Öne çıkan

Havuçlu ve Soğanlı Krep (Akıtma)

 

img_1649Sonbahar döneminde fazlaca kullandığım havuçtan değişik tarifler denemeye devam ediyorum. Bu sefer kahvaltıda yada öğle yemeğinde hem lezzetli hemde kolay yapılan tariflerden biri olan krep ile beraber denedim. Katık yapılan malzemeye göre tatlı veya tuzlu yenilen, iç malzemesine yeni malzemeler ekleyip tamamen değişik bir tat elde edilebileceğimiz kolay bir tarif.  Yanına kremalı (kabaklı, mantarlı veya pırasalı) sosla veya acı sosla beraber doyurucu bir  öğün haline getirebilirsiniz.  Sosunu ise, sebzeyi biraz soteleyip krema,tuz , biber ve biraz peynirle kolayca yapabilirsiniz.

Malzemeler:

200 gr havuç 

400 ml süt

3 yumurta

275 gr beyaz un

2 tatlı kaşığı köri

1 büyük taze soğan

Yapılışı:

Havuçları rendenin küçük tarafıyla rendeleyin. Bende mor , turuncu ve krem rengi havuçlar vardı. Bende karışık yaptım, o yüzden hamurun rengi daha koyu hale geldi. img_1626img_1630

Yeşil soğanıda ince doğrayın. Diğer tarafta süt, yumurta ve unu çırpın ve daha sonra havuçları ve soğanıda karışıma ekleyin. Tuz, biber ve köriyide ekledikten sonra krep hamuru pişirmeye hazır hale gelecek.

img_1640

Sos yapmak istiyorsanız ilk önce sosa başlayın, bu arada hamur biraz beklemiş olur. Tavanız yapışmıyorsa hiç yağ kullanmanıza gerek yok. Çok kalın olmayacak şekilde krep hamurunu pişirmeye başlayın. büyük tavayla 5-6 parça elde edebilirsiniz.

Bu tarifi havuç yerine kabak, pırasa veya patatesle de deneyebilirsiniz.

Afiyet olsun

Reklamlar
Öne çıkan

Pancake

 IMG_1546

Haftasonu geldi çattı. Haftasonu kahvaltısı için aklıma bir hafta önceden pancake fikri yerleşmişti bile. Hafta içi erken kalkıp sabah enerjisiyle çalışmak bizim için daha etkili olduğu için, kahvaltıyı meyve, kuruyemiş ve kahveyle geçiştirip, aynı zamanda da verimli zaman kazanmış oluyoruz. Çalışma alışkanlıkları herkes için farklıdır tabi. Bu alışkanlık benim ve eşim için geçerli. Ama bu alışkanlığı genelde  hafta sonu  sağlam bir kahvaltı ile bozuyoruz. 🙂 Geçen haftada kahvaltıda da pancake vardı. Tarifi kolay ve lezzetli. Şeker oranını ruh halime göre değiştiriyorum. 🙂 Pancake genelde reçel veya akçaağaç şurubuyla yenildiği için zaten tatlı oluyor. Kahvaltılık soslarla da yemek için bazen şeker oranını daha da az kullanıyorum. Gelelim tarife:

Malzemeler:

2 yumurta

250 gr süt

60 gr şeker

yarım vanilya çubuğu

170 gr un

bir tutam tuz

Yapılışı:

Yumurta beyazlarını ve sarılarını ayırın. Yumurta beyazlarını koyduğunuz kabın temiz ve kuru olmasına dikkat edin. Birde yumurta beyazını ayırırken içine yumurta sarısından kaçırmamaya dikkat edin.

Şekerin yarısını yumurta beyazına ekleyin ve elde çırpmaya başlayın.( makineniz varsa daha çabuk olacaktır ama az miktarda olunca elde çırpıncada oluyor.) Beyaz köpük halini alınca kenara alın. ( Çırpma telini havaya kaldırıdğınızda köpük yere çok çabuk düşmeyecek kıvamda olmalı)

Diğer tarafta şekerin diğer yarısını yumurta sarısıyla karıştırıp, süt, vanilya, un ve tuzu ekleyip çırpın. Yumurta beyazı karışımıyla spatula yardımıyla yavaşça birbirine yedirin. Yumurta beyazını söndürmemek için yavaş karıştırın.

IMG_1547

Daha sonra tavayı ısıtın ve pişirmeye başlayın. Afiyet olsun … 

 

Öne çıkan

Havuç Yeşilliğinden Pesto Sos

IMG_1558

Merhabalar herkese,

Yine küçük bir aradan sonra geri geldim. Başka bir ülkeye taşındığımdan beri , daha önce hiç tatmadığım birçok yeni sebzeyle tanıştım. Belki mevsimsel özellikler yüzünden belki de damak tadıyla alakalı…  Sürekli yediğim havucun yeşil kısmını  hiç satın almamıştım, hatta görmemiştim demem daha doğru olur. Belki pazarlarda vardı da ben dikkat etmedim.  Markette havucu yeşilliği ile görünce ne yapıcam ki ben bununla diye kısa bir süre düşündüm. 🙂 Sonra küçük bir araştırma yaptım ve salatalarda , çorbalarda, maydanoz niyetine yemeklerde ve sabah kahvaltılarında meyvelerle birlikte içecek yapmaya başladım.

Yeşilliğin sapları biraz sert ve telli bir yapıya sahip, zamanı biraz geçince sert ve telli yapısı arttığı için içeceklerde ve salatalarda sadece yaprak kısımlarını kullanıyorum. Ama şimdi tarlamda taze taze kullanabileceğim havuçlarım var. Geçen günlerde elimde fazla olunca pesto denemeye karar verdim.  Pestonun vazgeçilmesi olarak görülen ve fazlasıyla pahalı olan çam fıstığı  yerine de elimde hangi kuruyemiş varsa onu kullanıyorum. Bu sefer kabuklu bademle yaptım. Bazen ayçekirdeğide kullanıyorum ama bence badem daha güzel bir tad veriyor. Sizin damak tadınıza bırakıyorum. Geçelim tarife…

Pesto

Malzemeler:

135 gr havucun yeşilliği (sadece yaprak kısımları, saplarından ayırın)

200 gr zeytinyağı

80 gr badem (kavrulmuş)

3 adet sarımsak

100 gr parmesan peyniri

tuz, karabiber

Yapılışı :

Kabuklu bademleri tavada kavurup soğumaya bırakın. Yeşilliği saplarından ayırıp yapraklarını yıkayın ve süzdürün.

Yeşillik ve sarımsağı el mikseri ile çalıştırın. Yağı 2-3 seferde ekleyip çalıştırmaya devam edin. Karışım iyice sos haline gelince badem ve parmesanı da ekleyin ve çalıştırmaya devam edin. Tadına bakarak tuz ve karabiberi ekleyin. Pestomuz yemeye hazır. Afiyet olsun…

IMG_1561

Öne çıkan

Zeytinyağlı Taze Fasulye

IMG_1520

Yazı bitirmek üzereyiz ama ben salatalarla ve zeytinyağlılarla mutfağı şenlendirmeye devam ediyorum. (Burda yaz maalesef erken bitiyor) Herkes zeytinyağlı yapmayı bilir tabi ama ben yine de kendi yaptığım şeklini de sizinle paylaşmak istedim. Birde taze toplanmış sebzelerle hangi yemeği yapsam acayip mutlu oluyorum. Tabi yerkende mutluluğum ikiye katlanıyor.

Şimdi bahçede olan bütün sebzelerden çok fazla çıkmaya başladı. Özellikle salatalık ve kabak bir gün içinde 5-6 tane birden çıkıyor. Her iki günde bir gidip toplamak gerekiyor. Zaman bulamadığımız için 5 gün beklemiştik  sonuç, üç katı büyüklüğünde kabaklarımız oldu. Elimde bu kadar fazla sebze varken en iyi çözüm konserve yapıp kışa hazırlık yapmak.  Ama ondan önce taze fasulye tarifine geçelim…

Zeytinyağlı Taze Fasulye

Malzemeler:

500 gr taze fasulye

2 orta boy soğan

5 orta boy domates

1 küçük çay bardağı zeytinyağı

1 diş sarımsak

2-3 yemek kaşığı su

1 tatlı kaşığı tuz

1 tatlı kaşığı şeker

Yapılışı:

Fasulyeleri büyüklüğüne göre iki veya üçe kırın ve yıkayın. Soğanları, sarımsağı ve domatesleri ince ince doğrayın.

Tencereye fasulyeleri yerleştirin ve üzerine soğan, sarımsak ve domatesleri yayarak koyun.IMG_1485 IMG_1491 Daha sonra da zeytinyağı, su, tuz ve şekeri de ekleyip kısık ateşte yarım saat kadar pişirin. Afiyet olsun…

 

Öne çıkan

Pancar Salatası

IMG_1518

Bu yıl zamanımı değerlendirmek için çok güzel bir uğraş buldum. Kendi sebzelerimi yetiştirdiğim küçük bir tarlam var. Mayıs ayında başladım aslında. Çocukluk dönemimde tarlamız vardı, az çok birşeyler biliyordum ama yardım edecek bir annenin yanında olmaması işleri biraz zora soktu. Malum ilk hangisi yabani ot hangisi değil çok çözemediğimden, burda normalde yenilebilen ıspanak türlerinden bitkiyi (Gartenmelde- hayat süpürgesi) yabanı ot diye söktüm. Birkaç sıra olsa sorun değildi de, kolayca heryerde çıkan bir bitki olduğu için tarlanın hemen heryerinde vardı ve küçük bir tepe yığını çıktı sonunda 🙂 Neyse yavaş yavaş öğreniyorum.  Ama son 3 aydır tarlada çalışmak çok iyi geldi. Hele de şimdilerde aldığımız ürünleri yemeye başlayınca iyi ki başladım diyorum.

İlk başlayanlar için iyi olan tarafı tarlayı siz sürmüyorsunuz ve ana ekilmesi gereken tohumlarıda siz ekmiyorsunuz. Geriye ne kaldı diyebilirsiniz ama halen yapacak çok iş var. Sistem şöyle işliyor: Büyük bir alan var ve eğer organik tarım yapmak istiyorsanız 50 veya 100 m² lik alan için ödeme yapıyorsunuz. Sonradan elde ettiğiniz ürünleri düşününce çok uygun bir fiyat.  İsterseniz tek başınıza, isterseniz arkadaşlarınızla veya hiç tanımadığınız kişilerle iletişim kurup beraber çıkıyorsunuz yola. Tarlanız sizin verdiğiniz isimlerle yanyana ayrılmış durumda. Tarlalar arasında sadece bir ayak mesafesinde dar bir yol bulunuyor. Birde listemiz var ki bununla hangi kısma ne ekebiliriz onlar anlatılıyor.  Heryıl verim için sebzelerin yerleri değiştiriliyor. İlk tohum ekimini alanın sahipleri yapıyor.  Sizin sonradan gidip sulamanız ve yabani otları temizlemeniz gerekiyor bir ay içinde. Daha sonrada boş olan kısımlara istediğiniz sebzeleri ekebiliyorsunuz. Haziranın ortalarında marullar olmaya başlamıştı şimdi salatalık, kabak, marul, havuç, pancar ve maydonazları toplamaya başladık. Sebzeler çok lezzetli, sulu ve çok güzel kokuyorlar. Yaptığım yemeklerde daha da lezzetli oluyor tabi.

Geçen gün topladığım ürünlerden bir kaç fotoğraf paylaşıyorum.

20160722_190337 20160722_190349 20160722_191631 20160722_191635

 Salata için bütün malzemeler tarladan toplandı. Gelelim tarife…

Pancar Salatası

Malzemeler:

3 adet pancar

2 adet taze soğan

maydanoz

1 diş sarımsak

5 yemek kaşığı kolza tohumu yağı (veya zeytinyağı)

3 yemek kaşığı zeytinyağı

3 yemek kaşığı beyaz balsamik sirke (şarap sirkesi)

yarım tatlı kaşığı hardal

yarım tatlı kaşığı bal

150 gr beyaz peynir

ceviz

yeşil elma

tuz, karabiber

Yapılışı:

Bir kaba yağ, sirke, hardal,tuz, karabiber ve balı koyup karıştırın. Daha sonra içine ince doğranmış sarımsak,taze soğan ve maydanozu ekleyin.

IMG_1493 IMG_1495 Pancarları soyup küp küp doğrayın. Elma ve beyaz peyniride küp küp doğrayıp ceviz ile beraber bütün malzemeleri karıştırın.

IMG_1503Afiyet olsun …

 

 

 

 

Öne çıkan

Humus

IMG_1479

Bu aralar ekmek üstü sos yapmaya başladım. Acı sos, peynirli sos, domatesli tereyağ derken geçenlerde hiç yapmadığım ve gözümde biraz fazla büyüttüğüm humusu denemeye karar verdim.  Annemin köyden getirdiği nohutlarla lezzetli bir humus tarifi çıktı ortaya.  Aslında kolay bir sosmuş, nohutların kabuklarını soymak dışında … 🙂

Geçenlerde yine doğum günü büfesi hazırladım. Büfede yine Türk mutfağından esintiler vardı tabi.  Her zaman ki gibi mercimek köftesi ve ev yapımı ekmekle bu sefer humusta yerini aldı.

Malzemelere geçmeden önce söylemem gerekir ki , benim burda bahsettiğim çay bardağı bildiğimiz eski tip küçük çay bardaklarından.

IMG_1482 
Malzemeler:

500 gr nohut

yarım çay bardağı limon

yarım çay bardağı zeytinyağı

yarım çay bardağı tahin

1 tatlı kaşığı kimyon (silme olacak, isteğe bağlı artırılabilir)

1 tatlı kaşığı tuz (silme)

1 adet sarımsak

4-5 yemek kaşığı su

Yapılışı:

Nohutları bir gece önceden ıslatın. Yumuşayan nohutları ertesi gün pişirin ve soğuyunca kabuklarını soyun.

Derin bir kapta soyulmuş nohutları birazcık su ile beraber el blender ile ezmeye başlayın. Püre haline gelince, yavaşça yağ ve limonu da ekleyin. Daha sonra tahin, tuz,kimyon ve sarımsağı da ekleyin iyice karıştırın. Tadına bakın tuz ve kimyonu ayarlayın ve servis için bir kaseye koyun. Üzerine zeytin yağı ve kırmızı biber ekleyin. Afiyet olsun

 

 

 

Öne çıkan

Cheesecake

IMG_1466

Geldik benim meşhur cheesecake tarifime. Yeşil Ev’den de hatırlayanlar olacaktır muhtemelen:) 

İçinde beyaz çikolata var ama tatlıyı çok ağır hale getirmiyor. Vişne sosu içinde, benim daha önce yaptığım vişne konservesinin suyunu birazcık nişastayla karıştırdım ve vişneleri içine ekledim. Elinizde yoksa vişne suyuda kullanabilirsiniz. 

Not: Normalde 25-27 cm çemberler için bu karışım uygun. Eşimin doğum günü için büyük çemberde yaparken küçük çemberlerde de hazırladım. Yukarıda ki fotoğraf bu küçük kalıplardan çıkma. 

 

Malzemeler:

800 gr krem peynir (labne )

140 gr beyaz çikolata

4 adet yumurta

240 gr şeker

20 gr nişasta

biraz süt

vanilya

bir tutam tuz

Tabanı için kurabiye (crumble) malzemesi :

150 gr un

90 gr tereyağı

50 gr şeker

1 çay kaşığı tarçın

isteğe bağlı kavrulmuş ve küçük parça fındık

Yapılışı:

Tabanı için hazır kurabiye kullanmak yerine önceden evde yaptığınız herhangi kurabiye hamurunu kullanabilirsiniz. Pişmiş kurabiyeniz varsa ufalayıp biraz tereyağıyla karıştırın ve taban olarak kullanın veya yukarda vermiş olduğum basit tarifide kullabilirsiniz. Tabanı hazırlamak için bütün malzemeleri karıştırın. Benim tabanı olan kelepçeli kek kalıbım var. Kekin kolay çıkması için taban malzemesini koymadan çemberin boyutunda yağlı kağıt yerleştiriyorum. Daha sonra kek hamurunu koyup üzerine güzelce yayın. 180 derecece pembeleşinceye kadar pişirin. Pişince kurabiyeyi soğuması için kenara alın ve fırının soğuması için de kapağını açık bırakın. Fırını cheesecake pişirirken 120 derecede ve fansız kullanacağız.

Diğer yanda beyaz çikolatayı benmarie usulünde eritin. Eriyince kenara alın ve 3-4 yemek kaşığı sütü içine ekleyin ve karıştırın. İlk önce yapısı değişecek topaklanmış görünecek ama karıştırmaya devam ettikçe pürüzsüz bir yapıya sahip olacak.Bir miktar sütle çikolatayı karıştırmadan , çikolatayı diğer karışıma eklerseniz karışımın içinde çikolata topak topak kalacaktır. Çikolatayı ılınmaya bırakın.

Diğer yanda peynirleri büyük bir kaba boşaltın. Şeker ve nişastayı beraber karıştırın ve peynirin üzerine ekleyin. Çok fazla karıştırıp karışımı çok sulu hale getirmeyin. Daha sonra yumurtaları da ekleyip karıştırın.

En sonunda çikolata karışımını, vanilyayı ve tuzu ekleyip karıştırdıktan sonra hazırladığınız çemberin içine karışımı dökün.

Not: Çemberinizin tabanı varsa bile çevresini alüminyum folya ile sarmanızı tavsiye ediyorum. İçine herşekilde su alma olasılığı var.

Fırının 120 derecede ve fan olmadan çalıştırmak çok önemli. Çemberi fırın tepsisine yerleştirip, tespinin içine de soğuk su ekliyoruz. Yaklaşık 70-90 dk pişirin. Çemberi hafifçe sallayın, karışım sallanmıyor, kalıp gibi duruyorsa hazır demektir. Afiyet olsun…

IMG_1470

 

Öne çıkan

Rokalı Risotto

IMG_1452

Roka sadece tuz ve limonla olduğu kadar pizza ve makarna ile de çok lezzetli oluyor. Bu sefer birde risotto ile denedim. Parmesan ile beraber tadının iyi olacağından emindim ama tarife birde hindistan cevizi sütü ile renk verdim. Kavrulmuş badem, roka ve hindistan cevizi sütü birbirine çok yakıştı. 

Malzemeler :

1 su bardağı risotto pirinci

1000 gr sebze suyu

150 ml hindistan cevizi sütü

1 adet soğan

2 avuç kadar bezelye

Roka

Tuz, karabiber, muskat

3 yemek kaşığı zeytinyağı

İsteğe bağlı parmesan peyniri

Kavrulmuş badem

Yapılışı:

Soğanı ince ince doğrayın ve zeytinyağı ile biraz soteleyin. Risotto pirincinide ekleyin ve pirinçlerin tamamen yağla karışmasını sağlayın. Hindistan cevizi sütünü ekleyin ve çektirin. Sonra sebze suyunu da üç seferde koyup yavaşça çektirin ve aralarda karıştırın. (İkinci çektirmeden sonra pirincin diriliğine bakın, su oranının fazla olup olmadığını anlamanız için. Pirinçlerin fazla yumuşamasını istemiyoruz çünkü.)

İkinci kez biraz su ekleyip çektirdikten sonra bezelyeleri de ekleyip kalan suyuda ilave edin. Suyunu çekince pirinci tekrar kontrol edin, su oranı yeterliyse tuz, karabiber, muskat ve isteğe bağlı peynir ekleyip ocağın altını kapatın.

Servis etmeden önce kavrulmuş badem ve rokayıda ekleyip karıştırın. Afiyet olsun…IMG_1451

 

 

Öne çıkan

Ekşi Maya

IMG_0990 IMG_1030 IMG_1002 IMG_1124 IMG_1127 IMG_1109 IMG_1100 IMG_1098 IMG_1113 IMG_1115 IMG_1111 IMG_1103Evde sık sık ekmek yapıyorum ama şimdiye kadar ekmeklerin hepsini yaş maya ile yapmıştım. Daha önce ekşi mayayı deneyip tutturamamamın bunda payı var tabi 🙂  Ekşi mayayı besleme işlemi yaklaşık 10 gün sürüyor. Ekşi mayayı ve ekşi mayalı ekmeği Tartine Bread kitabından denemek istemiştim ama elime ulaşmadığı için bende hali hazırda cafe fernando nun bloğunda yer alan tarifle başladım. Blokta ki tarif aynı kitaptan adapte edilerek, ayrıntılı anlatım ve  gün gün fotoğraflayarak ilerlemişti. Bunların dışında birçok youtube videosu izleyip birçok yazı okudum.

İlk bir hafta tarifle aynı gidiyordu herşey ama sonra ne olduysa hamurun gelişimi durdu, bende sıcaklığı biraz daha artırarak denedim ama maya söylenilen gibi suyun üstünde yüzmüyordu. Ama yinede 12 günün sonunda mayayı denedim ve ekmek yaptım tabi ki olmadı. Ekmek fazlasıyla su bıraktı ve kabarma islemi gerçekleşmedi. Baskın, pestil misali birşey oldu. Ama ben vazgeçmedim. Şubattan beri denemeleri sürdürdüm, ya başlarda sorun çıktı yada tam oldu dediğim anlardan sonra maya öldü. Aslında bayağı uzun bir süreç bu ama sonuç birçok kişiden duyduğuma göre değecek kadar iyiydi. Sonuçta kendi yaptığın mayadan ekmek yapmak düşüncesi bile yettiği için yılmadan devam ettim. Artık sabah kalkınca ilk söylediğim günaydın yerine ekşi maya , yatmadan önce iyi geceler yerine eşi maya olmuştu, hatta rüyalarıma bile girmeye başlamıştı. Gittiğim kısa süreli seyahatlerde bile yanımda taşıdım. Bir atasözünde dendiği gibi sabreden derviş muradına ermiş lafı boşuna söylenmemiş 🙂

Bu 3 aylık denemelerimden anladım ki sıcaklık , ortamın temizliği, ışık falan herşey önemliymiş. Soğuk bir ülkede yaşıyorum bu yüzden ekşi mayanın gelişimini kış ayları fazlasıyla etkiledi, zamanında beslemeyi kaçırdım bu sefer burnumu sızlatacak kadar mayayı ekşittim falan … yani eğer denemeye başlayacaksanız marttan sonra başlayın işlem daha hızlı ilerliyor.

O kadar okuyup araştırmadan sonra , herkes ayrı bir ölçü veriyordu kafam allak bullak olmuştu. Tartine bread kitabında küçük bir kabın yarısı dolacak kadar yapın diyordu bende öyle başladım. Elimde olan küçük cam kavonozun yarısı kadarını dolduracak kadar yaptım bu da  yaklaşık 4 tepeleme yemek kaşığı un= 80 gr kadar oldu. Birçok video da ekşi mayanın görünüşü katı bir yapıya sahipti. Önce ki denemelerimde ilk önce katı olan karışım sonunda acayip inceliyordu bu fazla ekşimesinden kaynaklı sanırım. O yüzden un oranıyla suyu ya aynı oranda kullandım yada suyu un ağırlığından biraz daha az kullandım.

Ekşi maya için gerekli olanlar:

  • İlk yapılacak şey organik un almak olacak. 1 kilo beyaz un ve 1 kilo tam buğday ununu alıp büyük bir kapta karıştırın. Hergün bu unu kullanacağınız için pratik bir yol bulmanız işinizi kolaylaştıracaktır. Ben ağzı kapatılan saklama poşetine koyarak sakladım hem hava almıyor hemde hergün kullandığım için pratik bir kullanıma sahip.
  • İkinci olarak cam bir kavanoz bulmak. Çok büyük olmasına gerek yok, cam olmasının nedenide gelişimi takip edebilirsiniz.İlk başta küçük bir kapla başlamak daha iyi olacak.
  • Kavanozun üzerini örtmek için temiz, kumaş bir mutfak peçetesi
  • Mayayı  bu süreç boyunca oda sıcaklığında ve güneş almayan bir yerde bekleteceğiz.
  • Unutmayın karışım koyu kıvamda bir hamur elde etmek olacak.

Yapılışı:

Cam bir kabı yıkayıp sıcak su ile dezenfekte ettikten sonra 4 tepeleme yemek kaşığı un ( yaklaşık 80 gr ) ve 70-80 gr su ile karıştırıp üstüne temiz bir örtü örtüp 1-2 gün beklettim.  Suyun oda sıcaklığında olması gerekiyor. Hava sıcak olunca 2. günün sonunda karışım kabarmıştı ve biraz ağır bir kokuya sahipti ama gün geçtikçe süt kokusu gibi kokusu hafifleyecek ve maya hazır olmaya başladığında ekşi kokmaya başlayacak.

Başladıktan sonra ki ikinci gün hamur baloncuklarla doluydu, kabarmıştı ve üstünde kabuk oluşmuştu. Kabukla beraber hamurun % 80 kadarını atıp kalan kısmına yine aynı oranda (80 gr tepeleme yemek kaşığı un 70-80 gr su ) ekleyip yine oda sıcaklığında güneş almayan bir köşede bekletiyoruz.

  • Yaklaşık 7-10 gün arası hergün aynı oranda un ve su ekleyip beslemeye devam ettim.
  • Genelde sabah saatlerinde ve aynı zaman diliminde beslemek gerektiği söyleniyor.
  • Hergün %80 lik kısmı atıp besleme işlemini tekrarlıyoruz.

Kabarma hergün aynı oranda olmuyor, hatta bazen çok bir hareketlilik olmayan günlerde oluyor ama besleme işlemine devam etmeye devam ediyoruz. Bir hafta sonra maya iki katı kadar kabarmaya başladı,hergün kabuk bağladı ve kabardıktan sonra biraz çökmeye başladı. Bu belirtiler doğru yolda olduğunuzu gösteriyor.  8. ve 9. günde hamur peçeteye değene kadar kabardı ve peçete taşmasını engelledi. 9. günden sonra mayayı dolaba kaldırdım burda her 3 günde bir beslemeye devam ettim. Kokusu kararında ekşiliğini korudu ve her günün sonunda 2 katından daha fazla kabarmaya başladı.

Mayanın hazır olduğunu anlamak için su testini yapabilirsiniz. Bir kasenin içine su koyup mayayı içine koyuyoruz, eğer hamur suyun üstünde yüzüyorsa maya artık olmuş demektir. Ekşi mayadan ilk ekmeğimi pişirdim bile.  Bir dahaki yazıda ekmek tarifinide vereceğim. Sorularınız olursa yorum bırakabilirsiniz. Kolay gelsin…

 

 

 

Öne çıkan

Profiterol

IMG_1067[1]Geçenlerde  canım nasıl tatlı istiyor ama mutfakta da o kadar zaman geçiresim yok.  Ne yapsam diye düşünürken sonunda kendimi profiterol yaparken buldum. Sanki çok kolaymış gibi…  Aslında otelde çalışırken hep gözümde büyüttüğüm tatlı evde birkaç porsiyonluk yapınca daha kolay oldu. Tabi koca otelde 10-20 tepsi profiterol  kafası ve ekler ve  bir kazan pasta kreması yapmak hayli zaman alıyordu. Birkez daha büyük bir otelde artık çalışmadığım için kendimi mutlu hissettim.Küçük porsiyonlarla ve özenle çalışmak ve sevdiğin insanlarla ürettiklerini paylaşmak gibisi yok…

Kremasından çikolata sosuna gayet lezzetli bir tarif olduğunu garenti edebilirim. Afiyet olsun
Profiterol
Hamur için malzemeler : Yaklaşık 24 profiterol kafası çıkıyor.

60 gr tereyağ
80 gr un
150 gr su
2 yumurta (orta boy)
Pasta kremasi icin malzemeler:
300 gr süt
50 gr krema
100 gr şeker
60 gr yumurta sarisi
25 gr nişasta
1 yemek kaşığı tereyağı
Yarim vanilya çubuğu

Çikolata sosu için:
125 gr krema
60 gr bitter çikolata
1 tatli kaşığı tereyağı
1 yemek kaşığı bal

Yapılışı:

Profiterol kafasi için su ve tereyağını kaynatiyoruz. Daha sonra unu ilave edip karıştırarak kavuruyoruz. Dibine yapismaya başladığında kenara alıp, ya mikserde yada cirpma teli yardimiyla yumurtayi yedirip yumusak bir hamur haline getiriyoruz. Sikma torbasi yardimiyla yagli kagit sarılı tepsiye kucuk toplar halinde sıkıp daha önceden isittigimiz 190 derece firina koyuyoruz ve 15-20 dk pisiriyoruz.(yaklasik 24 adet cikiyor)

IMG_1047[2] IMG_1049[1]
Diger tarafta kremasi icin süt,krema, vanilya çubuğu ve sekerin yarisini bir tencereye alip kaynatiyoruz. Sekerin diger yarisi, yumurta sarilari ve nisastayida ayri bir kapta karistiriyoruz. Sütlü karisimdan biraz alip yumurtali karisimla ısısını esitlemek için karistirip daha sonra bütün karisimi sütün icine ekliyoruz. Krema halini alinca atesten alip tereyağını ekleyoruz. Soğumasi için yayvan bir kaba alip üstüne kabuk baglamamasi icin strec filmle kapatiyoruz.IMG_1055[1]
Cikolata sosu icin :
Krema, bal ve tereyağını ocakta kaynattiktan sonra kenara alip cikolatayi ekliyoruz. Cikolata eriyene kadar karistiriyoruz ve soğumaya birakiyoruz.IMG_1057[1]
Soguyan profiterol kafalarinin icine kremayi sikma torbasi yardimiyla dolduruyoruz ve uzerine cikolata sosunu ekliyoruz.

IMG_1061[1] IMG_1069[1]

Afiyet olsun…

Öne çıkan

Soğanlı ve Havuçlu Akdarı

IMG_0909

        Bu hafta yazımda burada keşfettiğim iki lezzetli malzemeden bahsedeceğim. İlki akdarı, kuraklığa dayanıklı, buğdaygillerden bir bitki. Almanya’da hirse deniliyor. Kuskus ve bulgura bir alternatif. Pişme süresi ve tat olarak da kuskus ve bulgura çok benziyor. Sulu yemeklerin yanında veya ekstra malzemelerle yanlız da yenilebilecek lezzetli ve kolay bir yemek. Aslında pilav yerine geçebilecek güzel bir alternatif bence. Birazdan vereceğim tarifi akdarı bulamazsanız kuskuslada yapabilirsiniz.

IMG_0914       İkincisi de hindistan cevizi yağı. Daha önce tabiki bildiğim bir yağdı ama alıp kullanmamıştım. Bu yağla tanışmam da ablamın siparişi üzerine oldu. Cilde iyi geldiği, hamilelikte çatlakları önlediği için ablama bu yağdan aldım ve gönderdim ama postada bir sorun çıktı ve bana geri geldi. Bende madem geri geldi deneyeyim dedim ve saçıma ve cildime kullanmaya başladım. Gerçekten iyi geldiğini söylemem gerekiyor, özellikle saçım için. Daha sonra asya mutfağından birkaç tarif denerken yağı yemeklerde kullanmaya başladık. Çok güzel bir aroma veriyor ve eğer yağa ısı uyguluyorsanız kavurma veya kızartma işlemi gibi, zeytinyağını kullanmamayı öneriyorlar ama bu yağ bunun için uygun bir yağ. Özellikle ben pilav, akdarı,kuskus yaparken kullanıyordum ama  şimdi bütün yemeklerde kullanmaya başladım.

       Tarife gelirsek ; eğer yemeklerde tatlı malzeme kullanmayla ilgili bir sorununuz yoksa bu yemeğe isteğe bağlı olarak kuru kayısı veya kuru incirde ekleyebilirsiniz. Değişik bir aroma veriyor. Kuru kayısı ve inciri çok seviyorum ama sürekli olarak yemeklerde kullanmıyorum. Yemeklerde tatlı malzeme kullanmaya yeni yeni başladım, halen benim için çok alışılmış bir tat değil . Ama bu tarifte denemenizi tavsiye ederim.

Soğanlı ve  Havuçlu Akdarı:

Malzemeler:

1 adet orta boy soğan

2 adet havuç

2 tatlı kaşığı hindistan cevizi yağı

170 gr akdarı(hirse)

500 ml sebze suyu

tuz

karabiber

50 gr ayçekirdeği içi (isteğe bağlı ayarlayabilirsiniz)

Yapılışı:

     Soğanları ince ince doğrayın. Daha sonra havuçları ince ve uzun kestikten sonra tavaya yağı koyun, soğan ve havuçla beraber 5 dk terletin.

     Akdarını yıkayın ve tavaya ekleyin. 2 dk diğer malzemelerle karıştırın ve sebze suyunu ekleyin. Tuz ve biberini ekleyin ve kapağını kapatın. Kaynadıktan 5 dk sonra ocağın altını kapatın ve kapağını açmadan 15 dk dinlendirin.

IMG_0900

     Diğer tarafta ayçekirdeği içini tavada yağsız olarak rengi değişene kadar kavurun. Akdarı hazır olunca içine ayçekirdeğini ve isteğe bağlı kuru incir veya kuru kayısıyı ekleyip servis yapabilirsiniz. Afiyet olsun …

IMG_0906

 

 

 

 

Öne çıkan

Brokoli ve Mantarlı Risotto

IMG_0551

3-4 kişilik

Malzemeler: 

250 gr risotto pirinci

2 orta boy soğan 

1000-1200 lt  sebze suyu

500 gr brokoli (1 adet)

6-7 adet mantar

cherry domates (isteğe bağlı)

2 adet kırmızı tatlı biber

150 ml beyaz şarap

4 yemek kaşığı zeytinyağı

150-200 gr civarında gorgonzola peyniri (veya parmesan veya eski kaşar peynir)

tuz, karabiber, muskat

Yapılışı:

Not: Risotto pirinci yıkanmadan kullanılır.

Soğanları doğrayıp, zeytinyağı ile biraz sote yapıyoruz. (Soğanların renk değiştirmemesine dikkat edin). Soğanlar yumuşayınca pirinci ekliyoruz ve sotelemeye devam ediyoruz. Beyaz şarafı koyuyoruz, kaynatıp alkolun uçmasını ve suyunu çekmesini bekliyoruz.

IMG_0540Sebze suyunu 1-2 kepçe koyup arada karıştırarak çekmesini bekliyoruz. Bu işlemi 4-5 kez  tekrarlıyoruz. Pirinç yavaştan pişmeye ve pirinçler büyümeye başladığı zaman brokoliyi ekliyoruz. Dikkat etmemiz gereken suyu başlarda bol bol koymamak çünkü sebzeleride çiğ ekleyeceğimiz için, sebzeyi ekledikten sonra su eklemeye ve pişirme işlemine devam edeceğiz. Ben toplamda yaklaşık 1000 lt sebze suyu kullandım. Sebzeleri biraz diri bırakmayı seviyorum, tadı daha lezzetli oluyor ama sebzeleri birazcık daha pişirmek isterseniz 1200 lt kullanabilirsiniz. Fazlası risottoyu lapa hale getirir. Risottonun lapa gibi olanı değilde biraz diri kalmış olanı makbul 🙂

IMG_0543

Brokoliyi de ekledikten sonra sebze suyunu azar azar verip çektirmeye devam ediyoruz. Daha sonra küçük parçalar halinde doğradığımız mantar ve tatlı kırmızı biberide ekleyip,karıştırarak sebze suyunu ekleme işlemine devam ediyoruz. Aralarda sebzelerin ve risottonun tadına bakarak ne kadar su ihtiyacı olduğuna karar verebilirsiniz. Sebzelerin diriliğine karar verip su ekleme işlemini bıraktığınız da tuz, muskat ve gorgonzola peynirini de ekleyip karıştırarak suyu iyice çekene kadar ocakta tutuyoruz. Sonunda cheery domatesleride ekleyip ateşten alıyoruz. Afiyet olsun …

Not: Kullandığım sebze suyunda tuz vardı ama yeterli olmadığı için biraz daha ekledim. Sebze suyunu kendim yaptığım için çok tuzlu olmuyor ama bulyon kullanacaksanız veya peynir olarak parmesan peyniri kullanacaksanız ikisinin de daha tuzlu olduğunu unutmayın.

IMG_0545 IMG_0552

IMG_0553

Öne çıkan

Tereyağ Yapımı

IMG_0505Çocukluğumdan beri evde yemekler mis kokulu tereyağıyla yapılırdı. Şimdi ise  daha çok yemekleri zeytinyağı ile yapmaya gayret ediyorum malum artık tereyağları da doğallık seviyesinden çıktı ama yinede pastacı olunca terayağından kopamıyorsunuz. Fazla abartılmadığı sürece tereyağının gerçekten doğal yollarla yapılmış olanını kullanmanın zararlı olmadığını biliyoruz. Eğer doğal (çiğ) süt bulabiliyorsanız tereyağ yapımını denemeye değer.

Tereyağı eskiden ağaç yayıkla yapılırdı. Bizim evde de uzun tavana asılı bir yayık vardı. Ben o zamanlarda da çok meraklı olduğum için annemi izler, yayığı sallamasına yardım ederdim. Yoğurtla yaptığımızı hatırlıyordum ama tam ve ayrıntılı bilgi için hemen annemi aradım ve nasıl yaptığını sordum. 2 ayrı şekilde yapıyormuş. Kahvaltılık tereyağ ve yemeklik (sarı yağ) tereyağ…

Kahvaltılık tereyağ için ilk önce yoğurt yapmanız gerekiyor. Sütü kaynatıp kenara alıyoruz ve parmağı çok yakmayacak seviyeye gelince sütün miktarına göre (annem 1 kg süt için 1 tatlı kaşığı yoğurt ekliyordu.) yoğurdu koyup, karıştırıyoruz ve kavanozun kapağını kapatıyoruz. Eğer sütün içine yoğurdu fazla koyarsanız yoğurt ekşir. Kavanozu bezlerle sarıp 5-6 saat ( 2-3 saatinde yeterli olduğunu söyleyenler var ama ben annemden öğrendiğim yöntemlerle yapıyorum) dışarıda beklettikten sonra bezleri açıp sallamadan dolaba koyuyoruz. 1 gün sonra yoğurt yemeğe hazır.

Tereyağını yayıkla yaparken ,  yoğurdu yayığın içine koyup yayığı karşılıklı sallıyorduk. 10-15 dk salladıktan sonra bir tencereye koyup yağın üste çıkmasını bekledikten sonra yağı başka bir kaba alıp, birkaç kez soğuk suyla yıkayıp dolaba koyardık ve kahvaltıda yemek için mis gibi taze ve doğal tereyağı hazır olurdu. Kalan sulu kısımda ayran olurdu. Yayık şimdi kimselerde bulunmadığı için onun yerine mutfak robotunda karıştırmanız da olur tabi. Kalan sulu kısmı ayran olarak içip veya hamur işlerinde su yerine kullanabilirsiniz.

Diğer bir yağ çeşidi olan bizim oralarda sarı yağ dediğimiz ve yemekler için kullandığımız tereyağını da sütten yapıyoruz. Sütü kaynatıp soğumaya bırakıyoruz eğer süt gerçekten doğal ise üstünde yağlı bir tabaka kalacak ama bir seferde fazla kaymak çıkmayacağı için aldığınız her seferde kaba ayırıp biriktirin ve derin dondurucuda saklayın. Tereyağı yapmaya yetecek kadar ( 1 kavanoz) olunca çıkarıp çözülmesini bekleyin. Yine mutfak robotunda yağ ve su ayrılana kadar (yaklaşık 10 dk) çırpın. Biraz soğuk su ekleyin 1-2 dk çırpmaya devam edin. Yağ bir araya toplanacak, ayrı bir kaba alın ve soğuk su ile yağı birkaç kez kaşık yardımıyla karıştırarak yıkayın. Dolaba koyun ve kullanmaya hazır.

Yukarıda ki fotoğraf annemin soba da yaptığı köy ekmeği. Annem sıcak sıcak ekmeğin içine tereyağ koyardı, bizde sofranın başına toplanıp afiyetle yerdik. Geçen yıl gittiğimde de annemi soba başında ekmek yaptığını görünce tereyağlı ekmek istemeyi ihmal etmedim tabi 🙂

Bundan sonra ki yazım pırasalı mantarlı kiş (quiche) tarifi hakkında olacak. Malum kiş ve tart hamurlarının içinde bolca tereyağ var. Fırsatınız varsa tarifleri birde el yapımı tereyağıyla deneyin…

Görüşmek üzere

 

 

 

 

Öne çıkan

Hafta sonundan ….

20150920_144105

1 hafta aradan sonra tekrar döndüm ve denemelerime başladım bile. Hafta sonunu eşimin ailesiyle beraber geçirdik ve geleneksel Alman yemeğinin birkez daha tadına bakmış oldum.

Genelde yemekler tuzlu ve doyurucu diye adlandırabileceğimiz özelliklere sahip. Daha önce de Brauhaus dedikleri kendi biralarını kendi üreten ve geleneksel yemekler yapan bir restoranda denemiştim. 10 kişi gitmiştik herkes ayrı bir şipariş vermişti, bende herkesin yemeğinden denediğim için birçok yemeği deneme fırsatı bulmuştum 🙂 Şuan adını hatırlamıyorum ama ben kırmızı et istemistim. Bol soslu ve yanında elma püresiyle gelmişti. Sosu yoğun ve tuzluydu hatta yemeği bitirmekte biraz zorlanmıştım ama genel olarak yemek kültürünü beğendim.

Pazar günüde yukarıda gördüğünüz yemekleri yedik.  ‘Rinderrouladen mit soße’ ( soslu dana roulades), ‘Rotkraut’ ( kırmızı lahana) ve ‘Kartoffelklöße’ ( Patates köftesi veya mantısı diye biliriz). Kırmızı lahana burda uzunca pişirilerek içine sirke elma ve kırmızı şarap eklenerek yapılıyor ve ekşimsi bir tadı oluyor. Birkez evde yapmayı denedim ama ben biraz diri bırakmışım lahanayı (bence diri bırakınca da güzel oluyor)Ama burda iyice yumuşayana kadar pişiriliyormuş. Öğrenmiş oldum…

Bugün mercimekli, ıspanaklı lazanya ve peynirli ekmek denedim. Lazanya şuan fırında pişiyor. Ekmek de mayalanma aşamasında. Bu iki tarifi de ilk defa deniyorum. Lazanya yemek istiyordum nasıl yapsam diye düşünürken bu tarifi çıkarttım ortaya 🙂 Ekmek de hamur olarak sürekli kullandığım tarif ama içini malzemelerle doldurup pişireceğim. Bakalım nasıl olacak ….

Lazanya tarifiyle görüşmek üzere …

 

 

Öne çıkan

Günün Özeti

IMG_0399

Hava bozuk, yağışlı ve kasvetli …. Sabah ki güneşli havadan eser yok. Sabah yürüyüşünden sonra kahve ve güzel bir omletle güne güzelce başladık. Bugün için aklımda elmalı tart yapmak vardı. Ama sürekli yağan yağmur nedeniyle markete gitmek istemedim. Elmalı tart tarifi haftaya kaldı yani… Ama beklediğinize değecek. Normal elmalı tartlardan yapılış ve tat olarak biraz farklı. Şarapla veya sadece elma suyuyla da yapılabilir.Devamı ayrıntılı haftaya …

Bugün omletten sonra pişirdiğim tek şey patates cipsi …Bu yüzden size yeni bir tarif yazmıyorum çünkü tarifleri fotoğraflarıyla yayınlamak nasıl bir sonuç alacağınızı görmeniz açısından benim için önemli.

Bugün eşimle aklımızdan şimdi cips olsada film izlerken yesek düşünceleri geçerken tabi ki markete gidip cips almadım. Malum fazlasıyla yağlı, katkı maddeli ve sağlıksız bir ürün ama tadının güzel olmadığını da söyleyemem 😀 (eee o kadar katkı maddesi boşuna değil)  Hemen patatesleri ince ince doğradım. Cips kadar ince değildi ama sonuç güzeldi. Köri, karabiber, kırmızı biber, tuz ve maydanoz katıp birazcık yağ ile fırın tepsisinde karıştırdım. Tepsiye patatesleri yaydım. 200 derecede istediğim kıtırlığa gelene kadar bekledim ve süper doğal patates cipsi yemeğe hazır… Afiyetle yedik.

Son olarak yakında İtalyan ekmeği ‘Focaccia’ nın (domatesli, zeytinli ekmek) çavdar unuyla yaptığım halini de paylaşacağım.

Durum güncellememi de yaptığıma göre şimdilik gidiyorum. Hepinize güzel bir gün diliyorum.

Yeşille güne başlamak !

cropped-img_1-162.jpg

Merhaba,

1-2 haftadır eşimle birlikte sabah kahvaltında smoothie içmeye başladık. Genelde sebze ve meyve tüketmeye özen gösteriyoruz, ama Almanya’ da yaşamanın avantaj veya dezavantajı da diyebiliriz birçok peynir çeşitleri ve mis kokulu ekmek çeşitlerini  bulabilmemiz.  Kahvaltı keyfinide sevince sanırım biraz yemeği abartıyoruz. Gün içinde de dünya mutfağından çeşitli tariflerle denemeler yapıyoruz. Çeşitli ve değişik baharatları ve acı soslarıyla Asya mutfağı bizim favorimiz.

Sonunda biraz daha hafif beslenmeyi deneyelim dedik. Blenderımız yoktu, araştırıp smoothie için uygun bir blender aldık. Araştırmamız sonunda gördük ki sebze ve meyvelerin küçük parçalara ayrılması çok önemliymiş. Çok pahalı ürünlerde var bunun için ama bence çok para harcamadan da iyi bir ürün bulunabilir. Biz de uygun bir ürün bulduk ama burdan markasını yazmam belki uygun olmaz.

Smoothie denemelerimiz de birçok yeni bilgi edindik. Karpuzu ve kiviyi kabuğu ile birlikte blendera koyabilirsiniz. Rokanın keskin bir tadı var ama elma, muz, limon ve herhangi yeşil salata ile birlikte karıştırdığınızda keskin tadın biraz kaybolduğunu ve meyvelerle birlikte güzel bir bütünlük sağladığını görebilirsiniz. Eşim yabani otlarla çok ilgili ve açıklamalı bir kitaba sahip. Bazen dışarıdan topladığı yabani otlarla geliyor eve, içeceğimizi yaparken kullanıyoruz. İsterseniz karıştırıcıya kuruyemiş, keten tohumuda koyabilirsiniz. Ama ilk aşamada kuruyemiş çok tavsiye edilmiyor çünkü sebzeleri pişirmeden direk tükettiğiniz için midenin alışmasına izin vermeniz gerekiyor.

Sabah kahveyle güne başlıyor kendimizi daha enerjik hissediyorduk ama şimdi kahve alışkanlığımıza da ara verip güne yeşil içeceğimizle başlıyoruz. Kendi adıma söylemem gerekirse sabah saatlerinde hiç bu kadar aktif ve enerjik olduğumu hatırlamıyorum. Başka hiçbirşey yemeden 3-4 saat enerji ile işlerimi halledebiliyorum. Vücuttaki şişkinliğide aldığını söyleyebilirim.

Sabahları yeşil içecekle başlamayı deneyenleriniz olursa sizinde deneyimlerinizi duymak isterim.

Sağlıklı günler ….

a (75)

Öne çıkan

Merhaba dünya!

Bloguma hoşgeldiniz.

Evde günlük denemelerimi, yeni, kolay ve lezzetli tarifleri fotoğraflayıp, ayrıntılı anlatımlarla, pratik bilgiler vererek sizlere ulaşmayı istiyorum. Umarım beğenirsiniz, yorumlarınızı ve sorularınızı bekliyorum ….