG_1470

 

Öne çıkan

Rokalı Risotto

IMG_1452

Roka sadece tuz ve limonla olduğu kadar pizza ve makarna ile de çok lezzetli oluyor. Bu sefer birde risotto ile denedim. Parmesan ile beraber tadının iyi olacağından emindim ama tarife birde hindistan cevizi sütü ile renk verdim. Kavrulmuş badem, roka ve hindistan cevizi sütü birbirine çok yakıştı. 

Malzemeler :

1 su bardağı risotto pirinci

1000 gr sebze suyu

150 ml hindistan cevizi sütü

1 adet soğan

2 avuç kadar bezelye

Roka

Tuz, karabiber, muskat

3 yemek kaşığı zeytinyağı

İsteğe bağlı parmesan peyniri

Kavrulmuş badem

Yapılışı:

Soğanı ince ince doğrayın ve zeytinyağı ile biraz soteleyin. Risotto pirincinide ekleyin ve pirinçlerin tamamen yağla karışmasını sağlayın. Hindistan cevizi sütünü ekleyin ve çektirin. Sonra sebze suyunu da üç seferde koyup yavaşça çektirin ve aralarda karıştırın. (İkinci çektirmeden sonra pirincin diriliğine bakın, su oranının fazla olup olmadığını anlamanız için. Pirinçlerin fazla yumuşamasını istemiyoruz çünkü.)

İkinci kez biraz su ekleyip çektirdikten sonra bezelyeleri de ekleyip kalan suyuda ilave edin. Suyunu çekince pirinci tekrar kontrol edin, su oranı yeterliyse tuz, karabiber, muskat ve isteğe bağlı peynir ekleyip ocağın altını kapatın.

Servis etmeden önce kavrulmuş badem ve rokayıda ekleyip karıştırın. Afiyet olsun…IMG_1451

 

 

Öne çıkan

Ekşi Mayalı Ekmek

IMG_1396Uzun bir ekşi maya hikayesi sonunda meyvesini verdi ve ilk ekşi mayalı ekmeğimi yaptım. Bakmalara doyamadığım bir sonuç elde ettim ve sonunda başarmış olmanın mutluluğuyla bir iki gün bayağı mutluluktan havalara uçtum diyebilirim 🙂

Ekşi maya yazımda sürecin bayağı uzun geçtiğini anlatmıştım. Ekmek yapma sürecide şöyle bir bakınca bir gününüzü alan bir işlem ama sonuçta kocaman gözenekli, kıtır kabuklu, içi yumuşacık ve hafiften ekşi tadında bir ekmek elde ediyorsunuz.

Ekşi maya için kullandığım organik beyaz un ve tam buğday ununu ekmek yapımında da kullandım. Birde önemli olan bir kısım var oda ekmeği pişireceğiniz kap. Bu ekmeği normal fırında yapıyorsanız, kapaklı bir tencerede pişirmeniz tavsiye ediliyor. Ekmeği çok yüksek derecede pişirdiğimiz için nemini çok çabuk kaybediyor ama bunu istemiyoruz. Fırının içine bir kapla su koymak falan da nemi yeterince tutmaya yetmiyor. Birde çok yüksek ısıda pişen ekmeğin hemen kabuk bağlamasını da önlememiz gerekiyor bu yüzden demir döküm tencere içinde pişirmek en iyisi. İlk yarım saat kapağıyla pişen ekmek nemi içinde tutup güzelce kabarıyor diğer yarım saat kapağını kaldırıp kabuğun kızarmasını bekliyoruz ve güzel kıtır bir kabuk elde ediyoruz. Fotoğraflarla nasıl göründüğünü aşağıda göstereceğim. Demir döküm tencereyi ilk önce fırında yarım saat ısıttıktan sonra ekmeği içine aktarıyoruz. Bu tencereler ısıyı çok iyi tuttuğu için en iyi çözüm ama fırına kapağıyla girebilen başka bir tencereniz varsa onuda kullanabilirsiniz.  Birçok çeşit tencere var kullanabileceğiniz.Bu tencerenin özelleği birinin yüzeysel diğerinin derin olması. Kabaran ekmeğin bu tencereye aktarılırken sönmemesi gerekiyor ve tencere ekmeği koyarken önceden ısıtıldığı için sıcak olacak bu yüzden elimizi yakma riskimiz var. Derin olan kısmı ekmeği söndürmeden ve elimizi yakmadan yerleştirmek biraz zor olduğu için yüzeysel olana yerleştirip derin olan kısmı üstüne örtüyoruz.

IMG_1423 IMG_1427 IMG_1425

Ekmek için gerekli malzemeleride söyledikten sonra gelelim ekmek hamuru için malzemelere:

( Bu tarifte Tartini bread ve Cafe Fernando kitabından uyarlanmıştır). Una göre su oranı değiştiği için küçük farklılıklar var.

330 gr oda sıcaklığında su

110 gr ekşi maya

460 gr beyaz un

50 gr tam buğday un

10 gr tuz

Yapılışı :

İlk önce mayamızı bir kabın içine oda sıcaklığında su koyup üzerinde yüzüyor mu diye kontrol ediyoruz. Yüzüyorsa maya hazır demektir, eğer yüzmüyorsa biraz oda sıcaklığında mayayı bekletip bir daha deneyin.

IMG_1159

Geniş bir kabın içine oda sıcaklığında ki 310 gr suyu ve 110 gr ekşi mayayı koyuyoruz ve karıştırıyoruz. Üzerine unuda ekleyip yoğuruyoruz. Hamur biraz şekilsiz görünebilir ama sadece su ve unun iyice karıştığından emin olun ve üzerine mutfak havlusu örtüp yarım saat dinlendirin.   Bu arada hamuru tuttuğunuz oda soğuksa fırının içinde yanında bir kap sıcak su koyup muhafaza edebilirsiniz. Oda sıcaklığının 25 ile 28 derece olması gerekiyor. Yarım saat sonunda kalan  20 gr suyu ve 10 gr tuzu ekleyip tekrar yoğurun.  Hamuru toparlayıp tekrar dinlenmeye bırakın. Ben plastik bir kabın içine aldım, ısıyı daha iyi tutacağı için. 

IMG_1357IMG_1360

Not: Una göre su oranının değiştiğini biliyoruz. Bende bu oranlar tam oldu ama ilk su oranıyla hamuru yoğurduğunuzda suyun fazla geldiğini hissederseniz ikinci su oranını az katın veya sadece birkaç damla tuzun içine ekleyip tuzun karışmasına yardım edin. Hamurun çok cıvık bir yapıda olmaması gerekiyor. Tabi ki su az gelirse azar azar deneyerek suyu arttırabilirsiniz, çokda katı bir yapısı olmaması gerekiyor. Su oranı 10 gr kadar oynama yapacaktır çok fazla olacağını zannetmiyorum.

Dinlenme süreci şöyle devam ediyor : İlk 2 saat boyunca her yarım saatte bir hamuru alttan alıp üste gelecek şekilde dört taraftan katlama işlemi yapıyoruz. Sonraki 3 saatte ise her saat başı aynı işlemi tekrarlıyoruz. Aşağıda katlama işleminin nasıl yapıldığını görebilirsiniz.

IMG_1087 IMG_1088

Son katlamara dikkat etmemiz gerekiyor çünkü hamur bu işlemi yapıp her dinlenmeye bıraktığımda gözenekler büyüyor ve kabarma işlemi artıyor, dikkat edip hamuru söndürmemiz gerekiyor. Bu süreç sonunda hamurun kabardığını göreceksiniz.

IMG_1363 IMG_1365 IMG_1368 IMG_1370

Tezgahı biraz unlayıp hamuru buraya alın ve kabın içinde yaptığınız katlama işlemi gibi burda da kenarlarını içeriye doğru katlayıp hamuru ters çevirin. Unlu kısmı yukarı bakacak şekilde iki elinizle hamuru yuvarlak hale getirin. Hamurun yüzeyi pürüzsüz görünmesi gerekiyor. Tekrardan üzerine havlu koyup yarım saat dinlendirin.

IMG_1371

Bu dinlenmeden sonra son katlama işlemine geçip son mayalanmasını yapacağız. Son mayalanma için mayalanma kabı gerekiyor. Çok derin olmayan ve yaygın olmayan bir kabın içine temiz bir mutfak havlusu koyup , bolca unlayın.

Dinlenmiş hamuru az unlanmış tezgaha alıp ters çevirerek koyun ve hamuru elinizle fazla söndürmemeye dikkat ederek bir kenarlarından uzatın ve ortaya doğru katlayın. Katladıktan sonra bu sefer katladığın yönde değil de diğer tarafa doğru uzatın  ve yine ortasına kadar katlayın son kez uzatma işlemini yapıp her taraftan katlama işlemini yapın ve ters çevirerek elinizle yuvarlayın. Üzerinin pürüzsüz görünmesine dikkat edin.  Son mayalanma için unladığın kaba alın ve 3-4 saat boyunca oda sıcaklığında veya 8-12 saat boyunce buzdolabında mayalanmaya bırakın.

IMG_1375 IMG_1378

Pişirme işlemine geçmeden önce fırını 250 dereceye alıp tencereyi yarım saat kadar fırında ısıtın. Fırının ısısını 225 dereceye düşürün ve ekmeyi tencereye yerleştirin.

IMG_1379 IMG_1384

İlk 20-25 dk boyunca kapaklı, diğer 20-25 dakika boyunca kappağını kaldırıp pişirin. Ve bu kadar emeğe değecek ekmeğiniz yemeğe hazır. Afiyet olsun.

IMG_1385 IMG_1392

 

 

Öne çıkan

Ekşi Maya

IMG_0990 IMG_1030 IMG_1002 IMG_1124 IMG_1127 IMG_1109 IMG_1100 IMG_1098 IMG_1113 IMG_1115 IMG_1111 IMG_1103Evde sık sık ekmek yapıyorum ama şimdiye kadar ekmeklerin hepsini yaş maya ile yapmıştım. Daha önce ekşi mayayı deneyip tutturamamamın bunda payı var tabi 🙂  Ekşi mayayı besleme işlemi yaklaşık 10 gün sürüyor. Ekşi mayayı ve ekşi mayalı ekmeği Tartine Bread kitabından denemek istemiştim ama elime ulaşmadığı için bende hali hazırda cafe fernando nun bloğunda yer alan tarifle başladım. Blokta ki tarif aynı kitaptan adapte edilerek, ayrıntılı anlatım ve  gün gün fotoğraflayarak ilerlemişti. Bunların dışında birçok youtube videosu izleyip birçok yazı okudum.

İlk bir hafta tarifle aynı gidiyordu herşey ama sonra ne olduysa hamurun gelişimi durdu, bende sıcaklığı biraz daha artırarak denedim ama maya söylenilen gibi suyun üstünde yüzmüyordu. Ama yinede 12 günün sonunda mayayı denedim ve ekmek yaptım tabi ki olmadı. Ekmek fazlasıyla su bıraktı ve kabarma islemi gerçekleşmedi. Baskın, pestil misali birşey oldu. Ama ben vazgeçmedim. Şubattan beri denemeleri sürdürdüm, ya başlarda sorun çıktı yada tam oldu dediğim anlardan sonra maya öldü. Aslında bayağı uzun bir süreç bu ama sonuç birçok kişiden duyduğuma göre değecek kadar iyiydi. Sonuçta kendi yaptığın mayadan ekmek yapmak düşüncesi bile yettiği için yılmadan devam ettim. Artık sabah kalkınca ilk söylediğim günaydın yerine ekşi maya , yatmadan önce iyi geceler yerine eşi maya olmuştu, hatta rüyalarıma bile girmeye başlamıştı. Gittiğim kısa süreli seyahatlerde bile yanımda taşıdım. Bir atasözünde dendiği gibi sabreden derviş muradına ermiş lafı boşuna söylenmemiş 🙂

Bu 3 aylık denemelerimden anladım ki sıcaklık , ortamın temizliği, ışık falan herşey önemliymiş. Soğuk bir ülkede yaşıyorum bu yüzden ekşi mayanın gelişimini kış ayları fazlasıyla etkiledi, zamanında beslemeyi kaçırdım bu sefer burnumu sızlatacak kadar mayayı ekşittim falan … yani eğer denemeye başlayacaksanız marttan sonra başlayın işlem daha hızlı ilerliyor.

O kadar okuyup araştırmadan sonra , herkes ayrı bir ölçü veriyordu kafam allak bullak olmuştu. Tartine bread kitabında küçük bir kabın yarısı dolacak kadar yapın diyordu bende öyle başladım. Elimde olan küçük cam kavonozun yarısı kadarını dolduracak kadar yaptım bu da  yaklaşık 4 tepeleme yemek kaşığı un= 80 gr kadar oldu. Birçok video da ekşi mayanın görünüşü katı bir yapıya sahipti. Önce ki denemelerimde ilk önce katı olan karışım sonunda acayip inceliyordu bu fazla ekşimesinden kaynaklı sanırım. O yüzden un oranıyla suyu ya aynı oranda kullandım yada suyu un ağırlığından biraz daha az kullandım.

Ekşi maya için gerekli olanlar:

  • İlk yapılacak şey organik un almak olacak. 1 kilo beyaz un ve 1 kilo tam buğday ununu alıp büyük bir kapta karıştırın. Hergün bu unu kullanacağınız için pratik bir yol bulmanız işinizi kolaylaştıracaktır. Ben ağzı kapatılan saklama poşetine koyarak sakladım hem hava almıyor hemde hergün kullandığım için pratik bir kullanıma sahip.
  • İkinci olarak cam bir kavanoz bulmak. Çok büyük olmasına gerek yok, cam olmasının nedenide gelişimi takip edebilirsiniz.İlk başta küçük bir kapla başlamak daha iyi olacak.
  • Kavanozun üzerini örtmek için temiz, kumaş bir mutfak peçetesi
  • Mayayı  bu süreç boyunca oda sıcaklığında ve güneş almayan bir yerde bekleteceğiz.
  • Unutmayın karışım koyu kıvamda bir hamur elde etmek olacak.

Yapılışı:

Cam bir kabı yıkayıp sıcak su ile dezenfekte ettikten sonra 4 tepeleme yemek kaşığı un ( yaklaşık 80 gr ) ve 70-80 gr su ile karıştırıp üstüne temiz bir örtü örtüp 1-2 gün beklettim.  Suyun oda sıcaklığında olması gerekiyor. Hava sıcak olunca 2. günün sonunda karışım kabarmıştı ve biraz ağır bir kokuya sahipti ama gün geçtikçe süt kokusu gibi kokusu hafifleyecek ve maya hazır olmaya başladığında ekşi kokmaya başlayacak.

Başladıktan sonra ki ikinci gün hamur baloncuklarla doluydu, kabarmıştı ve üstünde kabuk oluşmuştu. Kabukla beraber hamurun % 80 kadarını atıp kalan kısmına yine aynı oranda (80 gr tepeleme yemek kaşığı un 70-80 gr su ) ekleyip yine oda sıcaklığında güneş almayan bir köşede bekletiyoruz.

  • Yaklaşık 7-10 gün arası hergün aynı oranda un ve su ekleyip beslemeye devam ettim.
  • Genelde sabah saatlerinde ve aynı zaman diliminde beslemek gerektiği söyleniyor.
  • Hergün %80 lik kısmı atıp besleme işlemini tekrarlıyoruz.

Kabarma hergün aynı oranda olmuyor, hatta bazen çok bir hareketlilik olmayan günlerde oluyor ama besleme işlemine devam etmeye devam ediyoruz. Bir hafta sonra maya iki katı kadar kabarmaya başladı,hergün kabuk bağladı ve kabardıktan sonra biraz çökmeye başladı. Bu belirtiler doğru yolda olduğunuzu gösteriyor.  8. ve 9. günde hamur peçeteye değene kadar kabardı ve peçete taşmasını engelledi. 9. günden sonra mayayı dolaba kaldırdım burda her 3 günde bir beslemeye devam ettim. Kokusu kararında ekşiliğini korudu ve her günün sonunda 2 katından daha fazla kabarmaya başladı.

Mayanın hazır olduğunu anlamak için su testini yapabilirsiniz. Bir kasenin içine su koyup mayayı içine koyuyoruz, eğer hamur suyun üstünde yüzüyorsa maya artık olmuş demektir. Ekşi mayadan ilk ekmeğimi pişirdim bile.  Bir dahaki yazıda ekmek tarifinide vereceğim. Sorularınız olursa yorum bırakabilirsiniz. Kolay gelsin…

 

 

 

Öne çıkan

Avokado Sosu (Guacamole)

IMG_1280Merhabalar herkese,

Yine bu haftanın menüsünden avokado sos (guacamole) tarifi var.  Ekmeğe sürerek veya taze sebzelerle yenilebilecek lezzetli bir sos.  Normalde birçok kişi gibi, avokadoyu hiçbirşey eklemeden yemeyen biriyim. Tadı bana hiçbirşeyi anımsatmıyor hatta hiç tadı tuzu yok gibi. Ama bu malzemelerle birleşince koca ekmeği sosa bandırarak bitirebilme kapasitem var. Geçen yazımda kişnişi ne kadar sevdiğimden ve sık  kullandığımdan bahsetmiştim. Bu sosta diğer malzemelerle birlikte kişniş bence tamamlayıcı rolü üstleniyor. Kişniş sevmeyenler için maydanoz da kullanılabilir tabi.

Avokado Sos (Guacamole)

Malzemeler:

1 adet avokado
1 yemek kaşığı kadar ince doğranmış soğan(silme)
Küçük bir diş sarimsak
2adet cherry domates
Yarim limon
2yemek kaşığı zeytinyağı
Tuz ,karabiber
Taze kişniş( yoksa maydanoz)
Yapılışı: Avokadonun içini çıkarıp catal yardimiyla eziyoruz. Soğan, sarımsak, domates ve kisnisi de küçük parçalar halinde doğrayıp diğer malzemelerle karıştırıyoruz. Havuç, salatalik veya biberle bandirarak yiyoruz. Afiyet olsun. …

 

IMG_1263 IMG_1269

Öne çıkan

Sebze Çorbası

IMG_1258

 

Pazartesi başladığım zorunlu diyet programina sebze corbasiyla açılış yaptim. Mide sorunum yüzünden her ay sadece bir haftalik yememem gereken ürünlere ara veriyorum. Bayağı uzun bir liste o yüzden yememem gerekenleri değilde yemem gerekenleri yazsam daha kolay olacak sanirim. Bunlar sebze, meyve ve kuruyemiş. Genel itibariyle çorba içmeyi seven biriyim, çorba yapıncada bu tarz çorbaları püre çorbalardan  daha çok tercih ediyorum. Malzemelerin bütün halde, biraz diri bırakmak daha sağlıklı sanırım. Değinmeden geçmek istemiyorum, taze kişnişin çorba ve yemeklere ne kadar çok yakıştığı. Daha önceden yemediğim için kendime kızıyorum hatta. Küçükken annem, kurusunu taze fasulye yemeğine katardı o zamanlar hiç sevmezdim. Gerçi o zamanlar sarımsak da sevmezdim ama şimdi mutfaktaki vazgeçilmez malzemelerimden biri. Sanırım zaman ilerledikçe alışkanlıklar da değişiyor. Kişnişle barışmam Hint yemeği denememle başladı. Birçok yemekte kullanıyorlar ve çok lezzetli oluyor.  Hemen ilerde Hint mutfağından da birkaç tarif paylaşmam gerektiğini de biryere not alıyorum.  Aslında beni böyle bol baharatlı, bol acılı yemekler mahvetti. Mide problemi yaşamamak elde değil ama yemekten vazgeçer miyim ? Hayır hayatta olmaz 🙂   Bugün 6. gün ama bu hafta biraz zor geçti, hatta şuan bol baharatlı birşeyler olsa da yesem durumundayım. O yüzden hemen tarife geçiyorum….

Sebze Çorbası Malzemeler
Yarim soğan
2 orta boy havuç
4 küçük boy patates
2 avuç kadar brokoli
2 avuç kadar kıvırcık lahana
3 yemek kaşığı zeytinyağı
Yaklaşık 1 litre kadar sebze suyu
Tuz, karabiber
Limon, taze kisnis

Yapılışı:
Soğanı zeytinyağı ile soteliyoruz. Daha sonra küp küp doğranmış havuç ve patatesleri ekliyoruz.biraz daha soteledikten sonra 600 gr sebze suyu ekleyip sebzeler biraz yumusayana kadar kaynatiyoruz.  Daha sonra küçük parçalara ayırdığımız brokoli ve lahanayi ve 500 gr daha sebze suyunu da  ekliyoruz. Tuz ve biberi katip kaynamaya birakiyoruz. Bütün sebzeler pisince kenara alıp, limon ve taze kisnisle servis ediyoruz. Afiyet olsun…

 

Öne çıkan

Nohut ve Domates Soslu Makarna

IMG_1251

Evlerden eksik olmayan makarna tarifiyle geldim. Kolay yapılışıyla ve uygun fiyatıyla hemen hemen herkesin sevdiği bir ürün makarna. İster sade ister tereyağıyla, peynirle, domates sosu, mantar sosu veya pesto ile daha bir sürü sosla zenginleştirilip kolayca sofraya gelen bir yemek. Birde köy makarnası olunca ohhh… Annemin bana verdiği bir poşet köy makarnasını, havaalanında güvenlikten geçerken bir valiz dolusu diğer erzaklarla beraber getirmiştim. Köy makarnasını ayrı yere koydum ki diğerleri gitsede onu almasınlar diye.  Neyse ki bütün ürünleri kurtardık… Köy makarnası bitmek üzere ama evde yapmakla ilgili planlarım var eğer zaman bulabilirsem. Köy makarnasını tereyağ ve peynirle yemeği çok seviyorum. Bizim oralardan özel bir peynirle yapar annem. Bayağı tuzlu bir peynir, parmesanı andırıyor.  Bu kadar makarnadan konuştum ama makarna tarifi değilde vegan veya vejeteryan olabilecek makarna sosu tarifi vereceğim.  Değişik ve lezzetli bir tarif. Şimdiden denerseniz afiyet olsun…

Nohut ve domates soslu makarna
Malzemeler:
1 su bardağı nohut
2 su bardağı su
1 soğan
1 diş sarımsak
4 adet cherry domates
3 yemek kaşığı zeytinyağı
Tuz, karabiber, toz kirmizi biber
Yapılışı:
Soğanı zeytinyağı ile soteliyoruz. Ben biraz şeker ekledim karamelize olmasi için. Pişmiş nohutlari ekleyip birkaç dakika beraber karistiriyoruz. Daha sonra suyu ekleyip nohutlari sos haline gelene kadar eziyoruz. Baharatlarini ekliyoruz.Biraz ocakta bekletip sonra kenara aliyoruz. Makarnayi pisirmeye baslayabiliriz.Diğer tarafta biraz yağ ile sarimsaklari soteliyoruz.  Sonra domatesleri ekliyoruz. Tuz, karabiber ekleyip sotelemeye devam ediyoruz sonra  nohuta ekliyoruz.
Makarna pişince sosu ekleyip isteğe bağlı peynirle servis edebiliriz. Afiyet olsun

Öne çıkan

Fırında Sütlaç

IMG_1155Gelelim son zamanlarda sürekli olarak yaptığım sütlaç tarifine… Tamam son günlerde yeni tarif denemek yerine, tatlı yemek istediğimde biraz kolaya kaçıp sürekli aynı sütlü tatlıları yapıyor olabilirim ama güzel oluyorlar. Hatta bu aralar tatlı yeme olayını biraz abartmış olabilirim. Strese karşı en sevdiğim rahatlama yöntemi. Tatlının insanın duygularını bu kadar etkileyebilmesi ilginç aslında. Moralim bozuk olduğunda 1 lt lik dondurmayı bitirdiğimi bilirim, 4-5 kaşık yesemde olur ama bende ki işi sağlama alma durumu 🙂  O kadar dondurmadan sonra stres atmama şansım yok gibi geliyor. Bu tatlı krizi dönemini başta sütlaç olmak üzere, fındıklı muhallebi, tarçınlı  bisküvili muhallebi ve irmik tatlısıyla geçiriyorum. Diğer tarifleride yakında ekleyeceğim.

Sütlaç yaparken her seferinde annemin yaptığı sütlaç kokusu burnumda tüter… Çocukluk döneminde  sütler tabi taze ve organik .. Annem sütü alır hemen yoğurt mayalar sonrada  kalanıyla da sütlaç yapardı. Sütten mi yoksa annemin elinin lezzetinden mi (sanırım ikiside)bilinmez, çok lezzetli olurdu ve soğumasını bekleyemeden sıcak sıcak yerdim. Annem o zamanlar fırında sütlaç yapmazdı, fırında sütlaç alışkanlığını sonradan edinip bırakmayanlardanım.

Gelelim tarife,

Fırında Sütlaç

Malzemeler:

1kg süt

200 gr şeker

40 gr nişasta

10 yemek kaşığı pişmiş pirinç (Haşlamak için 4 yemek kaşığı veya 50 gr pirinç)

vanilya çubuğu

isteğe bağlı damla sakızı

Yapılışı:

İlk önce pirinçleri pişirmekle başlıyorum. Pirinçler bütün nişastasını verip suyunu çekiyor hatta biraz nişastadan dolayı lapa gibi duruyor. Böylece suyuyla beraber ekliyorum sütün içine. Direk sütün içinde pirinçleri pişirenlerde var , annem böyle yapıyor halen. Ben çalıştığım mutfaklarda ayrı pişirerek öğrendim. El alışkanlığıda diyebilirsiniz. Diğer tarafta süt, şeker,vanilya ve damla sakızını kaynaması için ocağa koyuyorum. Nişastayı fazla kullanmıyorum çünkü pirincin nişastasıyla beraber yeterli oluyor. Nişastayı birazcık su ile ayrı bir kapta açıyorum. Kaynayan sütün içine nişastayı ekleyip bir taşım kaynattıktan sonra pirinçleride ekliyorum. Genelde göz kararı ekliyorum pirinçleri ama yaklaşık 10-11 tepeleme yemek kaşığı pişmiş pirinç yeterli olacaktır. Pirinçlerle de kısık ateşte biraz daha kaynatıp kaplara alıyorum . 250 derece fırında sütlaç kaplarını fırın tepsisine koyup içine de su ekledikten sonra 5-10 dk üzeri kızarana kadar pişiriyorum. Biraz ılınınca buzdolabına soğuması için kaldırıyorum. Afiyet olsun

Öne çıkan

Limonlu Kek

IMG_1132

Tatlı ihtiyacımızı tabi ki daha hafif şeylerden karşılayabiliriz. Meyveli yoğurt, meyve veya kuru meyveler bunun için yeterli olabiliyor. Ama bu kadar tatlı kültürü geniş bir ülkede bu kadarla yetinmek mümkün olmuyor sanırım. En azından benim için öyle… Sağlıklı beslenmeye ne kadar özen göstersemde tatlı olmadan yaşayamayanlardanım. Son zamanlarda midemle ilgili sorunlar yüzünden bir diyet programı uyguladım ama kilo vermeye yönelik bir diyet programı değildi(yani benim öyle bir niyetim yoktu en azından). Zaten çok başarılı olacağımı da zannetmem zira yemek yemeği çok seven biriyim. Mideme ne kötü geliyordur diye düşünüp bir süre boyunca bu ürünleri yememeye karar verdim. Kahve, çay, süt ürünleri, et, ekmek, makarna,pilav ve tatlılar tabiki…  Sadece pişmiş sebze, meyve , kuruyemiş yedim, bitki çayı ve bol su içtim. Karbonhidrat ihtiyacımı da haşlanmış patates ve mısır unu lapasından karşıladım. 1 hafta sonunda aslında ne kadar iyi hissettiğimi farkettim. Ama bu his, süreci devam etmeme yardımcı olmadı maalesef. Sonunda artık tatlı birşeyler yemem gerektiğine karar verdim ve diyet programına ara verdim.

Bu programdan sonra şunu anladım ki vücudumuzu dinlememiz gerekiyor. Tamam çoğumuz(bende dahil) sürekli olarak yediklerimize dikkat edemesek bile belli aralarda biraz özen gösterip ve sporu hayatımızda önemli bir yer ayırıp daha sağlıklı bir şekilde yaşayabiliriz. Bundan sonra elimden geldiğince, en azından ayda birkez bir hafta aynı programı deneyeceğim. Bunu vucüdumuz için detoks olarakta görebiliriz, vücudumu bir hafta boyunca arındırma programı.

Ama şimdi tatlı yiyebilme özgürlüğüm var çünkü başarıyla 1 haftayı atlattım ve en sevdiğim keklerden biri olan nefis limon kokulu kekin tarifini sizlerle paylaşıyorum.

Not: Bu karışım küçük kek kalıbı için uygun.

Malzemeler:

170 gr esmer şeker ( işlem görmemiş şeker kamışı tozu kullanıyorum)

150 gr tereyağ

3 yumurta

100 gr un

100 gr toz badem

2 çay kaşığı kabartma tozu

yarım vanilya çubuğu

1 limon kabugu ve yarım limonun suyu

Yapılışı:

Esmer şeker ve yumurtaları çırpma teliyle şekerler biraz eriyinceye kadar çırpın( bu kekte yumurta kabartma işlemi uygulamıyorum). Tereyağı küçük bir tavada biraz ısıtın ama eritmeyin, eldiven yardımıyla parçaları elinizle krema kıvamı alana kadar ezin. Tereyağını, vanilyayı ve limon kabuğu ve suyunu yumurtalı karışıma ekleyin ve çırpın. Daha sonra ayrı biryerde karıştırdığınız un, toz badem ve kabartma tozunu yumurtalı karışıma ekleyin.

Not: Kekin arasına pişirmeden önce karışık orman meyveleri de ekledim bu sefer, denemenizi  tavsiye ederim.

IMG_1120[1] IMG_1123[1]

Tereyağ ve unladığınız kek kalıbına karışımı ekleyin ve 170 derecede 15-20 dk daha sonra kapağını açmadan 140 derecede 40-45 derece pişirin. 30-40 dakika sonra fırını açıp kontrol edebilirsiniz orta kısmı sallanıyorsa pişirmeye devam edin. Afiyet olsun…

IMG_1141

 

Öne çıkan

Profiterol

IMG_1067[1]Geçenlerde  canım nasıl tatlı istiyor ama mutfakta da o kadar zaman geçiresim yok.  Ne yapsam diye düşünürken sonunda kendimi profiterol yaparken buldum. Sanki çok kolaymış gibi…  Aslında otelde çalışırken hep gözümde büyüttüğüm tatlı evde birkaç porsiyonluk yapınca daha kolay oldu. Tabi koca otelde 10-20 tepsi profiterol  kafası ve ekler ve  bir kazan pasta kreması yapmak hayli zaman alıyordu. Birkez daha büyük bir otelde artık çalışmadığım için kendimi mutlu hissettim.Küçük porsiyonlarla ve özenle çalışmak ve sevdiğin insanlarla ürettiklerini paylaşmak gibisi yok…

Kremasından çikolata sosuna gayet lezzetli bir tarif olduğunu garenti edebilirim. Afiyet olsun
Profiterol
Hamur için malzemeler : Yaklaşık 24 profiterol kafası çıkıyor.

60 gr tereyağ
80 gr un
150 gr su
2 yumurta (orta boy)
Pasta kremasi icin malzemeler:
300 gr süt
50 gr krema
100 gr şeker
60 gr yumurta sarisi
25 gr nişasta
1 yemek kaşığı tereyağı
Yarim vanilya çubuğu

Çikolata sosu için:
125 gr krema
60 gr bitter çikolata
1 tatli kaşığı tereyağı
1 yemek kaşığı bal

Yapılışı:

Profiterol kafasi için su ve tereyağını kaynatiyoruz. Daha sonra unu ilave edip karıştırarak kavuruyoruz. Dibine yapismaya başladığında kenara alıp, ya mikserde yada cirpma teli yardimiyla yumurtayi yedirip yumusak bir hamur haline getiriyoruz. Sikma torbasi yardimiyla yagli kagit sarılı tepsiye kucuk toplar halinde sıkıp daha önceden isittigimiz 190 derece firina koyuyoruz ve 15-20 dk pisiriyoruz.(yaklasik 24 adet cikiyor)

IMG_1047[2] IMG_1049[1]
Diger tarafta kremasi icin süt,krema, vanilya çubuğu ve sekerin yarisini bir tencereye alip kaynatiyoruz. Sekerin diger yarisi, yumurta sarilari ve nisastayida ayri bir kapta karistiriyoruz. Sütlü karisimdan biraz alip yumurtali karisimla ısısını esitlemek için karistirip daha sonra bütün karisimi sütün icine ekliyoruz. Krema halini alinca atesten alip tereyağını ekleyoruz. Soğumasi için yayvan bir kaba alip üstüne kabuk baglamamasi icin strec filmle kapatiyoruz.IMG_1055[1]
Cikolata sosu icin :
Krema, bal ve tereyağını ocakta kaynattiktan sonra kenara alip cikolatayi ekliyoruz. Cikolata eriyene kadar karistiriyoruz ve soğumaya birakiyoruz.IMG_1057[1]
Soguyan profiterol kafalarinin icine kremayi sikma torbasi yardimiyla dolduruyoruz ve uzerine cikolata sosunu ekliyoruz.

IMG_1061[1] IMG_1069[1]

Afiyet olsun…

Öne çıkan

Ispanaklı Domates Soslu Cannelloni (Rulo Makarna )

IMG_1072

Cannelloni ; rulo şeklindeki, yapılışı lazanyaya benzeyen makarna çeşidi. Yapılış olarak gayet basit. Lazanya ve rulo makarnayı önceden yarım pişirip daha sonra sosla beraber fırında pişiren birçok tarif gördüm ama hiç gerek yok.  Hem fazladan iş çıkarmış oluyorsunuz hemde zaten makarna öyle zor pişen bir üründe değil.  Sos ile sadece bir seferde fırında pişirmeniz yetecektir. Zaten bu çeşit makarnaları yerken ağızda hissedemeyeceğiniz kadar yumuşacık, lapa gibi olmaması gerekiyor.

Rulo makarnada, sadece yaptığınız sosu doldurma işlemi birazcık zaman alabilir ama onun dışında ıspanaklı sosu pişirmekten başka birşey yapılmadığı için gayet kolay. Üstüne hazırladığım domates sosu pişirmeden direk ekliyorum. Gelelim tarife :

Malzemeler:

1 adet büyük soğan

1 diş sarımsak

2 yemek kaşığı zeytinyağı

400 gr ıspanak

100 gr krema

50 gr su

200 gr mozarella peyniri ( ricotto peyniri veya beyaz peynirde olur)

tuz, karabiber, muskat,

Domates sosu için :

400 gr konserve domates

1 yemek kaşığı domates salçası

100 gr su

1 yemek kaşığı balsamik sirke

kekik, tuz, karabiber

üstü için rende kaşar

14 adet cannelloni (rulo makarna )

Yapılışı:

Fırını 200 dereceye ayarlıyoruz.

Soğan ve sarımsağı doğrayıp zeytinyağında sote yapıyoruz. Diğer tarafta ıspanakları yıkayıp, parçalayıp soğanların içine ekliyoruz. Ispanaklar suyunu bırakıp biraz çekmeye başlayınca su ve kremayı ekliyoruz. Tuz, biber, muskatı ve peyniride ekleyip 3-4 dk daha bekleyip ocağın altını kapatıp kenara alıyoruz. IMG_0960

Bu sırada domates sosu için, diğer bir kapta konserve domatesi, salça,su, balsamik sirke,kekik, tuz ve karabiber  karıştırıyoruz.

Ispanaklı sosu mikserde püre haline getiriyoruz. Sıkma torbanız varsa onunla (daha kolay) yoksa küçük bir kaşık yardımıyla, rulo makarnanın bir yanını tepsiye kapatarak diğer kısmından içini dolduruyoruz. Fırın tepsisine sıralayıp üzerine domates sosunu yayıyoruz. IMG_0965 Rendelenmiş kaşar peyniride üstüne yayıp fırında 30-40 dk pişiriyoruz. Afiyet olsun…IMG_0970

 

 

 

Öne çıkan

Havuçlu Kek

IMG_0998

Evimde hiç eksik etmediğim sebzelerden biridir havuç…  Birçok yemekte kullanmanın yanı sıra, çiğ yemeyi de çocukluğumdan beri çok sevmişimdir. Havuç birde ceviz ve tarçınla birleşince tadına diyecek yok…. Tarçının eve bıraktığı o güzelim koku,  piştikten sonra kekin yumuşacık yapısı ve gün geçtikçe lezzetlenen tadıyla havuçlu kek evimin vazgeçilmez tatlılarından.

Yıllardır malzemelerini sürekli değiştirerek yapıyorum. Daha önce sıvıyağla yapıyordum sonra tereyağıyla yapmaya başladım. İki şekilde de lezzetli oluyor. Keke nemini veren yağı olduğunu bir çok yerden okumuştum ama sıvıyağ oranı birçok tarifte çok fazla ve piştikten sonra dışarıya fazlaca yağ veren bir yapıya sahip oluyor. Havucun keke verdiği nem,  az miktarda tereyağı ile birleşince  yeterince nemli olan bir kek elde etmiş ve fazlaca yağlı olan yapıdan kurtulmuş oluyorsunuz. Birkaç denemeden sonra yağ ve şeker oranını azaltarak bu tarifi çıkardım. Umarım beğenirsiniz. Afiyet olsun

Malzemeler:

400 gr  rendelenmiş havuç

200 gr şeker

200 gr un

4 adet yumurta

100 gr tereyağı

1 çay kaşığı kabartma tozu

1 çay kaşığı karbonat

2 çay kaşığı tarçın (isteğe bağlı)

bir miktar tuz

muskat

100-150 kavrulmuş ceviz

ceviz büyüklüğünde taze zencefil

100 gr kuru üzüm

Yapılışı:

IMG_0921IMG_0927

Tereyağını eritip soğuması için kenara koyun.İsterseniz tereyağını ocakta biraz fazla tutup tereyağ tadını kekin içinde yoğunlaştırabilirsiniz. Bu sırada havuçları ve taze zencefili rendeleyin. Diğer tarafta unu eleyip, karbonat, kabartma tozu, tarçın ve tuzu ekleyin. Mikserde yumurta ve şekeri çırpın. Soğuyan tereyağını ekledikten sonra mikseri fazla çalıştırmayın ve  unlu karışımı ekleyin. Un iyice karışınca havuç, ceviz ve kuru üzümü ekleyin.

Kek kalıbını yağ ve unlayın. 170 derecede 40-50 dakika pişirin. Afiyet olsun

IMG_0940

Öne çıkan

Soğanlı ve Havuçlu Akdarı

IMG_0909

        Bu hafta yazımda burada keşfettiğim iki lezzetli malzemeden bahsedeceğim. İlki akdarı, kuraklığa dayanıklı, buğdaygillerden bir bitki. Almanya’da hirse deniliyor. Kuskus ve bulgura bir alternatif. Pişme süresi ve tat olarak da kuskus ve bulgura çok benziyor. Sulu yemeklerin yanında veya ekstra malzemelerle yanlız da yenilebilecek lezzetli ve kolay bir yemek. Aslında pilav yerine geçebilecek güzel bir alternatif bence. Birazdan vereceğim tarifi akdarı bulamazsanız kuskuslada yapabilirsiniz.

IMG_0914       İkincisi de hindistan cevizi yağı. Daha önce tabiki bildiğim bir yağdı ama alıp kullanmamıştım. Bu yağla tanışmam da ablamın siparişi üzerine oldu. Cilde iyi geldiği, hamilelikte çatlakları önlediği için ablama bu yağdan aldım ve gönderdim ama postada bir sorun çıktı ve bana geri geldi. Bende madem geri geldi deneyeyim dedim ve saçıma ve cildime kullanmaya başladım. Gerçekten iyi geldiğini söylemem gerekiyor, özellikle saçım için. Daha sonra asya mutfağından birkaç tarif denerken yağı yemeklerde kullanmaya başladık. Çok güzel bir aroma veriyor ve eğer yağa ısı uyguluyorsanız kavurma veya kızartma işlemi gibi, zeytinyağını kullanmamayı öneriyorlar ama bu yağ bunun için uygun bir yağ. Özellikle ben pilav, akdarı,kuskus yaparken kullanıyordum ama  şimdi bütün yemeklerde kullanmaya başladım.

       Tarife gelirsek ; eğer yemeklerde tatlı malzeme kullanmayla ilgili bir sorununuz yoksa bu yemeğe isteğe bağlı olarak kuru kayısı veya kuru incirde ekleyebilirsiniz. Değişik bir aroma veriyor. Kuru kayısı ve inciri çok seviyorum ama sürekli olarak yemeklerde kullanmıyorum. Yemeklerde tatlı malzeme kullanmaya yeni yeni başladım, halen benim için çok alışılmış bir tat değil . Ama bu tarifte denemenizi tavsiye ederim.

Soğanlı ve  Havuçlu Akdarı:

Malzemeler:

1 adet orta boy soğan

2 adet havuç

2 tatlı kaşığı hindistan cevizi yağı

170 gr akdarı(hirse)

500 ml sebze suyu

tuz

karabiber

50 gr ayçekirdeği içi (isteğe bağlı ayarlayabilirsiniz)

Yapılışı:

     Soğanları ince ince doğrayın. Daha sonra havuçları ince ve uzun kestikten sonra tavaya yağı koyun, soğan ve havuçla beraber 5 dk terletin.

     Akdarını yıkayın ve tavaya ekleyin. 2 dk diğer malzemelerle karıştırın ve sebze suyunu ekleyin. Tuz ve biberini ekleyin ve kapağını kapatın. Kaynadıktan 5 dk sonra ocağın altını kapatın ve kapağını açmadan 15 dk dinlendirin.

IMG_0900

     Diğer tarafta ayçekirdeği içini tavada yağsız olarak rengi değişene kadar kavurun. Akdarı hazır olunca içine ayçekirdeğini ve isteğe bağlı kuru incir veya kuru kayısıyı ekleyip servis yapabilirsiniz. Afiyet olsun …

IMG_0906

 

 

 

 

Öne çıkan

Kuru Meyve ve Cevizli Ekmek

IMG_0867

Yeni yıla arkadaşlarla, güzel bir akşam yemeği hazırlayarak girdik. Yemekte balangıç olarak salata, daha sonra kabak çorbası ve ardından ana yemek olarak asya usulu taze tuna (ton) balığı vardı. Balığın yanında teriyaki sosuyla sotelenmiş yeşil sebze ve hindistan cevizi sütlü pilav eşlik etti. Tatlı olarak ta herkesin ortak kararı çikolatalı sufle masada yerini aldı. Çok lezzetli ve eğlenceli bir yemekti.

Ekstra olarak peynir tabağı ve onun yanında kuru meyve ve cevizli ekmeğide unutmamak lazım. Genelde şarabın yanında verilen peynir tabağında lezzet olarak birbirini tamamlayan değişik ekmekler olur. Bu tarifte onlardan biri.

Arkadaşlarımızdan biri kuru meyveyi sevmediği için bu ekmeği iki çeşit yaptım. Diğerinin içine ceviz, ayçekirdeği içi ve keten tohumu ekledim. Özellikle eski kaşar veya gouda peyniriyle çok lezzetli oluyor.

Bu ekmekte üç ayrı un çeşidi kullandım. Beyaz un, daha önce baget ekmekte bahsettiğim dinkel (spelt un)un ve çavdar unu.

Gelelim tarife : 

6 kişilik

Malzemeler:

450 gr un

180 gr dinkel(spelt un)

400 gr çavdar unu

25 gr tuz

30 gr yaş maya

50 gr tereyağı

2 tatlı kaşığı bal

550-650 ml su

80 gr kuru kayısı

90 gr kuru incir

60 gr kuru üzüm

300 gr ceviz

Yapılışı:

Un ve tuzu karıştırın ve ayrı bir kapta mayayı biraz suyla açın. Diğer tarafta kuru meyveleri küçük parçalara ayırın.

Daha sonra unun içine mayayı, balı ve suyu ekleyerek yoğurmaya başlayın. Tereyağınıda küçük parçalara ayırıp ekledikten sonra pürüzsüz bir kıvama gelinceye kadar yoğurun. Yumuşak kıvamlı ama ele yapışmayan bir kıvamda olacak. Kuru meyveleri ve cevizi eklemeden hamuru ikiye böldüm(kuru meyveli ekmek fazla olacak şekilde). IMG_0849En son kuru meyveleri ve cevizi ekleyip yoğurduktan sonra yaklaşık 1- 1,5 saat oda sıcaklığında dinlenmeye bırakın. Diğer hamura ceviz, ayçekirdeği içi ve keten tohumu ekleyip mayalanmaya bıraktım.

Hamur mayalandıktan sonra istediğiniz şekli verin ve bir kez daha mayalanması için bırakın. Ben uzun kek kalıbında yaptım. Hamur kek kalıbında 2 katına çıkınca 170 derecede 45-60 dk pişirin. (fırınınıza göre değişiklik gösterir) 45 dakikadan sonra kontrol edin. Afiyet olsun…

IMG_0857